Unutulmaya yüz tutan gelenekler

Unutulmaya yüz tutan gelenekler

Ramazan ayına ait kimi gelenekler yüzyıllardır devam ederken, kimisi tarihin tozlu sayfalarına karışmış durumda. İşte Türkiye’nin dört bir yanından Ramazan ayına ait geleneklerden bazıları...

  • Günaydın
  • Perşembe 09.06.2017
11 ayın sultanı Ramazan'ın yöreden yöreye değişen ve kimi yüzyıllardır yaşamaya devam eden, kimi de çoktan tarihin tozlu sayfalarına karışan birçok geleneği bulunuyor. Gizliilimler.tr.gg sitesi, bu gelenekleri derledi…

TERAVİH NAMAZI SONRASI OYUNLAR OYNANI RDI
Karaman'da önceden Ramazan gecelerinde teravih namazı sonrası belli evlerde sıra geceleri yapılırmış. Bu sıra gecelerinde Karaman'a has yüksük oyunu, tura oyunu, yıldız sayma, yumurta saklama gibi oyunlar oynanıp büyüklerin anlattığı hikayeler, anılar, yöresel masal ve efsaneler dinlenirmiş. Ama artık bu gelenekten eser kalmamış. Aksaray'da da Karaman'dakine benzer bir durum varmış. Teravihten sonra toplanan aileler, yüzük oyununu oynarmış. Bir tepsi üzerine ters çevrilmiş dokuz fincan konulur ve bunlardan birinin altına da yüzük saklanırmış. Oyunu kazanan ekip, kaybeden ekibi değişik yöntemlerle cezalandırırmış.

SELİMİYE CAMİİ'NİN BULUNDUĞU MEYDANDA EĞLENCE
Edirne'nin Ramazan geleneklerinin birçoğu kaybolmak üzere. Geçmişte Selimiye Meydanı'nda düzenlenen eğlenceler de bu geleneklerden. Selimiye Camii'nin bulunduğu meydanda Ramazan ayında çocuklara kukla gösterileri sunulurdu. Yetişkinler ise ceviz ve fındık oyunları oynardı. Ramazan aydınlığının en etkileyici kaynağı ise, Selimiye Camii'nde iki minare arasına asılan mahyalardı. Mahya, eskiden ipe asılı kandillerle yazılırdı. Bugünün aydınlatılmış gecelerinde mahyalar hâlâ güzel ama geceleri karanlığa bürünen eski Edirne'de bu mahyalar müthiş etkileyiciydi.



TARİHİ KEMERALTI ÇARŞISI
Osmanlı döneminde çok dinli, çok kültürlü bir kent olan İzmir; Ramazan aylarında büyük heyecan ve hareketliliğe sahne olurmuş. Bugün ise Ramazan ayı gelenekleri, sadece kentin eski mahallelerinde yaşatılıyor. Hıristiyan ve Musevilerin de yaşadığı bir kent olan İzmir'de Ramazan aylarında Müslüman geleneklerine büyük saygı duyulur, sokakta bir şey yememeye özen gösterilirdi. Ramazan ayında büyük iftar sofraları düzenlenirdi ve bu sofralara katılan kişiler arasında din farkı gözetilmezdi. İzmir'de 18'inci ve 19'uncu yüzyılda büyük iftar sofraları düzenlenir, kadınlar bütün mutfak hünerlerini ortaya koyardı.

DÖRT GÖZLE HURMA BEKLENİRDİ
Ramazan ayının gelmesi, İzmir'in tarihi çarşısı Kemeraltı'ndan anlaşılırdı. En eski çarşılardan biri olan Kemeraltı'nda kuru bakliyatların, şekerlerin arabalarla, merkeplerle evlere doğru taşındığı görülürdü. Hurmanın gelmesi ise dört gözle beklenirdi. Hicaz'dan gemilerin hurma getirmesi beklenirdi. Ramazan ayının başlamasından birkaç gün önce gemi körfeze yanaşırdı. Daha sonra sokak satıcıları hurma satmaya başlardı.

?ARABAŞI YEMEĞİ
Kayseri'de özellikle Ramazan aylarında yapılan arabaşı adlı yemek, birçok aileyi bir araya getirerek sohbet etme fırsatı yaratıyor. Arabaşı; tavuk, hindi veya kaz etinin kemiklerinden ayrılıp kavrulmuş un ile yapılan çorbasının, muhallebi kıvamında un ve su ile pişirilen hamur ile birlikte yendiği, çok eski bir yemek olarak biliniyor. Ramazan aylarında arabaşı, mutlaka birden fazla ailenin davet edilmesiyle, hep birlikte yenilen bir yemek olma özelliğini koruyor. Bir araya gelen aileler, ev sahibinin hazırladığı arabaşı sofrası etrafında toplanıp hoşça vakit geçiriyor. Arabaşı yenilirken, çorbaya hamuru düşüren cezalı sayılıyor ve bir sonraki arabaşını yapacak kişi olarak ilan ediliyor. Ramazan ayında ayrıca, sahurun habercisi olan davulculara; evde hazırlanan kete ve katmer gibi yiyeceklerden ikram edilmesi de gelenek olarak sürüyor. Belediyelerin ve bazı alışveriş merkezlerinin sundukları Hacivat-Karagöz oyunları, cambaz ve illüzyon gösterileri de özellikle çocukların ilgisini çekiyor.