Müftülükçe Felahiye ilçesinde konferans

Müftülükçe Felahiye ilçesinde konferans

İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, “Camiler ve Din Gönüllüleri Haftası” nedeniyle, Felahiye ilçesinde  “Cami, Şehir ve Medeniyet” konulu konferans verdi.

  • DHA
  • Kayseri Bölge
  • Perşembe 12.10.2017 08:47

Konferansa Felahiye Kaymakamı Nazlı Demir, İl Müftüsü doç.dr Şahin Güven, Belediye Başkanı Vural Coşkun, ilçe Müftüsü Yusuf Anık, Özvatan İlçe Müftüsü Selami Kurt ve ilçedeki vatandaşlar katıldı. Program, Hacıkılıç Camii İmam Hatibi Hafız Yasin Yüksel'in Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından açılış konuşmasını yapmak üzere Felahiye İlçe Müftüsü Anık kürsüdeki yerini aldı. Anık, camilerin toplumumuz için ifade ettiği değer üzerinde durdu. İlçe Kaymakamı Nazlı Demir, ise konuşmasında şu sözlerine yer verdi:

"Denildi mi bir yerin adına Türk beldesi, gözüm albayrak arar, kulağım ezan sesi. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi biz, tarih boyunca camilerimizi şehirlerimizin merkezine yerleştirmiş, şehirlerimizi de camilerin etrafında organize etmiş, planlamışızdır. Ancak günümüzde belli sebeplerden ve oynanan oyunlardan ötürü camilerimizin bir kenara itilmesine, yalnızlaşmalarına sebep olmuştur. Camilerimiz, günlük hayatın merkezinde olmaktan çıkarılmış, sadece 5 vakit namazın kılındığı, haftada 1 gün Cuma namazının eda edildiği yerler konumuna getirilmişlerdir. Hâlbuki Osmanlı'ya baktığımız zaman camilerin aynı zamanda eğitim ve öğretim merkezleri olduğunu görürüz. Günün her saatinde 7'den 70'e herkesin ihtiyacına karşılık veren ve toplumu bir araya getiren merkezlerdi camiler Osmanlı'da. Biz, medeniyetimizin merkezi olan camilerimizin tekrar eski konumuna gelip şehirlerimizin ve hayatlarımızın tam merkezine oturmasını istiyoruz."

Açılış konuşmalarının ardından kürsüye gelen İl Müftüsü Şahin Güven, mescit ve camileri yaptıracak kimselerin vasıflarıyla ilgili Allah Teâlâ'nın Tevbe Sûresi 18. ayetini okudu ve sonra sözlerine ilgili ayet çerçevesinde devam etti:

"Yüce Allah şöyle buyuruyor: 'Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah'tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.' İşte bundan dolayı mescit ve camilerimizin imarında görevler almalıyız. Medeniyetlerin inşasında, ihyasında, temsilinde ve sonraki nesillere aktarılmasında şehirler önemli bir yer tutar. Medeniyetin izlerini, şehirlerden başka bir yerde bulamayız. Medeniyetlerin tasvirinde ve ortaya çıkışında şehirlerin önemi elbette yadsınamaz. Ama o şehirlerin en önemli medeniyet numunesi olan binalar ise ibadethanelerdir. Yani mescitler, camiler ve medreselerdir. Şunu iyi bilelim ki, atalarımız, bir yeri yerleşim merkezi haline getirmek istediklerinde işe, önce mescit ve camilerden başlıyorlardı. Şimdiler de ise tam tersinden başlanıyor; mahallelerde önce binalar inşa ediliyor ve sonra da burasının mescide, camiye ihtiyacı var denilerek hayırsever vatandaşların öncülüğüyle mescit ya da cami inşasına başlanıyor. ''