Makyaj yapmayı, topuklu giymeyi ‘Ceren’le öğreniyorum

Makyaj yapmayı, topuklu giymeyi ‘Ceren’le öğreniyorum

Oyunculuk kariyeri boyunca ilk kez atv’de yayınlanan ‘Seni Kimler Aldı’ adlı dizide kötü birini canlandıran Duygu Yetiş: ‘Oynadığım ‘Ceren’ bana çok uzak bir karakter. Makyaj yapmayı, topuklu ayakkabı giymeyi, daha kadınsı olmayı ‘Ceren’le birlikte öğreniyorum

Atv'deki 'Seni Kimler Aldı' adlı dizide rol alan Duygu Yetiş, dizi ve rolüyle ilgili GÜNAYDIN'a konuştu. 16 yıllık oyunculuk kariyerinde ilk defa kötü bir rolle izleyici karşısına çıkan güzel oyuncu; dizide annesi tarafından başkasına verilen ve bu gerçeği öğrendikten sonra annesiyle yüzleşmek için fırsat kollayan 'Ceren'i canlandırıyor.

Bu projeyi seçmenizdeki sebep neydi?
Aynı şeyleri oynamak istemiyorum. Ben aslında farklı bir dramda yer almanın hayalini kuruyordum; istediğim o rol önüme geldi.

Önceki işlerinize göre daha kadınsı bir rol değil mi?
Evet. Aslında 'Ceren' bana en uzak karakterlerden biri. Makyaj yapmayı, topuklu ayakkabı giymeyi, daha kadınsı olmayı 'Ceren'le birlikte öğreniyorum.



SULU GÖZLÜ BİRİ DEĞİLİM

Kendinizi izliyor musunuz?
Evet. Öncesinde değil ama yayınlanırken izlemeyi özellikle tercih ediyorum. Bunun ciddi bir sinerji olduğuna inanıyorum. O işi, o saatte izlensin diye yapıyorum. Ben orada kendimi izlemek zorundayım. İzlerken sadece kendime bakmıyorum, hikayenin geneline ve diğer rol arkadaşlarıma da bakıyorum.

'Ceren' ilk kötü karakteriniz, değil mi?
Evet. Normal bir yumuşaklığa sahipken kendi içinde 180 derece dönmeye başlayan bir karakter. Bunun çok ciddi sebepleri var. Çok küçükken annesi tarafından bir başkasına verilmiş yani annebaba sevgisi yaşamamış bir kız 'Ceren'. Gittikçe de sertleşiyor.

Role nasıl yaklaşıyorsunuz?
Senaryoyu okuduğumda oyuncu koçuyla oynamak istedim ve Çetin Sarıkartal'la çalıştım. Toplantıya gittiğimde "Ben 'Ceren'den korkuyorum" dedim. 'Ceren' üçüncü bölümde ne olacak, sezon finalinde ne yapacak diye öğrenmek istemedim çünkü 'Ceren' ne yapacağına anında karar veriyor. Ben de bunu o an öğrenmek istedim. Mesela 13'üncü bölümü bilirsem, karakteri ona göre kurmaktan korkup öğrenmek istemedim. 13'üncü bölüme duygu olarak 'Ceren'le gelmek istiyorum. Karakterin duruşunu, sesini bulmak gerekiyor.



'Ceren' antipatik bir karakter aslında ama seyirci üzülüyor, kızmıyor ona...
Evet. Çünkü sebepleri çok haklı. Yaptığı şeyleri anlayabiliyorum. Seyircinin 'Ceren'i haklı bulmasını değil anlamasını istedik. Bunları yapıyor ama 'Onun da canı yandı' dedirtiyor.

Rol gereği sürekli ağlamak sizi zorluyor mu?
'Ceren'in yaşadığı çok büyük travmalar var. O yüzden salya sümük ağlaması gerekiyor. Ben normal hayatta da o kadar büyük ağlayabilen biri değilim. Ben içime içime ağlarım. Çok sulu gözlü de değilim. 'Ceren'in isyan ede ede ağlaması için gözüme bazı sahnelerde Viks sürüyordum. Aslında ilk bölümlerde daha çok böyle yapıyordum; karakterin içine girdikçe ağlamak çok zor olmuyor.

