Murat Arın: Borsalar iyi demek sorun yok

Küresel borsalar AB Liderler Zirvesi öncesinde stresli bir hafta geçirdikten sonra haftayı coşkulu bir havada kapadı. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yardımlara kapalı sert tutumundan geri adım atması bunda en önemli rolü oynadı. Küresel piyasalardaki bu olumlu hareketten en büyük payı İMKB aldı. Moody's'in not artırımı haberiyle birlikte beş haftalık yükseliş yüzde 15'e ulaştı. Gelişen ekonomilerin borsaları da dahil olmak üzere hiçbir ülkede bu kadar büyük bir yükseliş yaşanmadı.

Borsalarda hava güzel

Haziran ayı için üç belirleyici konu vardı. Yunanistan seçimleri, ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve AB Zirvesi. Yunanistan'da sandıktan bir hükümet çıktı. Ancak Yunanistan'ın varolan yardımı alması için daha fazla bütçe kesintisine gitmesi gerekiyor. Yeni hükümet ise anlaşmayı gevşetmek istiyor. Yunanistan kısa vadede anlaşma pazarlığıyla, birkaç ay içinde ise yeni bir kurtarma paketi talebiyle gündeme gelecek ancak bugün için borsalara bunun etkisi yok. Fed toplantısında piyasaları ve ekonomiyi genişletecek bir karar çıkması, parasal genişlemeye devam edilmesi bekleniyordu. Fed fazla bir şey yapmadan beklentileri karşılamayı tercih etti ve 267 milyar dolarlık ABD kısa vadeli hazine tahvilini satıp uzun vadeli tahvil satın alacağını açıkladı. Bunun ekonomiye fazla bir etkisi olmayacak, Fed böyle bir programa devam ediyor ve ABD ekonomisindeki büyüme hızı yüzde 2'nin altına indi. ABD uzun vadeli tahvil faizleri zaten çok düşük seviyelerde, Fed yöneticileri de programın ekonomi üzerinde bir etkisi olmayacağını belirtiyor. Bu durum da borsaların havasını bozmadı.

AB'de kavga büyüdü
Üçüncü belirleyici gündem AB Zirvesi'ydi. Zirveden büyük çatışmanın ardından günü kurtaracak kararlar çıktı. Almanya, ülkelerin mali politikalarının Brüksel'deki bir yetkili bakanın onayından geçmesini ve bu şekilde, parasal birliğin ardından mali birliğe geçilmesini savunuyor. Euro Bölgesi dışında olan İngiltere bu tür merkezden düzenlemelere karşı ve bu konular gündeme geldikçe İngiltere'nin AB'den tamamen çıkması olasılığı artıyor. İngiliz hükümeti ayak direyerek durumu idare ediyor. Fransa ise ortak tahvil istiyor ama mali birliğe tümüyle karşı. Cumhurbaşkanı François Hollande şubat ayında kabul edilen mali sözleşmeyi bu yıl onaylamayacaklarını açıkladı. Fransa bir yandan Almanya'yı sıkıştırıyor, öte yandan hiçbir taviz vermiyor. Bu kavganın büyüyeceği şimdiden gözüküyor, bunun ötesinde bütçesi açık veren, büyüyemeyen Fransa da birkaç ay içinde piyasaların hedefi haline gelebilir. Almanya, Hollanda, Finlandiya başta olmak üzere zenginler ise sürekli borç batağında ülkelere yardım etmekten şikayetçi. Zirvede İtalya Başbakanı Mari Monti diretince İspanya ve İtalya'yı destekleyecek bazı yumuşatıcı kararlar alındı ama bu kararların ne kadar uygulanacağı dahi belirsiz. İspanya hükümetine değil bankalarına doğrudan yardım edilecek ama bunun için önce ESM'nin, hatta bankalara ortak denetimin bütün ülke parlamentoları tarafından kabul edilmesi gerekiyor. İspanya 100 milyar euro yardımı bir şekilde kullanacak, borç önce hükümete yazılacak, zirvede alınan kararlar bütün ülkelerde onaydan geçtikten sonra belki yılsonuna doğru uygulanabilecek ve bu borç İspanya'dan silinecek. Açık biçimde belirtilmese de ESM fonuyla İspanya ve İtalya tahvillerinin alımı da gündemde. 500 milyar euro olarak kurulacak bu fonun içinde İspanya bankalarına yapılacak yardımdan sonra 400 milyar euro kalacak. Ancak İspanya ve İtalya tahvillerinin toplamı 2.5 trilyon euronun üzerinde. Bu iki ülkeye doğrudan kurtarma için en az 1.3 trilyon euro gerekiyor. Özetle Avrupa battıkça batıyor ve bu bataktan çıkmak için para yok. Borsalar bu durumdan kaygı duymuyor. İç piyasalar ise not artırımını satın alırken Suriye ile gerginliğin tırmanmasını dikkate almadı. Suriye'nin neden önemli olduğunu Forbes'un Temmuz sayısındaki yazımda aktarmaya çalıştım. Bugüne kadar sürekli karamsar olmamım üç nedeni vardı. Birincisi Avrupa'nın borç batağının küresel mali sistemi çöküşe sürüklemesi. İkincisi gelecek mali kriz nedeniyle dünya ekonomisinin yıllar sürecek bir durgunluğa kaçınılmaz olarak düşmesi. Üçüncü neden ise Suriye ve İran üzerindeki baskının, Rusya ve Çin'in de taraf olduğu bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi. Ne yazık ki bu üç konudaki gelişmeler kaygılarımı doğruluyor. Borsaların keyfi yerinde olabilir ama dünya iyiye gitmiyor.