FETÖ parmağı 10 yıl sonra deşifre oldu

FETÖ parmağı 10 yıl sonra deşifre oldu

Hrant Dink suikastında hazırlanan ikinci iddianamede, FETÖ’nün ‘cinayete yol verdiği’ belirtiliyordu. Hazırlanan son iddianame ise örgütün cinayete doğrudan iştirak ettiğini delilleriyle ortaya koyuyor

Üzerinden 10 yıl geçen Hrant Dink cinayetinde sır perdesi açılıyor. Cinayette ilk olarak eylemi gerçekleştirenlere dava açılmıştı. Cinayeti milli-ulusalcı bir çetenin işlediği öne sürülmüş, 17 Aralık darbe girişiminden sonra cinayet soruşturması FETÖ'ye uzanmıştı. FETÖ'cü emniyet görevlileri ve müfettişlere açılan ikinci davada "FETÖ'nün Dink'e suikast yapılacağını bildiği ve cinayete yol verdiği" belirtildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ise cinayetteki tüm FETÖ parmağı deşifre oldu. 3'üncü iddianamede FETÖ'nün cinayete direkt iştirak ettiğine yönelik deliller var.

İADE EDEN SAVCIYA SÜRGÜN
İlk soruşturmayı İstanbul Beşiktaş Adliyesi'ndeki dönemin özel yetkili savcıları Fikret Seçen ve savcı Selim Berna Altay yürüttü. İddianame aynı yıl 20 Nisan'da hazırlandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi, eksiklik gerekçesiyle savcılığa iade etti. Ancak savcılığın itirazı üzerine mahkeme iddianameyi kabul etti. İddianameyi savcılığa iade eden mahkeme heyeti başkanı Erkan Canak ise 4 Aralık 2010'da Sakarya'ya sürüldü. Yerine aynı mahkemenin üye hâkimi Rüstem Eryılmaz başkan oldu.

AKKAŞ 3 YIL HASIRALTI ETTİ
Hrant Dink'in katili Ogün Samast 22 yıl 10 ay hapse çarptırıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ana davada ise duruşma savcısı Hikmet Usta, cinayetin Ergenekon terör örgütünün Trabzon hücresi tarafından işlendiğini iddia etti. Mahkeme kararını 17 Ocak 2012'de açıkladı. Cinayetten mahkûmiyet kararı veren mahkeme, terör örgütü üyeliğinden ise sanıklara ceza vermedi. Yargıtay 13 Mayıs 2013'te örgüt yönünden verilen beraat kararını bozdu ve sanıkların "silahlı terör örgütü değil" de "suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt üyesi" olarak yargılanmalarını istedi.
Yargıtay'ın bozma kararı üzerine dava İstanbul'da yeniden görüldü. Soruşturmayı özel yetkili savcı Muammer Akkaş yürüttü. Akkaş, 2013'te hükümete karşı 25 Aralık darbe girişimine kalkıştı. Görevden alınan Akkaş'ın 3 yıl Dink cinayetindeki şüpheli kamu görevlileriyle ilgili hiç işlem yapmadığı, dosyayı sümenaltı ettiği ortaya çıktı. Yerine savcı Yusuf Hakkı Doğan görevlendirildi. O Yargıtay'a atanınca da Gökalp Kökçü geldi.

CİNAYETİ KAYDA BİLE ALMIŞLAR
Bu süreçte FETÖ'cü eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer tutuklandı. Savcı Kökçü, Akyürek ve Yılmazer'in yanısıra 26 kamu görevlisi hakkında dava açtı. İddianamede "FETÖ'nün Dink'e suikast yapılacağını bildiği ve cinayete yol verdiği", Yılmazer'in "C-5 Büro" adında, hükümet onayı alınmadan yasadışı bir birim kurduğu belirtildi.
Savcı Kökçü, Öz ile birlikte o dönem İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli tuğgeneral Hamza Celepoğlu ve gazeteciler Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz, Faruk Mercan, Ercan Gün'ün aralarında bulunduğu 28'i tutuklu 8'i firari 51 kişi hakkında üçüncü bir iddianame hazırladı.
Geçen hafta bu iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ana dava ile birleştirilmek üzere bu mahkemeye gönderildi. Bu iddianamede, öncekilerden farklı olarak FETÖ'nün "Cinayete yol verdiği" değil "Direk iştirak ettiği"ne hatta FETÖ'nün cinayet esnasında kayıt yaptığına yönelik deliller var. Cinayetin doğrudan Gülen'in azmettirmesi ile işlendiği de gözler önüne serildi.

KUMPASTA KİLİT İSİM FETÖ'NÜN ALTIN ÇOCUĞU
Cinayet tarihinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü, ASAF Tim Komutanı olarak görev yapan Yüzbaşı Muharrem Demirkale, Ogün Samast'ı takip eden jandarmanın komutanıydı. Demirkale, darbeye katıldı ve Ankara'da yaralandı. Demirkale'nin Zekeriya Öz'le cinayetten bir gün önce 5 kez, bir gün sonra 1 kez görüştüğü belirlendi. Üstelik cinayetten sonra polislerin ihmaline ilişkin soruşturmayı Öz yürütmüştü. Demirkale'nin FETÖ'nün "altın çocuğu" olduğu ortaya çıktı

BYLOCK'ÇU ÇIKTILAR
Suikast soruşturmasını başlatan bir kısım savcı, mahkemelerde görevli hâkimler, müfettişler, polis ve jandarma ekipleri ile resmi görevi olmadığı halde olaya iştirak ettiği tespit edilen şüphelilerin büyük çoğunluğunun, ByLock kullanıcısı olduğu ve FETÖ bağlantısı gerekçesiyle meslekten ihraç edildikleri ortaya çıktı.