Avrupa’nın bir Recep Tayyip Erdoğan’ı yok

Avrupa’nın bir Recep Tayyip Erdoğan’ı yok

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik: Avrupa’da lider yetişmiyor. Kitleler sosyal adalet ve gelir eşitliği istiyor. Avrupa batıyor ve onları kurtaracak bir Erdoğanları da yok

Mülteciler Anlaşması ile normalleşme yoluna giren Avrupa Birliği (AB)- Türkiye ilişkilerinde son dönemde yine krizler yaşanıyor. Başta İngiltere ve Almanya olmak üzere AB üyesi ülkelerden gelen açıklamalarla birlikte Avrupa medyasında doğrudan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı hedef alan haberler bu krizi daha da derinleştirdi. Türkiye'nin Batı ile olan ilişkilerindeki son durumu, Avrupa medyasındaki kronik Türkiye düşmanlığını ve Erdoğan karşıtlığını, uzun yıllar Turkish Daily News gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği yapan ve Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini 40 yıldır bir gazeteci olarak izleyen Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik'le konuştuk:
Fransa olayları... Avrupa ciddi bir buhran içinde. Bunun sosyolojik ve ekonomik nedenleri var ve Avrupa da bunların üstesinden gelebilecek liderler yetişmiyor. Onun için halk yeni akımlara kapılıyor. Fransa'da aşırı sağ güçleniyor, yaşananlar buzul dağının ucu. Avrupa'da kitleler sosyal adalet istiyor, gelir eşitliği istiyor. Avrupa batıyor ve onları kurtaracak bir Recep Tayyip Erdoğanları yok.



KENDİNİ YÜKSEKTE GÖRÜYOR
Avrupa mülteciler sorununu nasıl çözecek? Avrupa'nın mülteci sorunları derinleşerek büyüyecek. Dün sömürülenler bugün kendilerini sömürmüş olanlardan, Avrupa'ya gelerek kaybettiklerini geri istiyor. Batı, İslamofobi ile bizleri zayıflatmaya çalışacağına İslam'la nasıl barışık yaşarım diye kafa patlatmalı.
Fransa'da polisin göstericilere müdahalesi çok tartışılmadı. Oysa Türkiye'deki olayları günlerce yayımlamışlardı... Onlarda terör olayları olursa istedikleri gibi insan haklarını askıya alıp, hak ve özgürlükleri rafa kaldırıp polisiye tedbirlerle insanlarını korumaya çalışırlar. Bizde böyle olaylar oldu mu hatta ülkenin bütünlüğüne saldırı oldu mu, birileri ayrılıkçı bir hareketin içine girdi mi onlara karşı ciddi güvenlik önlemleri almamıza karşı çıkıyorlar. Yani onların insanları kıymetli, bizimkilere ne olursa olsun.

İNGİLTERE DALGA GEÇİYORMUŞ
Türkiye düşmanlığının sebebi ne? İki yanlışlık var. Birincisi, onlara göre zaten biz insan haklarından anlamayız. Yani bizim insanların hakları, özgürlüklerine duyarlı olabileceğimize inanmıyorlar. Kendilerini yükseklerde görüyorlar. Burada Türkiye aleyhine önyargı yaratıp zorunlu olmadıkça bizim asla onlarla aynı masada, aynı oluşumlarda beraber olmamızı istemiyorlar. İşte yılan hikâyesine dönen Türkiye'nin AB tam üyeliği. NATO'da ise bize katlanmaların sebebi bizim stratejik ve askeri gücümüzü arkalarına alma isteği.
İkinci sıkıntı ise bizi zaten kendilerinden görmüyorlar. Fransa'da ve Belçika'da terör saldırısı oldu mu ABD bile yas tutuyor ama biz de aynı şeyler oldu mu hiçbir şey hissetmiyorlar onun için de bize devamlı akıl öğretmeye terör yasalarımız hakkında fikir yürütmeye devam ediyorlar.
Kendi AB üyeliğini tartışmaya açan İngiltere'nin, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki katı hatta aşağılayıcı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben İngiltere'de büyüdüm. İngilizler AB'den ayrılma konusunda haklı olabilirler. AB karşıtları bunu gayet güzel tezlerle kampanya konusu yapabilirler. Ama bunları yapacaklarına saçma sapan tezlerle AB'ye karşı çıkıyorlar. Irkçı ve ötekileştirici söylemlerle bir yere varamazlar. Hele hele "AB yüzünden ülkemiz mülteci ve sığınmacı akınına uğrayacak" söylemleri tamamen abartı ve yanlış. Daha kötüsü "Türkiye yakında tam üye olunca Türkler İngiltere'yi istila edecek" iddiaları vahim.


