Yeni insanlık suçlarına davetiye çıkarmayalım

Yeni insanlık suçlarına davetiye çıkarmayalım

Cumhurbaşkanı Erdoğan: PYD/YPG, PKK’nın düşük çocukları. DEAŞ’la mücadele ediyor diye bu örgütlerin etnik temizlik faaliyetlerine, cinayetlere tepkisiz kalmak, yeni insanlık suçlarına davetiye çıkarmaktır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün İstanbul'da düzenlenen Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi'ne katıldı. Erdoğan'ın burada yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle:
TERÖRDE LİDER SURİYE: Katil Esad bir devlet terörü estirmekte. Eğer insanlık, siyasi liderler devlet terörüne karşıysa, karşı olmaları gereken en önemli ülke Suriye'dir. Irak'ta yaşananlar sadece mezhebi de değildir. Mezhep kaynaklı yayılmacı bir etnik anlayışın tezahürüdür ve yayılmacı olan bu Pers mantığını çok iyi keşfetmemiz lazım.
DEAŞ'A EN BÜYÜK DARBE: Fırat Kalkanı ile DEAŞ'ı sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Şu ana kadar 3 bini aşkın DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. 2 bin 500 kilometrekarelik bir alanı teröristlerden arındırarak 50 bin Suriyelinin öz yurtlarına dönmesini sağladık. Kimseyi dışlamadan, bölgenin gerçek sahipleriyle işbirliği içinde icra ettiğimiz bu operasyon, DEAŞ'a şu ana kadarki en büyük darbeyi indirdi. DEAŞ'ından YPG'sine, El-Kaide'sinden Şebbiha'sına kadar eli kanlı bütün çeteler için eğitim kampına dönen terör bataklığının (Suriye) başka türlü kurutulabilmesi mümkün değil. Bunun için de terör örgütlerine karşı sergilenen ikircikli tavrın terk edilmesi gerekiyor.
PYD'Yİ YPG'Yİ BİZ TANIRIZ: Sırf DEAŞ'la mücadele ediyor diye PKK, YPG gibi terör yapılarının etnik temizlik faaliyetlerine, bölgede işlediği cinayetlere tepkisiz kalmak, yeni insanlık suçlarına davetiye çıkarmaktır. PYD'yi, YPG'yi biz tanırız. Bizdeki PKK terör örgütünün düşük çocukları, onların yetiştirmesi.
DEVLET KURDURMAYIZ: (Suriye'de operasyon) İki gündür sınırlarımıza Suriye tarafından ciddi manada havan toplarıyla atışlar yapılıyor. Biz de bunun gereğini yapıyoruz. Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanması kadar doğal bir şey yok. Biz bir hukuk devletiyiz, haklarımız neyse bunu kullanıyoruz ve kullanmaya devam edeceğiz. Tehditler sürdüğü müddetçe gereken her türlü tedbiri alacağız. Güney sınırımız boyunca bir terör koridorunun oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Hele hele Kuzey Suriye'de bir devlet kurma teşebbüsü içine giren malum bazı cahiller var, 'Cahil cesur olur' diyorlar ya o da o havalarda, kendine göre bakanlar kurulu oluşturuyor vesaire... Kuzey Suriye'de böyle bir devlet kuruluşuna asla müsaade etmeyiz. Çünkü Suriye'nin bölünmesine karşıyız.
ABD İLE TAZE SAYFA: Trump yönetimi ile üst düzey temaslarımız Ocak 2017'den beri yoğunlaşıyor. Sayın Trump ile Türk- Amerikan ilişkilerinde taze bir sayfa açacağımıza inanıyorum. Sayın Trump'ın önceki yönetime göre terörle mücadele, kimyasal ve nükleer silahların kullanımı ve Suriye'de devlet terörüne son verilmesi noktasında daha kararlı bir duruş sergileyeceğinin işaretini alıyorum. Rejimin kimyasal saldırıları sonrasında verilen cevap geç kalınmış olsa da alkışladığımız tavır. Esad rejimi 6 yıldır ilk kez masumları hunharca katletmesine sessiz kalınmayacağını görmüştür. (Trump ile 16 Mayıs'ta görüşme) Bu görüşmelerimizde gündemimizdeki tüm konuları, ikili ilişkilerimizden tutun bölgesel sorunlara varana kadar ele alma imkanını bulacağız. Amerika'nın Suriye'de YPG/PYD ile hareket etmesi, ona somut destek vermesi, ittifak ve ortaklık ruhunu zedeliyor.
BELGELER VAR: Sayın Trump'tan beklediğimiz; biz hedefi sadece DEAŞ'a mı kilitleyeceğiz yoksa tüm terör örgütlerine mi kilitleyeceğiz? Eğer sadece DEAŞ'a bunu kilitleyecek olursak yanılırız. Yani bir terör örgütünü yok ederken diğer taraftan diğer terör örgütlerini orada güçlendirmiş oluruz. Çünkü onlara silah yardımları geliyor ve DEAŞ ile paylaşıyorlar. Elimizde bütün belgeler, görüntü var.
FETÖ LİDERİNİ İADE EDİN: 15 Temmuz darbe girişiminin elebaşısının, hâlâ Pensilvanya'da terör faaliyetlerine devam etmesi milletimizi rahatsız ediyor. Bu teröristbaşı 170 ülkede faaliyet gösteriyor. FETÖ liderinin tutuklanması veya yargılanmak üzere Türkiye'ye iadesi ABD'den temel beklentimizdir.

