Yetimlerin gerçek hikâyesi bu filmde

Yetimlerin gerçek hikâyesi bu filmde

Bosnalı ünlü yönetmen Aida Begic'in Şanlıurfa'da çektiği, Suriyeli yetimlerin dramını anlattığı "Bırakma Beni" filmi Türkiye'de sonbaharda vizyona giriyor.

"Kar" ve "Çocuklar" filmlerinde savaşın insanlarda, özellikle kadınlarda ve çocuklardaki izlerini anlatan Bosnalı yönetmen Aida Begic, Suriyeli göçmen çocukların yaşadıklarını anlatan yepyeni bir filmle karşımızda. Bugüne dek 8 filmin yönetmenliğini ve çok sayıda filmin de senaristliğini üstlenen Begic, Bosna Hersek'teki savaşın tanıklarından. Savaşın ıstırabı, Batılı ülkelerin Boşnakları ölüme terk etmesi ve akıllara gelmeyecek türden insan hakları ihlalleriyle katlanmış. Kuşatma sırasında Saraybosna'da olan Begic, bir savaş mağduru olarak filmlerinde savaşın yıkımını çok daha nesnel bir şekilde yansıtıyor.



"Bırakma Beni" (Never Leave Me) adını verdiği yeni filminde ise Begic, Şanlıurfa'daki kamplarda yaşayan kimsesiz çocukların gerçek hayat hikâyesini onların ağzıyla anlatıyor. Begic'in 1.5 yıl boyunca düzenlediği atölye çalışmaları Suriyeli yetimlerin yeteneğini keşfetmesini ve hayata daha umut dolu gözlerle bakmasını sağladı. Saraybosna Üniversitesi Gösteri Sanatları Akademisi Yönetmenlik Bölümü Başkanı da olan Begic, filmin sonbaharda Türkiye'de, ardından dünyanın farklı ülkelerinde vizyona girmesinden önce SABAH'ın sorularını yanıtladı.



"Yetim Projesi"nin bir parçası olan filmin insanlar arasındaki sınırların yapay olduğunu göstermeyi hedeflediğini söyleyen Begic, "Saraybosna kuşatma altındayken ergenlik çağında bir kızdım. Bir trajediden siyasi, tarihi, lengüistik ve diğer tabakaları kaldırdığınızda masumların acısı kalır. Bu nedenle bu projenin amacı insanlar arasındaki sınırların yapay olduğunu göstermek. Kendimi, ailemi ve arkadaşlarımı bu çocukların yerine koydum. Bosnalı, Türk, Arap ya da Çinli olmamız fark etmez. Aynı şekilde seviyor, acı çekiyor ve umut ediyoruz" dedi.

"YETİMLER ALLAH'IN EMANETİDİR"

Yetimlerin toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olduğunu söyleyen ödüllü yönetmen, yetimlerin bize Allah'ın emaneti olduğunu vurguluyor. Yetimlere gereken ilgiyi göstermemenin sosyal sorunlara neden olacağı uyarısında bulunan Begic, "Dünyayı, adaleti ve sevgiyi algıları bizim onlara nasıl davrandığımızla alakalı. Bosna'da kimse yetim çocuklara yeterli ilgiyi göstermedi. Yalnızlık onları uyuşturucu, yıkım ve suça itti. Bu sorun parayla değil ancak onlara göstereceğimiz sevgi ve şefkatle çözülür" diye konuştu.

HAYATTA YAPAYALNIZ

Türk ve Arap oyuncuların da rol aldığı filmde Suriyeli yetim çocukların hikâyesi yürekleri burkuyor. Babasını öldüren bombayla feci şekilde yaralanan ve Türk doktorlar sayesinde ölümden dönen İsa, babasının hâlen Suriye'den gelmesini bekleyen Ahmet filmin kahramanlarından. Çocukların Suriye'ye gitme umudu ve umutsuzluk içinde yaşadığını belirten Begic, "Savaşta yaralanan ve Türk doktorlar sayesinde kurtulan birçok çocukla tanıştım. Bu vesileyle Türk doktorlara da teşekkür etmek istiyorum" dedi.

UMUT HİÇBİR ZAMAN TÜKENMEZ

Begic'in yeni filminde diğer filmlerinde olduğu gibi her şeye rağmen egemen olan duygu sevgi ve umut. Begic filminde çok hassas bir konudan bahsediyor. Ana karakterler ailelerini kaybeden Suriyeli çocuklar, ancak filmde çocuklarını kaybeden ya da daha iyi bir hayat için çocukları tarafından terk edilen Türk ailelerin hikâyesi de anlatılıyor. Begic, Türk aileler ve Suriyeli çocuklar arasındaki acıdan doğan ortaklıktan bahsediyor ve bu ilişki umudu doğuruyor: "Bir kişinin durumu umutsuz görünse de her zaman bir çıkış yolu vardır. Bu tür depresyon zamanlarında, basit insan ilişkilerinde çıkış yolu olduğuna inanırım. Bu kalpten kalbe iletişimdir. Bu da filmin olumlu ve umut dolu olmasının nedeni... İnsanların özde iyi olduğuna inanıyorum. Mutluluğa erişmenin mümkün olduğuna inanıyorum."

