Yetenekli biri başarısız olunca yeteneksizler seviniyor

Yetenekli biri başarısız olunca yeteneksizler seviniyor

‘Miş Miş’ isimli şarkısıyla geçtiğimiz yaza damga vuran Simge Sağın, 2011’de çıkardığı ilk albümünün tutmamasından sonra dibe vurmuş ama ayağa kalkmayı başarmış. “Düştüysen kimse elini uzatmak istemiyor” diyen Sağın, “Yetenekli biri başarısız olduysa, gereksiz yere başarılı olan yeteneksizler mutlu oluyor” diyor

  • Günaydın
  • Cuma 04.06.2016
Sosyal medyada 115 milyon kez tıklanan 'Miş Miş' şarkısıyla adını duyuran Simge Sağın, 'Yankı' isimli yeni parçasıyla da başarısını devam ettiriyor. Onun hikayesinde, hit şarkılardan daha fazlası var aslında... Büyük bir başarının arkasındaki başarısızlık, dibe vurma ve küllerinden yeniden doğma öyküsü Sağın'ınki... 30'lu yaşlarının ortasında, güçlü ve aklına koyduğunu yapan bir kadın; bulunduğu yere tam anlamıyla tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş. Son dönemin en popüler isimlerinden Simge Sağın, müzik serüvenini Esquire dergisine anlattı...
Aileme 'Şarkı söyleyeceğim' dediğimde bana ilk karşı çıkan kişi babamdı. Çok acı çekeceğimi, üzüleceğimi düşünüyordu. Aslında çok haklıymış. Bu iş, sevinçli bir iş değil. Dışarıdan çizilen imaj gibi yaşanmıyor. Babam, "Ancak bu işin okulunu okursan şarkıcılık yapabilirsin" deyince, konservatuvarın yolunu tuttum.
Lisede kötü bir öğrenciydim; sınıfta bile kaldım. Sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na bölüm ikincisi olarak girince, aslında o kadar da kötü bir öğrenci olmadığımı kanıtladım. Henüz öğrenciyken alaylı bir şekilde bu işi yapıyordum. Hem okuyup, hem de para kazanıyordum. Küçük yaşta ayakları üzerinde duran, kendi harcını ödeyen ve harçlığını kazanan bir kızdım. Hem okuduğum, hem çalıştığım, hem de gece sahneye çıktığım için erken olgunlaşıp biraz erkeksileştim. Kendimi korumak zorundaydım. Çünkü gece işi yapıyordum. Bu işleri yapan insanlara saygı duyulmadığını görmek de çok üzücü.
Bu işi yapacak birisi, kesinlikle işe vokalistlikle başlamalı. İnsan sesi de bir enstrüman ve insan sesinin insan sesine uyumu çok önemli. Vokalistlik çok ciddi bir iş. Şarkı söylemek gibi de değil; matematiksel tarafları var. İyi bir kulak ve ses yoksa yapılamaz. Bütün dünyada çok ciddi bir meslek olarak algılanıyor ama maalesef bizde vokalistler, orkestra elemanlarından daha az kazanıyor. Vokalistlik aşağı bir meslek gibi görünüyor ve bence bu çok çirkin bir bakış açısı. Ben senelerce vokalistlik yaptım, albümler ve dizi müzikleri için çalıştım. İşin mutfak kısmı her şeyden daha kıymetli ve zor.

'SERDAR BİR FABRİKA'

Zeynep Dizdar, Gülşen, Yaşar ve Serdar Ortaç ile çalıştım. Onların iyi taraflarını alıp kötü taraflarını attım. Öğrendiklerimi kendi bildiklerimle özdeşleştirdim. Ortak tarafları; söz yazarı, besteci ve kendi şarkılarını okuyan kişiler olmalarıydı. Serdar, bir fabrikaydı. Gülşen, efsane şarkılar yapıyor. O yüzden de kendimde en çok istediğim şey, annemin Arnavutça kasetinin üstüne yeni kayıtlar yaptığım yaratıcılığı sürdürmek.
Acı, insanı ayağa kaldırıyor. O an bir şey oluyor ve kalbin harekete geçiyor. Birini kaybetmek ya da aşk acısı gibi... Yeteneğin varsa ortaya bir şeyler çıkabilir. Sokakta insan öldüğünde de beste yapabilirim ama mesela doğayla iç içe olduğum zamanlarda da beste yapabiliyorum. Şehirde hayat çok hızlı akıyor ve insanlar, birbirlerine çok saygısızca davranıyorlar. Böyle bir ortamda beste yapabilmek biraz zor.
2011'de Erdem Kınay iş birliğiyle 'Yeni Çıktı' isimli bir albüm yaptım ama başarısız oldum. Erdem Kınay, çok doğru biriydi ama işi doğru yürütemedi. Piyasadaki birbirine benzeyen şarkıları ardı ardına bana söyletti. Bu yüzden de radyocular çalmadı. Benim işim çıktığı zaman zaten başarısız olmuştu. Çok güzeldi ama olamazdı, mümkün değildi.
Albümüm çıkmış, şarkılarım muhteşem ama telefonum hiç çalmıyor. Çünkü şarkılarım doğru yerlere ulaşamadı ve verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. İşi yönetenler, işi batırdı. Serdar Ortaç'ın vokalistliğinden ayrıldım, İstanbul'da sahneye çıktığım yerlerden paramı alamadım. Eskişehir'e gittim ve dört yıl boyunca bir mekanda sahneye çıktım. Orada büyüdüm, olgunlaştım ve İstanbul'a dönmeye karar verdim.
Albümde Erdem'in yapacağı işe çok inanmıştım. Bugün yine olsa yine Erdem'i tercih ederdim. Benim şahane altı tane şarkım vardı. Serdar Ortaç, bana güzel şarkılar yapabilirdi ama Erdem'in 'sound'u bana daha yakındı. Bana inanarak ve gönül vererek bu işi yaptı. Ama insanın sırtını yasladığı kişi, kendisi kadar ona güvenen biri olmadığında o iş yapılamıyor.
Benden kaynaklı olduğu kadar, başkalarından dolayı da başarısız olundu. Çünkü zaman geçiyor ve siz akıllanıyorsunuz. 'Ne gerek var küslüğe' gibi bir bakış açısına ulaşıyorsunuz. Ben kendi hatalarımı kabul ediyorum, sadece onlar da kabul etsin istiyorum. Erdem Kınay ile halen görüşmüyoruz.
Başarılıysan, birileri senin için bir şeyler yapmak istiyor. Ama düştüysen kimse elini uzatmak istemiyor. Bir kişi daha aradan çıktı ve gitti diye seviniyorlar. Başarısız olmuş kişi yetenekliyse; onun gitmesi, gereksiz yere başarılı olan yeteneksizleri mutlu bile ediyor.
Uzun yıllar bekleyip sözleşmemi Erdem Kınay'dan geri aldım. Kaderimle oynandığını hissettim ama bu sayede 100 milyonluk bir şarkı yaptım. Teşekkür ediyorum, bir canavar yarattı ve çok daha başarılı bir şarkıcı olmamı sağladı. Çünkü herkes şunu söylüyordu: 'Bu kadar güzel albüm nasıl tutmaz!' Eğer süreci yönetebilseydi, daha iyi yerlerde olabilirdim.