11 Eylül -15 Temmuz
"Amerika'nın tarihinin en büyük terör saldırısına maruz kaldığı 11 Eylül günü Kuzey Atlantik Anlaşması'nın 5. maddesini işleten bir topluluğun Türkiye'nin 15 Temmuz günü yaşadığı felaket karşısında sergilediği tavrı açıkçası anlamakta zorluk çekiyoruz. Terör örgütlerine karşı gösterilen müsamahalı tavrı kesinlikle tasvip etmiyoruz. Türkiye'nin terörle mücadelesinde tek başına bırakılmasını sindiremiyoruz. Hele Avrupa'nın bazı ülkeleri var ki bu teröristlere her türlü desteği vermekte ve onlara yataklık ve yardım yapmaktadır. Demokrasiye kasteden, 249 canımızın canına kıyan katillerin, dost bildiğimiz ülkelerce himaye edilmelerini kabul edemeyiz. NATO ve Atlantik ittifakının özü birbirine sahip çıkmaktır."

'Kapımız Avrupa'ya açık'
"Ben Cumhurbaşkanı olarak şu anda tüm girişimcilerin, yatırımcıların her zaman yanında olmaya devam edeceğim. İkili ve üçüncü ülkelerde de yatırım yapmaya özellikle birlikte devam edeceğiz. Kimsenin bu konuda endişesi olmasın ve dışarıda yapılan bu yalan yanlış kampanyalara da kimse kulak asmasın. Ben bu kampanyaları yapanlara sesleniyorum; siz önce şu teröristleri ülkenizde gizlemekten, saklamaktan şöyle bir vazgeçin. Özellikle Avrupa... Bunlardan vazgeçin. Tamam, 'hayır' kampanyasına destek verdiniz, kaybettiniz. Şimdi o defteri kapayın da 'Türkiye ile nasıl münasebetleri geliştireceğiz?' buna gayret edin. Biz o kampanyayı yapmanıza rağmen kapımızı açıyoruz."

'Format atmazsak virüs sarar'
Küresel müesses nizam, coğrafyamızda meydana gelen krizler başta olmak üzere bizleri doğrudan etkileyen meseleler karşısında etkinliğini yitiriyor. BM Güvenlik Konseyi ve AB gibi platformların itibarı ise buralarda söz sahibi birkaç ülkenin kısa vadeli çıkar hesaplarına ne yazık ki kurban ediliyor. Ya mevcut mekanizmalara format atacak ya da karamsarlık virüsünün bünyemizi daha çok sarmasını seyredeceğiz. Ya yeni aktörlerin talep ve önerilerine daha çok kulak kesilecek ya da çözümsüzlük üreten sisteme suni teneffüs yapmaya devam edeceğiz. Ya tabandan gelen değişim rüzgarını yönetecek ya da bu rüzgarın kasırgaya dönüşüp bizleri yok etmesini bekleyeceğiz.