Darbeci amiralden ayaküstü dört yalan

Darbeci amiralden ayaküstü dört yalan

15 Temmuz gecesi Genelkurmay'da iki vatandaşı şehit ettiğine dair fotoğraflar bulunan darbeci Tuğamiral Sinan Sürer, önce elindekinin cep telefonu olduğunu savundu, fotoğraflar gösterilince "ben telefon sanmışım, ikisi de siyah renkli olunca" dedi. Kimseye ateş etmediğini savunan ve "ispat edilsin kafama sıkarım" diyen darbeci amiral, şehitleri hedef alarak ateş ettiğine dair fotoğraflar karşısında da "Elimde silah olması, ateş ettiğim anlamına gelmez. Kendimi koruma amaçlı silahı öylesine doğrulttum" diye konuştu.

15 Temmuz akşamı darbe girişimine karşı direnen vatandaşlardan ikisini şehit ettiği bilinen darbeci Tuğamiral Sinan Sürer, yalanlarını mahkemede de sürdürdü. İki vatandaşı şehit etmesine ilişkin fotoğraflar kendisine gösterilince, "balistik raporları benim silahımdan ateş edildiğini ortaya koysun, kafama sıkarım" diyerek suçunu örtmeye çalıştı. Sürer, silahı 'telefon' olarak göstermeye çalıştı.

Genelkurmay Çatı Davası'nın dünkü duruşmasında, kalkışma gecesi Genelkurmay Karargahında şehit olan Resul Kaptancı ve Mesut Acu'yu öldürdüğü iddiasıyla da yargılanan Yurtta Sulh Konseyi üyesi eski Genelkurmay İstihbarat Analiz Değerlendirme Daire Başkanı Tuğamiral Sinan Sürer'in ifadesi alındı.

Savunmasında, diğer FETÖ'cüler gibi 15 Temmuz'daki durumu, PKK veya DEAŞ'ın terörist kalkışması sandığını, buna karşı önlem almak üzere izinli olmasına rağmen Genelkurmay Başkanlığı'ndaki görevi başına döndüğünü ileri sürdü.

Genelkurmay'a geldiğinde kendisinin "güvende tutulma" bahanesiyle bir odada bir nevi derdest ettiklerini iddia eden Sürer ateş etmediğini söyledi. Bu aşamada Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, sanık Sürer'e şehit olan vatandaşlara ateş eder halde olduğu fotoğrafları gösterdi. Darbeci sanık buna karşı kendini özetle şu sözlerle savundu:

"Ben ateş etmedim. Kendimi koruma amaçlı olarak silahımı o şekilde tutuyorum ve koridorun sol tarafına atıyorum. Sağ taraf doğru da Özel Kuvvetler personeli ilerliyor. Ben de korunma maksatlı olarak bu personelin arasında mevzi aldım. Elimde tabanca var. Elimde tabanca olunca deniliyor ki 'ateş edildi'. Elde tabanca olunca bu ateş edildi demek olmuyor. Havaya bile ateş etmedim. Bunu kanıtlayacak bir delil getirin, ateş ettiğim kanıtlansın kafama sıkarım hatta bütün suçlamaları da kabul ederim. Korunma amacıyla silahı tuttum."

Mahkeme Başkanı sanığın bu sözleri üzerine fotoğrafları yeniden göstererek, "Bu fotoğraftaki hedef gözetme değil mi? Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli var orada. Siz neden silah kaldırıyorsunuz?" diye sordu. Sanık Sürer buna rağmen, "Hayır efendim hedef gözetmedim, Özel Kuvvetler de kendilerince güvenlik aldı. Ben de kendimce güvenlik aldım" diye konuştu.

TEKME ATMADIM, YERE VURDUM
Darbeci amiralin bir başka çelişkili savunması da daha sonra şehit olan, o sırada yaralı bulunan vatandaşa tekme atması konusunda oldu. Savunmasında, vatandaşların pala veya sopa gibi materyallerle komutanlıkta saldırıda bulunabilecek teröristler olabileceğini değerlendirdiğini belirten Sürer, iddianamede kendisinin yaralı vatandaşa yerde tekmelediğine dair iddialar bulunduğunu belirterek, "Ben tekme atmadım. O sırada tam bir kaos ortamı vardı. Belki de tehdidi bertaraf edebilmek için ayağımı yere vurmuş olabilirim" dedi.

Mahkeme Başkanı Dik bunun üzerine sanığa, vatandaşı tekmelerken kameraya yansımış görüntülerden alınan fotoğrafı gösterip, "Adam yerde yatıyor ve elinde ne silah ne de başka bir şey var, niye vuruyorsun?" diye sorması üzerine sanık, "Tekme atmıyorum. O sırada korkutmak amacıyla ayağımı yere vuruyorum" diyerek yalanını sürdürdü.

"O SİLAH DEĞİL TELEFON" YALANI
Darbeci sanık savunmasında en büyük çelişkiye de elinde silah tutar vaziyetteki fotoğraflarla ilgili yaptı. Savunmasında önce başka bir noktada silah olmadığını ileri süren sanık Sürer, o noktada da elinde silah bulunduğuna dair fotoğrafların olduğunun hatırlatılması üzerine, "O silah değildi, sol elimde tuttuğum telefondu" dedi. Mahkeme Başkanı'nın, "yapma şimdi silah olduğu belli" demesi üzerine sanık, "Silah da olabilir, ben bir aşamada silahımı emir astsubayıma vermiştim ama silah da olabilir" dedi. Bu sırada Mahkeme Başkanı sanığa, o ana ilişkin fotoğrafları ve sanığın kullandığı silahın fotoğrafını gösterdi. Darbeci amiral bunun üzerine yaklaşık 3 dakika önceki "silah değil, telefon" yalanından döndü ve "Evet evet bu bir silah, ben az önce telefon dedim ama ikisi de siyah renk olunca karıştırmışım" dedi. Mahkeme başkanı, bu sözler üzerine de sanığın silahının siyah değil, gümüş rengi olduğunu kayıtlara geçirdi.

"WHATSAPP MESAJLARINI TEHDİTLE ÇEKTİM"
Darbeci general Sinan Sürer'in hakkındaki en somut iddialardan biri de yurtdışındaki askeri ataşeliklere darbe gerçekleştiğine dair çektiği mesajlardı. Sanık Sürer, bu mesajı darbe emirlerinin altında imzası bulunan Tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün talimatıyla çektiğini anlattı. Bu mesajı çekmek istemediğini iddia eden Sürer, "Bunun üzerine Partigöç bana, 'sen Genelkurmay Başkanı'nın emirlerine karşı mı geliyorsun' dedi. Bu esnada iki Özel Harekat personeli de üzerime silah doğrultmuştu. Bu tehdit altında WhatsApp mesajını çektim" diye konuştu.

OĞLUMUN KATİLİ BURADA!
Duruşma sırasında gergin anlar da yaşandı. Sanığın "vatandaşlara ateş etmediğini, bunu ispatladığında insanların utanacağını" söylediği aşamada, 15 Temmuz'da oğlu sivil Mucip Arıgan Genelkurmay karargahında şehit olan Saliha Arıgan, oğlunun fotoğrafını göstererek, "İşte fotoğraflar burada, oğlumun katili" diye bağırdı. Şehit yakınlarının tepkilerinin devam etmesi üzerine Mahkeme başkanı bazı şehit yakınlarını salon dışına çıkardı