Kulkuloğlu'na fezleke, Kılıçdaroğlu'na takipsizlik

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kayseri Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili iddiaları dile getirirken Avukat Yakup Erikel'in ''sahte vekalet kullandığını'' ifade eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında takipsizlik kararı verdi, aynı iddialar dolayısıyla CHP Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu hakkında dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırladı.

  • AA
  • Gündem
  • Perşembe 19.07.2012 11:47
Avukat Erikel, Kılıçdaroğlu ve Kulkuloğlu hakkında, 29 Aralık 2010'da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Erikel, suç duyurusunda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ilgili siyasi tartışmalarda, Kılıçdaroğlu ve Kulkuloğlu'nun, ismini ''sahte vekalet kullanan avukat'' olarak karıştırdığını ifade etti ve bu nedenle güç duruma düştüğünü kaydetti.
Şikayet edilenlerin, müvekkili Hacı Ali Hamurcu'ya hukuk hizmetini vekaletsiz olarak verdiğini ileri sürdüklerini belirten Erikel, ''Hamurcu'nun, kardeşi Avukat Yusuf Erikel'e Ankara Yenimahalle 3. Noterliği aracılığıyla vekaletname verdiğini, kardeşinin müvekkiliyle görüşme tutanağı ve vekalet anlaşması imzaladığını daha sonra kardeşinin, vekaletnameye istinaden kendisine tevkil çıkardığını'' anlattı.
Bu tevkil ile Hamurcu'nun dosyasını Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve Yargıtay'da takip ettiğini bildiren Erikel, ilgili kanunlarda müdafii sıfatına haiz olmak için noterden vekaletname çıkartmanın şart olmadığını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihadına göre de sanığın, hakim huzurundaki bir avukatı müdafi olarak kabul ettiğini bildirdiği anda müdafi sıfatının kazanıldığını, dolayısıyla sahte vekalet kullanmadığını dile getirdi.
Kardeşinin, tartışmalar üzerine, o sırada bulunduğu Silivri Cezaevi'nden faksla vekaleti teyit ettiğini kaydeden Yakup Erikel, ''Tartışılan konunun, kardeşinin verdiği tevkil belgesindeki noter yevmiye numarasının sehven yanlış yazılmasından kaynaklandığını, bunun hukuki değeri olmadığını ve her aşamada düzeltilebileceğini'' ifade etti.
Yakup Erikel, şikayet edilenlerin şahsına, mesleki ve ailevi hayatına yönelik asılsız suçlamalarda bulunduğunu ifade ederek, Kılıçdaroğlu ve Kulkuloğlu'nun cezalandırılmalarını talep etti.

-Kılıçdaroğlu hakkında takipsizlik-

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında takipsizlik kararı verdi.
Kararda, TBMM tutanaklarına göre Kılıçdaroğlu'nun, iddiaları 13 Aralık 2010'da TBMM Genel Kurulu'nda, sonraki günlerde ise bazı televizyon kanallarında dile getirdiği belirtildi.
Anayasa'nın 83/1. maddesindeki, ''Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı'nın teklifi üzerine Meclis tarafından başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar'' düzenlemesine dikkat çekildi.
Hükme göre, bir milletvekilinin yasama görevini yerine getirdiği sırada sarf ettiği sözler, açıkladığı düşünceler ve verdiği oylar dolayısıyla cezai takibata uğramasının mümkün olmadığı belirtildi.
''Anayasa koyucunun bu tabir ile mutlak dokunulmazlığın kapsamını fiziksel olarak belirli bir mekanla sınırlamadığı, işlevsel olarak yasama fonksiyonunun ifade edildiği yerleri öngördüğü'' kaydedilen kararda, bu nedenle ''meclis çalışmaları'' deyiminin geniş yorumlanması gerektiği, bu bağlamda Meclis Genel Kurul toplantılarının, siyasi parti grup toplantılarının, Meclis araştırması veya soruşturması komisyonlarının Meclis dışında, hatta yurt dışında yaptığı toplantı ve çalışmaların da bu kapsama girdiğinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Kararda, şöyle denildi:
''Somut olayda, Kılıçdaroğlu'nun, Meclis Genel Kurulu'nda söylediği sözler ile daha sonra televizyonda söylediği sözler arasında benzerlik bulunduğu ve genel kurulda bahsettiği konuların tekrarı niteliğinde olduğu, bu nedenle, Anayasa'nın 83/1. maddesi uyarınca Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmak şeklinde gelişen eyleminin mutlak dokunulmazlık kapsamında bulunduğu anlaşıldığından, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildi.''

-Kulkuloğlu hakkında fezleke-

Kulkuloğlu hakkında ise ''Yargı görevini yapana görevinden dolayı hakaret'' suçlamasıyla Anayasa'nın 83/2 maddesi uyarınca dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanarak, TBMM'ye iletilmek üzere Adalet Bakanlığı'na gönderildi.
Fezlekede, Kulkuloğlu'nun, Kılıçdaroğlu'nun 13 Aralık 2010'da TBMM Genel Kurulu'ndaki sözlerini izleyen günlerde, TBMM'de basın toplantısı düzenlediği ve Erikel hakkında iddiaları dile getirdiği ifade edildi.
TCK'nın 6/d maddesinde, avukatların da ''yargı görevi yapan'' tanımına girdiğine işaret edilen fezlekede, Erikel'in, ''iftira'' suçundan şikayetçi olduğu, buna karşın eylemin, yargı görevi yapana hakaret suçunu oluşturduğu kaydedildi.
Fezlekede, Kulkuloğlu hakkında, ''yargı görevi yapana görevinden dolayı hakaret'' suçundan takibat yapılabilmesinin Anayasa'nın 83/2. maddesi uyarınca, yasama dokunulmazlığının TBMM tarafından kaldırılmasına bağlı olduğu anımsatılarak, ''TBMM'nin takdirlerine tevdi olunmak üzere fezleke ve eki soruşturma evrakı ilişikte sunulmuştur'' denildi.