Adalet yürek ve sorumluluk ister

Adalet yürek ve sorumluluk ister

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun Alman Focus dergisine yaptığı açıklamalara tepki gösterdi: Yazıklar olsun. Türkiye’de adalet, özgürlük yokmuş. Senin İzmir Büyükşehir Belediye’nde grevler var. İşçiler adalet arıyor. Sen önce orayı hallet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Trabzon Beşikdüzü'nde yapımı devam eden teleferik projesini inceledi ve ilçe merkezinde vatandaşlara hitap etti. Ardından Trabzon Sanayi ve Ticaret Odası'nı ziyaret eden, AK Parti Trabzon İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı'na katılan Erdoğan'ın konuşmalarından satırbaşları şöyle:
SEN İZMİR'İ HALLET: (Kılıçdaroğlu) Şimdi sözde adalet yürüyüşü yapıyor. Çıkmış bir Alman dergisine beyanatta bulunuyor. Yazıklar olsun. Türkiye'de adalet yokmuş, özgürlük yokmuş. Yahu Ankara'dan çıktın, İstanbul'a kadar yürüdün. Sen o yolda yürürken o kadar vatandaşa zulmettin, senin güvenliğini kim aldı? Bu hükümet aldı ya. Bu hükümet sana o imkanları verdi. Hâlâ sözde adalet derken senin İzmir Büyükşehir Belediye'nde grevler var. Orada işçiler adalet arıyor. Sen önce orayı hallet, sonra adaleti konuşalım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yazıklar olsun sana Kılıçdaroğlu

YAZIKLAR OLSUN: Adalet duygusal, hissi değildir. Adalet yürek ister. Adalet sorumluluk ister. İşte biz bununla bu yoldayız. Öyle kalkıp FETÖ'cüyü korumak için, PKK'yı, DEAŞ'ı korumak için sözde adalet yürüyüşü yapıyorsan yazıklar olsun sana. Zaten yanında gezenler de belliydi. Hasta diye yargı onları bıraktı, hasta olan yürüyor. Nasıl oluyor bu iş?
KARIN AĞRISI BAŞKA: Bu zatın karın ağrısı başka. Partisinin Türkiye'nin yakın zamanda gördüğü en büyük ihanet suçlarından biri olan MİT TIR'ları davasıyla ilgili suçu sebebiyle cezaevine giren milletvekilinin durumu kendisini rahatsız ediyor. Tabii sorun bir milletvekilinin hapiste bulunması sorunu değil. Sorun işin ucunun nerelere varabileceğini biliyor olmasıdır.



KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK: Yargı terör örgütlerine destek verenlere yönelik soruşturmasını genişlettikçe bunlarda korku artıyor. Çünkü kabahatlerinin farkındalar. Ama korkunun ecele faydası yok. Şayet terör örgütleriyle karanlık ilişkiler içine girmişlerse adalet önünde bu hesabı verecekler.
ÇIKAR İLİŞKİLERİ İÇİNDE KİRLENENLER DEĞİŞECEK: Maalesef teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde milletle arasına adeta duvar ören arkadaşlarımızın bulunduğunu müşahede ediyorum. Kibir virüsünü kendimize yaklaştırmayacağız. Şayet bu virüsün bulaştığı bünyeler varsa onları da süratle temizlemeliyiz. Kendi çıkarını partisinin ve davasının üzerinde gören kişi kadar AK Parti'ye düşman kimse yoktur. Kimse gücenmesin, kırılmasın. Elimizden geldiğince adil ama değişmesi gerekenleri, değiştirmek zorundayız.
MALAZGİRT ZAFERİ ANILACAK: 26 Ağustos'ta Malazgirt'te olacağım ve Çanakkale gibi 26 Ağustos'u da (1071) her yıl anmaya başlayacağız.



"RABİA'NIN ANLAMINI ÖĞRENENE KADAR CEZALI"

KILIÇDAROĞLU'NA ÖDEV: Ne zaman ki kendisine böyle bir soru yönelten yabancı gazetecilere, 'Ne münasebet, Türkiye herkesin can ve mal güvenliğinin devletimizin güvencesi altında olduğu bir ülkedir' cevabını verirse, işte o zaman hak ettiği saygıyı görür. Bunun için çok çalışması gerektiği açık. Bu süreçte ilk olarak ana muhalefetin başındaki zata Rabia'yı öğrenme ödevi veriyorum. Bunu öğrenmesi lazım. Rabia'nın anlamının tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet olduğunu öğrenene kadar cezalı . Bunu öğrenmesi lazım. Ne diyor, bu işaret bir terör örgütünün işaretiymiş, vah zavallı. Terör örgütünün işaretleri sizde ya.