13 ülkeden gelen film ekibi ise filmin "sınırsız ve hudutsuz" olmasını sağlayan en önemli etkenlerden: "Film yetimler hakkında olsa da, bu film dünyanın en güzel ve kutsal yerlerinden biri olan Şanlıurfa'da yerleşik olarak yaşayan insanların güzelliğiyle ilgili. Ben insanların iki dil konuştuğu bir ortamda bu filmi çektim ve hepimiz tek bir organizmaymışcasına çalıştık. Bu süreç benim insanlığa umudumun ve eğer istersek aramızdaki duvarları yıkabileceğimize dair inancımın tekrar yeşermesini sağladı."

"BATILI POLİTİKACILAR ŞİDDETE İZLEYİCİ KALIYOR"

Batılı politikacıların göçmen krizi ve savaşlar için somut adımlar atmadığından yakınan Begic, "Ne yazık ki, diğerlerinin acısının Batılı politikacıların kalbine hiç dokunmadığını çok sert bir şekilde Bosna savaşında öğrendim. 'Uluslararası toplum' ülkemde binlerce masum insanın ve çocuğun öldürülmesine sessiz kaldı. 'Özel bir kimliğe' sahip kişilerin ölümünün binlerce kişinin ölümünden çok daha önemli olduğunu gördüm. Bu kolonyalizmin talihsiz ve ırkçı bir mirasıdır" diye konuştu.

"MÜSLÜMAN KARŞITI KAMPANYALAR ARTIYOR"

İslamofobi ya da Müslüman karşıtlığı adı altında Müslümanların maruz kaldığı ırkçılık vakaları Batı dünyasında son zamanlarda oldukça arttı. Begic de Müslümanlara karşı çok ciddi ve şeytani kampanyaların yaygınlaştığını gündeme getiriyor. Bu türden ırkçı kampanyaların Müslüman bir kadın olarak kendi hayatını da etkilediğini söyleyen Begic, "Bu büyük ihtimalle çocuklarımızın hayatını da etkileyecek. Ancak Batı dünyasında ve diğer yerlerde insanlar giderek daha fazla bu tür stereotipleştirmeye ve adaletsizliğe karşı mücadele ediyor. Bu da umutları artırıyor" diye konuştu.

Begic sorunların çözümü için, yönetimsel yapıların ya da yöneticilerin bu sorunları düzeltmesinin beklenmemesi gerektiğini tavsiye ediyor: "Değişime kendi evimizden ve etrafımızdan başlamalıyız. Aksi takdirde sadece maddi şeylerin ve kendi çıkarlarımızın peşine düşerek geleceğimizi yok ederiz. Biz Müslümanlar olarak biliyoruz ki ancak verdiğimiz şeyler bizimdir."

BARIŞ ELİMİZİN ALTINDA

Bosnalı yönetmen manipülasyon ve kötümserliğin hâkim olduğu bir dünyada yaşadığımızı söylüyor. Ortadoğu'nun dünya güçleri arasında kalan karmaşık bir savaş alanı olduğunu dile getiren Begic, "Bosna'daki savaştan biliyorum ki savaş 'dev güçler' uzamasını istiyorsa uzuyor. Ama savaş durduğunda insanların yapılması gerekenleri doğru şekilde ele alması gerekiyor. Benim için sanat hepimizin insan olduğunu gösteren insanlar arası bir köprü. Barış zamanındaki gerçek çözüm sıradan insanlara bağlı. Bu zamanın Suriye için gelmesini umuyorum" diye konuştu.

"TÜRKİYE TAKDİR EDİLMELİ"

Türkiye'nin neredeyse 3 milyon Suriyeli mültecinin hayatını kurtararak muhteşem bir iş başardığını söyleyen Boşnak yönetmen, "Tabii ki bu kadar insanı idare etmek ve kısa bir süre içinde ihtiyaçlarını karşılamak kolay değil. Hem evlerini terk edenler hem de onları kendi evlerinde karşılayanlar için hiç kolay bir durum değil. Bu sadece birkaç yıl içinde çözülebilecek bir sorun değil. Türkiye'ye gelen insanların yardımlar sayesinde hayatta kalması paha biçilemez bir durum. Diğer komşu ülkelere nazaran Türkiye, Suriyeli göçmenlere çok daha iyi davranıyor" dedi.

YENİ FİLM YOLDA

Begic yeni bir filmin hazırlık sürecinde. Bosna'ya özgü sözlü edebiyat örneklerinden balad türü şiirlerin konu alındığı "The Ballad" isimli filmde günümüz Bosna Hersek'inde aşk ve kadının konumu ele alınacak.