Kitaptaki kahramanlar hayatımdan insanlar

'Çok Şekerli Ölüm' isimli ilk polisiyesini çıkaran Ayşe Erbulak, "Kitapta yarattığım her karakter hayatımdaki birine işaret ediyor. Okuyup da bulmazlarsa şaşırırım! İkinci kitapta bu birileri, daha da belirgin" diyor

Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Altan Erbulak'ın kızı, oyuncu Dağhan Külegeç'in annesi olarak tanınan ama aslında on parmağında on marifet olan Ayşe Erbulak, ilk polisiye romanı 'Çok Şekerli Ölüm'ü çıkardı. 'İlk kitabıyla polisiye meraklılarından tam not alan Erbulak, serinin ikinci ve üçüncü kitapları; 'Limoni Ölüm' ile 'Ödüllü Ölüm'ü de yazmaya başladı bile! Erbulak ile kitabını ve polisiye merakını konuştuk.
Kitabın tanıtım yazısında sizin için 'Türkiye'nin Agatha Christie'si' tanımı kullanılıyor. Bu kadar iddialı mısınız?
Bunu ben söylemedim; başkalarının görüşü ama inşallah olurum. Çünkü Agatha Christie benim için çok büyük bir idol; keşke onun kadar zeki, güzel ve kalıcı kitaplar yazabilsem.

POLİSİYEYİ HEP SEVDİM
Polisiye merakınız hep var mıydı?
Hep vardı. Ben çok kitap okurum, kitap ayırmam, hatta kitaplarıma da çok bağlıyımdır.
Polisiye yazmanızda, Türkiye'de kadın polisiye yazarının olmaması da etkili oldu mu?
Hayır, sadece yazmak istediğim için yazdım. Aslında ben kitabı iki zamanda yazdım; 2006'da Norveç'te yaşarken başladım, bu yıl tamamladım. Bir gün Norveç'te bir deniz kazası haberi okudum; kazada Norveç'in buz gibi denizine düşen adam 25 saat sonra bulunuyordu. "Bu işte bir iş var" dedim, kendi kendime bir hikaye uydurdum ve arkası geldi.

DAĞHAN DESTEK VERDİ
Komplo teorilerini seviyorsunuz o zaman...
Çok seviyorum hem de!
Kitabı oğlunuz Dağhan Külegeç, vefat eden eşiniz Willy Bang ve arkadaşınız Nalan Karsan'a ithaf etmişsiniz. Neden bu üç kişi?
Dağhan beni çok yüreklendirdi, sürekli "Anne yaz" dedi. Hatta, "Sen yaz, çok zengin ol; ben çalışmayayım, bana bak" diye espri yapıyordu. Willy ise Norveç'te çok güzel bir konfor sağladı yazabilmem için. Bugün deyine onun sağladığı belli bir konfor sayesinde oturup yazabiliyorum. Dolayısıyla Willy'e çok şey borçluyum. Nalan Karsan, ise kitaptaki 'Meral' karakteri aslında. Tabii tamamı Nalan değil ama... Nalan benim 37 yıllık arkadaşım, arkadaşlığımız çok sınavlardan geçti ama bugün hâlâ o da var, ben de varım. Bu yüzden bu üç kişi...

'MERAL ' ÇOK AKSİ BİRİ
Nalan Hanım kendisini 'Meral' olarak okuyunca tepki gösterdi mi? Çünkü 'Meral' karakteri sevimli bir tip çizmiyor.
Çizmiyor tabii, çok aksi. Ama Nalan, karakteri ondan esinlenerek çıkardığımı açıklamama izin verdi. Zaten kitapta yarattığım her karakter birini ya da birilerine işaret ediyor.
Bu birileri kitabı okuyunca kendilerini kolayca görürler mi?
Okuyup da bulmazlarsa yuh, çok şaşırırım! İkinci kitapta daha da belirgin oldu, bu birileri.
Tüm kahramanlar sütten çıkmış ak kaşık olamayacağı için bazılarını kırmış olabilir misiniz?
"Sen mi zannettin, yemin ederim değilsin, hafif esinlenmiş olabilirim ama sen değilsin!" derim. Aslında ikinci kitapta öyle bir endişem var ama bu kitapta çok yok. Mesela buradaki kötü karakterlerden biri, hatta katil; benim bir arkadaşımın eşi. Ona söyledim kendisinden esinlendiğimi "Abuk sabuk şeyler yazmadın, değil mi?" dedi. Onun kompozisyonunu, huylarını, tipini aldım ama tabii ki kendisi katil değil.