TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
Bu nasıl hukuk!

Bu nasıl hukuk!

Washington ziyareti sırasında ABD polisinin PKK destekçilerinin neden olduğu olaylara müdahale etmediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Ankara devlet protokolü ile iftarda bir araya geldi. Erdoğan, özetle şöyle dedi:
Özellikle son 4 yıldır neredeyse kesintisiz bir şekilde maruz kaldığımız saldırıların tesadüf olmadığını daha sonra yaşanan gelişmeler ortaya çıkarmıştır.
Siyasi, sosyal, ekonomik fay hatlarımıza yönelik saldırıların bundan sonra da devam edeceği açıktır. Zira kıskanılan bir ülkeyiz, kıskanılan bir milletiz. Bu sebeple ülkemizin güvenlik konseptinde köklü bir değişikliğe gitmemiz şart olmuştur. Saldırıları kendi sınırlarımız ve mahremiyet alanlarımız içinde karşılamanın ağır maliyetini yeteri kadar ödedik. Bundan sonra sorunlara doğrudan kaynağında müdahale edecek, çözümleri orada arayacağız. Şimdi bu oyunu tüm sınırlarımız boyunca işlemez hale getirmenin hazırlıklarını yapıyoruz.

ANAYASAYI HATIRLATTI
(CHP ve Kılıçdaroğlu'na) Bir taraftan 'hukuka saygı' denilip ondan sonra hukuku çiğneme yoluna gitmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bir taraftan, 'yasalara uymalıyız' deyip, öbür taraftan yasaları birçok taraftan dolaşmak suretiyle ayaklar altına almak kimseye bir şey kazandırmaz. Buradan bir şeyi seslendirmek istiyorum. Bu alanda, hukukta, yasalarla ilgili birçok alanda adım atmak isteyenler Anayasa'nın 138. maddesini (hakimlerin bağımsızlığı) hiçbir zaman unutmasınlar. Bu maddeyi onlara hatırlatıyorum. Onun için herkes konumunu iyi bilsin ve o konumunda oradan bir güç alarak bir yerlere baskı yapma yoluna da gitmesin. Çünkü o onlara hiçbir şey kazandırmaz, tam aksine kaybettirir.
Amerika'dayım, son ziyaretim. PKK terör örgütü, FETÖ'cüler, hep birlikte birleştiler, 40-50 metre mesafede şahsıma karşı orada gösteri yapıyorlar. Amerikan polisi hiçbir şey yapmıyor, dokunmuyor. Acaba benzer bir şey Türkiye'de yapılmış olsa tavır ne olur, düşünebiliyor musunuz? Hiçbir şey yapmadıkları gibi onlara karşı müdahalede bulunan oradaki bizim soydaşlarımızdan iki tanesini içeri almışlar dün. Böyle bir şey olabilir mi? Bir diğer taraftan da benim korumalarımdan 12 tanesi için tutuklama kararı çıkarmışlar. Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur? Bu korumalar beni korumayacaksa niçin ben bunları yanımda Amerika'ya götürüyorum. Amerika'nın Hans'ı ile, George'u ile mi kendimi koruyacağım?
Amerika'nın liderleri ülkeme geldiği zaman, bırakın Türk şoförünü Türk polisini bile arabaya oturtmazlar. Ama biz oralara gittiğimizde hayır diyor, illa bizim kendi koruma polisimizi buraya oturtacağız. Benim polisim var, istemiyorum. Yok, biz kimseye emanet edemeyiz, diyor. Bir de böyle caka satıyorlar. Tabii bunun çeşitli siyasi, hukuki mücadelesini vereceğiz, ayrı mesele. Ama bu tür gerçekleri özellikle anlatmak istiyorum. Dünyada kanun, hukuk denince neyi, nasıl anladıklarını çok iyi bilmemiz lazım.
İsimlerimizi tarihe altın harfle yazdırmak da suya yazılan yazı misali kaybolup gitmek de bizim elimizdedir. Gelin ülkemizin bu yeni Kurtuluş Savaşı'nı hep birlikte verelim. Her birimiz kendi cephemizde milletimize zaferlerin en büyüklerini armağan edelim.

KUŞATMA KIRILIYOR
Ekonomide ülkemize uygulanan gizli kuşatmanın kırılışının işaretlerini almaya başladık. İşte büyüme oranımız bunun son örneğidir. İl çeyrekte yüzde 5 büyüme bütün oyunları bozmuştur. Bu böyle devam edecek, ben buna inanıyorum.

TÜRKİYE PROTESTO ETTİ
ABD makamlarının bazı masum Türk vatandaşları ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güvenlik personelinden bazıları hakkında tutuklama kararı aldığının öğrenilmesi üzerine, ABD Büyükelçisi John Bass Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Kararın yanlış, yanlı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, büyükelçilik önünde yaşanan arbedenin yerel güvenlik makamlarının gerekli önlemleri almamalarından kaynaklandığı, ABD'nin benzer üst düzeyli ziyaretlerde mutat olarak aldığı tedbirlerin bu defa da aynen uygulanmış olsaydı bu sorunun yaşanmayacağı, dolayısıyla da yaşananlardan Türk vatandaşların sorumlu tutulamayacağı Bass'a iletildi. Sözde protestocuların, bölücü terör örgütü bayrak ve sembolleriyle büyükelçilik ikametgahına birkaç metre yaklaştığına, masum vatandaşlara saldırmalarına ABD makamlarınca göz yumulduğuna dikkat çekildi. Ayrıca, büyükelçilik kançılaryası önünde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun korumalarına saldıran Amerikan güvenlik yetkililerine de hiçbir işlem yapılmamasının asgari bir adalet anlayışıyla bağdaştırılamayacağı da bildirildi. Tarafsız ve bağımsız bir soruşturmanın sonucu olmadığı açıkça görülen bu kararın kabul edilemez olduğu Bass'a vurgulandı.