"Darbe teşebbüsünün kırılmasını sağladım"

"Darbe teşebbüsünün kırılmasını sağladım"

İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturmanın ardından 270 sanık hakkında açılan davada tutuklu yargılanan eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan, 15 Temmuz'da darbe karşıtı emirler vererek darbe teşebbüsünün kırılmasını sağladığını öne sürdü.

  • AA
  • Gündem
  • AA
  • Pazartesi 20.03.2017 15:17

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in bir numaralı sanık olduğu davanın görülmesine Aliağa Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'ndeki salonda devam edildi. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kaydedilen duruşmada tutuklu sanık Demirarslan, 34 yıllık askerlik hayatında kanun ve yönetmeliklerin emrettiği hususların dışına çıkmadığını, kimseden yasa dışı emir ve talimat almadığını, suç sayılabilecek eylemlerde bulunmadığını ileri sürdü.

Devlete, millete ve silah arkadaşlarına ihanet etmediğini savunan sanık Demirarslan, hakkındaki suçlamaların ise "onur kırıcı ve kara bir leke" olduğunu iddia etti.

Sanık Demirarslan, FETÖ içinde yer almadığını ve darbecilere yardım etmediğini ileri sürerek, "Menfur darbe girişimi, devlet adamlarımızın liderliğinde el ele veren halkımız, ordumuz ve güvenlik güçlerimizce önlenmiştir. Darbenin önlenmesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığının katkısı büyüktür. Darbe karşıtı harekatın hava boyutuna, en kıdemli havacı olarak Eskişehir Harekat Merkezinde komuta ettim. Bunu da gurur vesilesi olarak görüyorum." ifadelerini kullandı.

Demirarslan, "Hava Kuvvetleri Komutanlığında FETÖ/PDY mensuplarının çekirdek kadrolara gelmelerinde aktif rol aldığı, Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timlerinin üslerde konuşlanması için destek verdiği ve örgüt mensuplarının MAK'a yerleştirilmesinde rol aldığı" suçlamalarını reddetti.

İddianamede bu suçlamaya yönelik hiçbir somut delil bulunmadığını öne süren Demirarslan, tanık olarak ifade veren Astsubay Erten E'nin, hakkında bilgi sahibi olmadan, dedikoduya yönelik beyanda bulunduğunu iddia etti.

FETÖ'nün "suikast timi"ni yöneten ve darbe girişiminden sonra TSK'dan ihraç edilen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in terfisinde hiçbir gayret ve çalışmasının bulunmadığını öne süren sanık Demirarslan, "Amirleri 'Terfi etmesi uygundur.' diye kanaat bildirdikleri için terfi etti. Personel başkanının atama çalışmalarına doğrudan katılımı söz konusu olmaz. Benim terfim ise 17-25 Aralık sonrası, 2014'te olmuştur. 2015'te kurmay başkanlığı görevine atanmam bizzat Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın isteğiyle yapılmıştır. 'Ünal, ufacık bir şüphesi olsaydı bu atamayı yapmazdı' diye düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Demirarslan, MAK timlerinin 2 merkezde toplanmasına yönelik projenin dönemin Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Şanver öncülüğünde başlatıldığını, toplantıya da eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk'ün başkanlık ettiğini kaydetti.

"Darbe teşebbüsünü öğrenince geldiği Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığında 16 Temmuz saat 03.00'e kadar kaldığı, darbecilere müdahale etmediği, bizzat örgüt üyelerince kendisine tahsis edilen uçakla Eskişehir'e hareket ettiği" suçlamalarına ilişkin savunma yapan Demirarslan, darbe girişiminin yaşandığı gün Özdere'deki askeri kampta bulunduğunu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın, "Genelkurmay Başkanlığınca tüm askeri uçuşların durdurulduğu, havadaki uçakların da inlemeleri" yönündeki emrini bir albaydan aldığını, bu önlemin de terör örgütü PKK'nın uçaksavar ve füze saldırısına karşı olduğunu düşündüğünü savundu.

"DARBE GİRİŞİMİ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM"

Korgeneral Şanver'in kızının İstanbul'da düğününe katılan eşinin, Korgeneral Fikret Bilgin'in derdest edildiğini söylediğini anlatan Demirarslan, şöyle konuştu:

"Televizyonda Ankara'da alçak uçuş yapan jetleri ve patlamaları gördükten sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığına gitmeye karar verdim. Hiç kimseden emir almadan, Ankara üzerindeki illegal alçak uçuşlara reaksiyon göstermek amacıyla yola çıktım. Bugün olsa aynısını yaparım. Olayı önce bir terör girişimi olarak değerlendirmiştim. Darbe girişimi olduğunu o saatlerde bilmiyordum. Yola çıktıktan kısa bir süre sonra saat 23.09'da Orgeneral Ünal'la yaptığım görüşmede, uçuşları kontrol etmek maksadıyla 'Bir uçak bulabilirsem, Ankara'ya döneyim.' şeklinde bir teklifte bulundum.

Orgeneral Ünal da bana üslerin güvenli olmayabileceğini, bunun için Eskişehir Hava Harekat Merkezinin uygun olabileceğini söyledi ancak darbe ya da kalkışma olduğuna dair herhangi bir şey söylemedi."

Sözde sıkıyönetim görevlendirme listesinde "Hava Kuvvetleri Komutanı" olarak göründüğünü meslekten ihraç edilen Albay Veysel Kavak ile yaptığı telefon görüşmesinde öğrendiğini savunan sanık Demirarslan, bunun üzerine "Olmaz öyle şey, bu liste nereden çıkmış? Saçmalık. Sıkıyönetim emrine kesinlikle uyulmayacak." emrini ilettiğini savundu.

