'Bir numaralı mağlup Gülen'

Cemaat yapısına ilk karşı çıkanlardan Metin Karabaşoğlu, seçimin bir numaralı mağlubunun Gülen olduğunu söyledi. Karabaşoğlu, "Sokakta Gülen hareketinin bir karşılığı yokmuş" dedi

Risale-i Nur hareketi içinde yetişmiş, önemli isimlerden biri olan, Bediüzzaman Said Nursi ve eserleri hakkında birçok önemli çalışmaya imza atan yazar Metin Karabaşoğlu, AK Parti'nin zaferiyle sonuçlanan 30 Mart yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi. Nurcu gruplar içinde Gülen grubuna ilk itiraz eden isim olarak bilinen Karabaşoğlu "Seçimlerin bir numaralı mağlubu Gülen'dir. Sokakta Gülen hareketinin karşılığı yokmuş" dedi. Cemaat'in önümüzdeki günlerde nasıl bir tavır alacağına yönelik öngörülerde de bulunan Karabaşoğlu şu değerlendirmeleri yaptı:

Kara propaganda işe yaramadı:
AK Parti'nin oy oranlarını düşük göstermek, yasadışı dinlemeler, iftiralar, yapılan tüm bu kara propagandaların sandıkta yankı bulmadığı anlaşılıyor. Daha önceki yıllarda benim de içinde bulunduğum bir grupta Doğru Yol Partisi dayatması vardı. Ancak o dönemde taban, tavandan gelen bu propagandaya rağmen kendi aklı ile hareket etti.

Cemaat olgusu bir PR faaliyetiymiş:
Burada iki ihtimal vardı. Ya, cemaat kendi aklı ile hareket ederek oyunu AK Parti'ye verdi ya da cemaatin tahmin edilenin aksine toplumda bir karşılığı yokmuş. Ben ikinci ihtimali daha güçlü görüyorum. Cemaat olgusu bir PR faaliyetiymiş. Cemaatin bize inandırılan gücü kadrolaşmadan ibaretmiş. Sokakta Gülen hareketinin bir karşılığı yokmuş. Seçim sonuçları bize bunu gösteriyor.

Hata ettik demezler:
Bence seçimin mağlubu gönüllülerini CHP'ye oy vermeye zorlayan Gülen Cemaati'nin üst kadrosudur. Tabii bir de seçimin bir numaralı mağlubu var. Seçimin bir numaralı mağlubu tartışılmaz bir şekilde Fethullah Gülen'dir. Keşke hata ettiklerini kabul etseler. Ama bu imkansız gibi görünüyor. Bugün hata ettiklerini kabul ederlerse geçmişteki birçok davranışları da sorgulanır hale gelecek. Dolayısıyla "hata ettik" demeyecekler.

Uzlaşma çabaları inandırıcı değil:
Cemaat medyasının tavrı da çok farklı değil. Bu kadar ateşli propagandadan sonra seçim sonuçlarını soğukkanlı bir şekilde karşılamalarını zaten beklemiyorduk. Cemaat medyasındaki ilk sinyaller de bu yöndeydi. Herkesin gözünün önünde gerçekleşen seçimin sonuçlarını bile çarpıtmaya çalışarak farklı bir algı oluşturma gayreti içine girdiler. Bir yandan iktidara karşı savaşı sürdürürken diğer yandan uzlaşı mesajları verme gayretlerini de şaşkınlıkla izliyorum. Seçimde CHP örgütü, cemaat kadar çalışmadı. Durum bu iken uzlaşma görüntüsü vermek inandırıcı değil. Şimdi uzlaşma sinyalleri vermeleri çok itici.

Gülen'den yarım ağız sinyaller gelebilir:
Fethullah Gülen'den bundan sonra bir çok anlama gelecek yarım ağız şeyler duyabiliriz. Ama kesinlikle "hata ettik" demeyecektir.

Erdoğan'sız AK Parti için çalışabilirler:
Her zaman yaptıkları gibi diyalog kapısını kapatmayacaklar, uzlaşı sinyalleri verecekler ama diğer yandan hükümete karşı faaliyetlerini sürdürecekler. AK Parti'yi sandıkta yenemeyeceklerini anladıklarında Erdoğan'sız AK Parti'yi dizayn etmek için çalışacaklar. Erdoğan Çankaya'ya çıkma kararı alırsa cemaatin bu tavrı daha da sertleşebilir.

Daha fazla marjinalleşecekler:
Sandıkta alamadıkları sonucu başka yerlerden almaya çalışacaklar. Belki sandık dışı ve demokrasi dışı yöntemlere de başvuracaklar. Bunların tümü daha fazla marjinalleşmelerine neden olacaktır.

Tabanla tavanın arası açılır:
Süreç içerisinde tabanı kaybedecekler. Kendisini bu kadar siyasetin ortasına koyan bir yapı zamanla meşruiyet zeminini kaybeder. Yanlış yerde durduğunu kabul etmeyip inat ettikçe taban ile tavan arasında mesafe açılacaktır. Cemaat içinde bundan sonrası bölünmeler bekliyorum.

Erdoğan nefretiyle besleniyorlar:
Cemaat şu an pozitif bir enerji almıyor. Ters enerji ile besleniyorlar. Erdoğan nefreti üzerine bir politika izliyorlar. Varlıklarını Erdoğan'ı yok etmeye bağlamışlar. Bu motivasyon cemaat tabanını uzun süre ayakta tutacak kadar güçlü değil.

"Biz bu işte yokuz" diyebilmeliler:
Cemaat tabanı, kendi asli sınırlarına çekilmeli. Tepe noktasını da buna zorlamalı. Cemaat içindeki karar verici mekanizma siyasete dizayn etmeye kararlıysa, cemaat tabanı "Biz bu işte yokuz" diyebilmeli, gerekirse yolunu ayırabilecek kararlılığı gösterebilmeli. Ben cemaat tabanındaki rahatsız kitlenin bu suskunluğunu doğru bulmuyorum.

Özenli bir ameliyat gerek:
Devlet içinde devlet olmaya çalışan bütün unsurlar safdışı edilmeli. Bu yapılırken bir örgüt yapısı içinde olanlarla kirli ilişkilere girmeyen gönüllü insanları ayırmak lazım. Ameliyat mutlaka lazım ama özenli ve merhametli olunmasında fayda var.