'ÖLENE KADAR GİYECEK ELBİSEM VAR'

Tüm yaşadıklarım bir kırılma noktasıydı. Üstüne tanımam; çok sancılı bir süreçti. Ama bittiği zaman, silkelenip 'Ne yapıyorum ben?' dedim. Bunu dediğimin ertesi günü, hayal ettiğim herkesle çalışmaya başladım.
Açıkçası parayla bir derdim yok. Ölene kadar giyecek elbisem var. Para ancak sağlığın bozulduğunda ve canın sıkıldığında işe yarıyor. Otomobilimi değiştirmedim; arabamı Yaşar için vokalistlik yaparken almıştım ve kurban kesmiştim. Hâlâ bir evim yok çünkü kazandıklarımla işime yatırım yapıyorum. Bu işi yapabilmek için çok para harcaman lazım. Sürekli önün kesiliyor. Parayı biriktirmen lazım ama biriktiremiyorsun. Niye? Çünkü iyi bir klip çekmen lazım. İyi klip için de iyi bir bütçe ayırman lazım. Bugüne kadar çektiğim kliplerle orta halli bir ev alabilirdim ama bunu tercih etmedim. Çünkü o evde oturmak istemiyorum. Daha iyi bir evde oturmak istiyorum ve bunu hak ediyorum. Buralara gelebilmek için çok çektim.
Başarıyı tattıktan sonra ne demek olduğunu anladım; artık biraz daha hırslıyım. Önceden açılmayan bütün kapılar, daha farklı bir şekilde sonuna kadar sana açılıyor. Şu anda hayatımın en iyi dönemini yaşıyorum. Mutluyum. Çünkü hiç kolay değil; buraya gelmekte bir sorun yok, böyle stabil kalmak daha önemli.
Başarılı olduysan konser vermen gerekiyor. Öbür türlü, bir yerlerde sahneye çıkmak için teklif gelmiyorsa senin şarkının aldığı tık'ın bir önemi kalmıyor. Bu, senin tercih edilmediğin anlamına gelir. Hele mekanı dolduramıyorsan her şey çok çabuk duyulur. Mekan sahibi, 'Zarar ettirdi, sakın onu çağırmayın' der. Bu yüzden geçen yaz yedi gecede dokuz sahne performansım vardı. En sonunda zatürre oldum ve bitap düştüm! Sahneden iniyordum, hastaneye götürüp serum takıyorlardı. Alınan işleri erteleyemiyorduk. Ayağımın üzerinden otomobil geçti, yine de sahneye çıktım. Babam öldüğünde bile sahneye çıktım. O geceyi de atlattıysam bu hayatta beni kimse üzemez, hiçbir şey umurumda olmaz.
İrem Derici'yi çok başarılı buluyorum, ayrıca Ece Seçkin'i, Buray'ı ve Ediz'i de beğenerek dinliyorum. İşler yolunda giderse bu yaz bir Bollywood şarkısı yapacağım. Amacım, herkesi dans ettirmek. Bu yaza dair bir sürü planım var. New York'tan güneye doğru uzanan bir ABD yolculuğu mesela...

DOĞRU ADAMI BULDUM

Bir arkadaşım beni aranjör Ozan Bayraşa ile tanıştırdı. Şarkımın aranjesi sırasında arkadaşlığımız aşka dönüştü. Ozan'ı görür görmez etkilendim, ona aşık oldum. İyi ki hayatımda ve iyi ki beni kanatlarının altına almış. Ozan, sürekli bana doğruları gösterdi. Biz el ele verdik ve birlikte başarılı olduk. Ben ona, o bana faydalı oldu. Çok başarısız olmuş birini bu kadar başarılı yapmak, zeka ve yetenek ister. Bu süreçte istediğimiz yönetmenle çalıştık, prodüktörlük yapmaya başladık. Ben bunların hiçbirini ilk projemde yaşayamadım. Yaşasaydım çok büyük bir star olurdum. İzin vermediler.
Başarı için hiçbir şeyden fedakarlık etmedim, sadece doğru adamı buldum. Benim için doğru olmayan bir single üzerinde çalışırken Ozan beni durdurdu ve onun yerine başka bir şarkıyı seçerek bana müzikal bir imaj çizdi.