Tutuklu sanık Demirarslan, Çiğli'de kimlerin ne gibi faaliyet yürüttüğünü bilmediğini, oradaki gelişmelerin Kaklıç'a varmadan önceki saatlerde gerçekleştiğini söyledi.

"Fiziki olarak Kaklıç'taydım ancak beyin olarak Ankara ve Eskişehir'deydim. Karargah, darbecilerin eline geçmedi. Sürecin bu hale getirilmesinde kritik zamanlarda müdahalem nedeniyle çok önemli katkım olduğunu düşünüyorum." diyen Demirarslan, darbecilerin karargah ve harekat merkezinden kanunsuz emir veremediğini öne sürdü.

Sanık Demirarslan, şöyle devam etti:

"Kritik zamanlardaki müdahalemin, Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargahında dengenin darbeciler aleyhine değişmesine neden olduğunu şimdi daha iyi görüyorum. Eskişehir'deki Tuğgeneral Recep Ünal ya da Albay ismail Üner'e, 'Uçuşların kontrol altına alınması ve uçakların indirilmesi için ne gerekiyorsa yapın. Gerekiyorsa uçakları vurun.' emrini verdim. Akıncı Üssü'nden uçak ve helikopterlerin kalkışının engellenmesi, darbe girişiminin kırılmasını sağladığı gibi darbecilerin kaçmasını da engellemiştir. Hain FETÖ'ye karşı kararlı duruşumuz olmasaydı kalkışmanın çok daha uzun süreceğini, daha çok masum canın yanacağını söylemek bir kehanet olmaz. Görüleceği üzere komutayı devralarak darbe karşıtı hava harekatında en üst seviyede sorumluluk alarak tereddütsüz emirler verdim, darbe teşebbüsünün kırılmasını sağladım."

"YAZILI EMİRLE İLGİM YOK"

Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan, en başından itibaren hükümetin ve milletin yanında yer aldığını savundu.

Saf değiştirmediğini, olan biteni seyretmediğini iddia eden Demirarslan, "Darbe karşıtı verdiğim emirler, kimlerle görüştüğüm dikkate alınmadığı için gözaltına alındığım sırada yapılan yayınlarda 'part time darbeci' şeklindeki haberlerle yargısız infaz yapılmış, soruşturma makamı olumsuz etkilenmiştir." beyanında bulundu.

Sanık Demirarslan, şunları dile getirdi:

"Başbakan Binali Yıldırım'ın uçakların vurulması direktifi vermesi üzerine kendisinden 'yazılı emir istediğim, FETÖ tarafından kullanılan uçakların düşürülmesini zorlaştırdığım, direnç gösterdiğim' yönünde haberler verildi. Halbuki bu direktif, Başbakan Yıldırım tarafından Korgeneral Cemal Ziya Kadıoğlu'na verilmiştir. Yazılı emirle hiçbir ilgim yoktur. Bu emri yerine getiren kişiyim, karşı çıkan değil. Gerçekler tutuklanmamdan 5 ay sonra ortaya çıktı. Bu lekeyi silmem mümkün değil. Eskişehir Harekat Merkezinden icra edilen darbe karşıtı hava harekatını Başbakan Binali Yıldırım ve Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın emir ve talimatlarıyla icra ettim.

Yaptığım telefon görüşmeleri ve hava harekat merkezindekiler buna delildir. Başbakan Yıldırım ve Bakan Işık ile 30-40 telefon görüşmemiz olmuştur. Bakan Işık ile çok yakın çalıştık, kendileri yaptıklarıma şahittir ki benimle ilgili tanıklık yapacağını ifade etmiştir. Faaliyetlerim, hükümetin emriyle darbecilere karşı olmuştur. Başbakan Yıldırım ve Bakan Işık'tan aldığım emirleri tereddütsüz uygulayan bir kişi olarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engelleyemeye teşebbüs suçlamasını reddediyorum."

Darbecilere sözlü ya da yazılı bir emrinin olmadığını, hiçbir belgede imzasının bulunmadığını savunan sanık Demirarslan, tahliye talebinde bulundu.

İDDİANAME

İzmir'de FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya tarafından hazırlanan bin 300 sayfalık iddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

İddianamede, Fetullah Gülen'in birinci şüpheli olduğu 267 sanığa "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlamaları yöneltilmişti.

Daha sonra hazırlanan ek iddianameyle 3 kişinin daha dosyaya ilave edilmesiyle sanık sayısı 270'e yükselmişti.

Yargılananlar arasında tamamı Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen, "Yurtta Sulh Konseyi"nce Manisa ve İzmir'de sözde "sıkıyönetim komutanı" ilan edilen tutuklu sanıklar Ege Ordusu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen, NATO Kara Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Salih Sevil, Bornova 57. Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmed Nuri Başol, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız, Foça Batı Görev Grup Komutanı Tuğamiral Yaşar Çamur, Hava Teknik Okulları Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural, Amfibi Gemiler Komutanı Tuğamiral Erdal Ergün, Ulaştırma Personel ve Eğitim Komutanı Tümgeneral Mustafa İlter, İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı Tuğgeneral Osman Nadir Saylan, Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka, Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğgeneral Veyis Savaş ile Gaziemir Hava Sınıf Okulları Komutanı Tuğgeneral Ersal Ölmez de bulunuyor.