Kimsenin bizi AB'ye uzun bir zaman almaya niyeti yokken ve bunları AB ülkeleri dile getirirken, İngiltere'de birilerinin bizi AB karşıtı kampanyalarda kullanmaları hepimizi rencide ediyor. Ama daha kötüsü bu iddialara cevap veren İngiliz yetkililer de saçmalıyor. İngiliz Başbakanı "Türkiye'nin 3000 yılına kadar üye olacağı yok" diyerek özüründen büyük bir hata yapıyor. Yani bizim AB tam üyeliğimizi en ciddi şekilde savunan İngiltere esasında bizle dalga geçiyormuş. Bu olaylar AB ülkelerinin düştüğü zavallı durumu ve Avrupa da Tayyip Erdoğan gibi liderlik vasfı gösterecek kişilerin olmadığını gösteriyor.

AMAÇ TÜRKİYE'Yİ ENGELLEMEK
DAEŞ terörüyle mücadele ettiğini iddia eden Batı'nın PYD, PKK ve DHKP-C konusundaki ikiyüzlü tutumu hakkında ne söylemek istersiniz? Acaba Batı gerçekten DAEŞ'le yüzleşebildi mi? Yoksa her şey bir numara mı? Batı'nın PYD, PKK ve DHKP-C konusundaki ikiyüzlü tutumu her konuda bize karşı olan ikiyüzlü tutumlarından farklı değil. Batı, Türkiye'nin Erdoğan önderliğinde büyük Türkiye'yi gerçekleştirebileceğini görüyor ve önünü PYD, PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleri ile kesmeye çalışıyor.

VAATLERİ HAVADA KALDI
AB ile yapılan mülteciler anlaşması Türkiye açısından amacına ulaştı mı?
Bence ulaşmadı. Mülteciler konusunda Türkiye sözlerini tuttu ve hatta daha da fazlasını yaptı, yapıyor. Ama anlaşmaya bağlı olan ve AB tarafından tutulması gereken sözler havada kaldı. Vize havada kaldı. Mülteciler için 3 milyar euro da havada kaldı. Biz ise Batı'nın Suriye'deki hataları yüzünden evlerinden olan 3 milyon Suriyeli'ye ev sahipliği yapıyoruz. Türkiye bunu Ensar ruhuyla yapıyor ve çok şükür Cenap-ı Allah da Türkiye'ye bereketini esirgemiyor.



"ALMANYA'DA ERDOĞAN KARŞITLIĞI ÜST AKLIN İŞİ"
Almanya medyasında çok açık bir Erdoğan düşmanlığı var. Bu saldırgan tutumun sebebi nedir?
Bu saldırılar bir üst aklın işi. Gayet planlı ve koordineli. Liberal Almanlar, solcular ve hatta bazı Hıristiyan Demokratlar bile bu olayda kullanılıyor. Peki neden? Bunun iki sebebi var. Birincisi Almanlar Türkiye'yi ortak olarak görmüyor. Onlara göre Türkiye Batı'nın işlerini görmek için bir araç. Erdoğan gibi bir liderin ortaya çıkıp Batı'nın istekleri dışında bağımsız politikalar uygulamaya kalkması onları deliye döndürüyor ve bu yüzden Erdoğan'a karşı bir düşmanlık var. İkincisi ise Erdoğan, Almanların planlarını alt üst ediyor. İstanbul'da üçüncü havalimanı demek Almanların Frankfurt Havalimanı'na rakip demek. Almanların işlerine çomak sokulması demek. Bütün bunların yanında Almanya ikiyüzlü davranıyor. PKK'ya terörist diyorlar ama PKK'ya sempati ile bakan Alman siyasetçiler var ve onlar da Erdoğan düşmanlığını körüklüyor.

O RAPORLARI KİMSE CİDDİYE ALMAZ
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri'nin Demirtaş ve Can Dündar ile Brüksel'de kol kola çekilmiş fotoğrafları paylaşıldı. Türkiye raporlarını gerçekten bunlar mı hazırlıyor?
Türkiye olarak kendimizi Avrupa'ya yeterince anlatamıyoruz. Ama acaba Avrupa da bizi dinlemek istiyor mu? Kati Piri, Demirtaş'a "Partiniz nasıl oluyor da PKK'nın uydusu gibi davranıyor" diye sormuyor? Fransa ve Belçika'da öldürülen DAEŞ teröristlerine Avrupa'da bir parti sahip çıksa, o partinin milletvekilleri bunların cenazelerine katılıp "Davanızı biz sürdüreceğiz" deseler Avrupalılar o partiyi ne yapar? O milletvekilleri ne olur? Kati Piri bunlara cevap veremez. O zaman yazılan raporlar bir işe yaramaz. Kimse de ciddiye almaz.