GÖNÜLLÜ MANKURTLAR: Hadi FETÖ'cü hainler ruhlarını ve bedenlerini Pensilvanya'daki şarlatana sattıkları için Alamut Kalesi benzeri kendi elleriyle inşa ettikleri bir hayal aleminde yaşıyorlar. Hadi PKK'lı bölücüler en çok parayı kim verirse onun kiralık katili haline dönüştüler. Peki onlarla aynı yolda ilerleyen ana muhalefetin başındaki zata ve kendisini destekleyen güruha ne oluyor? Türkiye'ye ihanet yarışması açıldı da bizimi mi haberimiz yok? Türk milletine en büyük ihaneti kim yaparsa büyük ödül ona vaat edildi de biz mi duymadık? Bu gönüllü mankurtluk dalgasına kapılıp gidenler kendilerinin ve evlatlarının geleceklerini de tehlikeye attıklarını acaba görmüyorlar mı? Terör örgütü ağzıyla konuşanlar, teröristlerin cansiperane savunucusu kesilenler bu işin sonunun nereye varacağını hesaplamıyorlar mı?




'ALMANLAR SALLAYIP DURUYOR'
"Ekonomide tırmanış başladı. Güneş enerjisiyle ilgili ihale pik yaptı. Rüzgar enerjisiyle ilgili ihalede, herkes 'Bundan bir şey çıkmaz' derken, 8 uluslararası şirket, 4 tanesi Almandı. İhale dünyada bir rekor oldu. Daha iyiye gidiyoruz. İstanbul'da şehir hastanelerinde bir ihale yaptık. Japonlarla Türk firması. Japonlar bu ihaleye, 1.5 milyar dolar buraya kredi temini oldu. Buyur, hani gelmiyorlardı, bak nasıl geldiler. At binenin kılıç kuşananındır. Türkiye'nin yurtdışında kredisi gayet iyi. Bakmayın Almanlar sallayıp duruyor. Varsın sallasınlar. Onlar da yanlışlarını anlayacaklar. Ama iş işten geçmiş olacak. Çünkü biz Almanlara bir şey yapmadık. Ama ne yazık ki Almanlar son dönemde istikameti kaybettiler. Merkez Bankamızdaki rezervi yeniden yüzde 7'yi buldu, daha fazla olacak. Biz kendimize inanıyoruz, güveniyoruz."

'DURMAK YOK ÇALIŞMAYA DEVAM'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Enerji Bakanı olarak, bir hemşeriniz, kardeşiniz olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok ama çok çalışıyoruz. Geldiğimiz günden beri özellikle enerji altyapısı noktasında Trabzon'da, bu yıl 6 ilçemize doğalgazı getiriyoruz. Sırada Beşikdüzü var. Sadece Beşikdüzü'ne değil müteakip yıl OSB'ye de doğalgazı getireceğiz. İstihdam açısından ve Beşikdüzü'nün ekonomisi açısından çok önemli bir adım olacak. Onun için durmak yok, çalışmaya, koşmaya, mücadeleye devam."


Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak eşlik etti.

"GEZİ'CİLERİN ARKASINDA EMPERYALİST GÜÇLER VAR"
"Battı diyorlardı, bitti diyorlardı. Ama Türkiye'yi öyle aldık, şimdi bu noktaya getirdik. Gezi'ciler çıktı meydana, dolaştılar. Zannettiler ki Gezi'cilerle biz Türkiye'yi bitiririz. Arkasında emperyalist güçler vardı. Bu emperyalist güçler onları kullanıyordu. 11-12 tane ağaç bir yerden sökülüp bir başka yere taşınıyor diye kıyamet koparıyorlardı. Halbuki biz iktidarımız döneminde 2.5 milyon ağaç diktik. Niye, biz çevreciydik. Bu ağaçların yanında bir de 2.5 milyar fidan diktik. Biz bu millete âşığız be, biz bu milletin dertlisiyiz. Âşık olan, dertli olan bir şeyler yapar, diğerleri yapamaz."