Hayatta 'Ceren' gibi bir sürü insanın olabileceğini düşününce ağlamak zor olmasa gerek...
Aynen. Böyle şeyler gerçek hayatta var ve bunun senin de başına gelebileceğini düşündüğünde zaten ağlamaya başlıyorsun.

'CEREN' GİBİ BAĞIRIP ÇAĞIRMAM
Çok sevilen bir oyuncusunuz. Neden sizi seviyorlar sizce?
Bilmiyorum. Kendimi anlatmayı çok sevmiyorum, çok da beceremiyorum. O yüzden tüm röportajlardan kaçmaya çalışıyorum. Olduğum gibi yaşamayı, mutlu olmayı, gülmeyi tercih ediyorum. İnsanları güldürmeyi de seviyorum. Derdimiz varsa birlikte çözelim, yoksa hep birlikte gülüp eğlenelim. Zor bir iş yapıyoruz zaten. O yüzden mutlu olmanın yollarını bulmak lazım.

Öfkenizi nasıl bastırırsınız?
Ben 'Ceren' gibi bağırıp çağırmam. Çok öfkelendiğimde oturup kendi kendime ağlıyorum ya da annemi veya en yakın arkadaşlarımdan birini arayıp 'Ben şuna sinirlendim' diye anlatıp dertleşiyorum, sonra sakinleşiyorum.

Resim yaptığınızı ve maske biriktirdiğinizi öğrendim.
Evet. Küçüklüğümden beri resim yapıyorum. Her gittiğim ülkeden de maske alıyorum. Kimine tütsü yakmak, kimine yoga yapmak iyi gelir. Herkesin kendisine iyi gelen bir yöntemi muhakkak vardır; onu bulması lazım.

Başka neler yapıyorsunuz?
Meditasyon yapıyorum. Dingin, sakin ve dengeli olmamız gerekiyor. Öyle olmadığınız zaman negatifi üstünüze çekiyorsunuz. Mesela ben çimlik bir alana gittiğimde anında ayakkabılarımı çıkarır, çime basarım. Çünkü evde battaniyeden bile çarpılıyorsun.



DÜNYAYI GEZMEK İÇİN PARA BİRİKTİRİYORUM

Seyahat etmeyi çok seviyorsunuz...
Evet. Dünyayı gezmek için para biriktiriyorum. Evet, bugün deli gibi sabahlara kadar çalışıyorum ama bunun karşılığında 'Şu ülkeye gideceğim' diye kendimi motive ediyorum.

Nerelere gittiniz?
Geçen sene Hindistan ve Nepal'e, ondan önce Tayland ve Kamboçya'ya gitmiştim. Bu yıl da Vietnam'a ve Bali'ye gitmeyi düşünüyorum.

Neden hep Uzakdoğu?
Uzakdoğu felsefesini kendime yakın buluyorum. Ben veganım, onlar da benim gibi besleniyor. Herkes aç kalındığını sanıyor ama öyle değil.

Bana çok uzak bir şey mesela...
Herkesin ilk tepkisi 'Bana çok uzak' oluyor zaten. Ben de yemeyi, içmeyi çok severim. Kalabalık sofralara bayılırım ama bir vegan olarak da orada bulunabilirim. Arkadaşlarım ilk başlarda evime gelirken 'Bunda yiyecek bir şey yoktur' diye abur cubur alıyorlardı, şimdi alıştılar. Onlar çikolata sordukça, ben çiğ badem ikram ediyordum.

Vegan olmak zorluyor mu sizi?
Zorlamıyor, bu nefisle alakalı bir şey. Gecenin ikisinde sete baklava geliyor ama nefsini körelttikten sonra aklın kalmıyor. Ben dünyanın ekolojisinin çökmesini istemiyorum. O yüzden biz yiyeceğiz diye o hayvanların toprağa hiç basmadan antibiyotiklerle büyütülmesini, hormonlanmasını istemiyorum. Ben vegan olduğumdan beri çok daha az hastalanıyorum. Kan değerlerim çok daha iyi. Huzurluyum, çünkü hiçbir hayvanın sinirini vücuduma almıyorum.



ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI DA EVLATLIK ALMAYI DA ÇOK İSTERİM

'Ceren' anne sevgisi yaşamamış biri. Sizin annenizle aranız nasıl?
Çok iyi. Annem öğretmen olduğu için beni çok özgür yetiştirdi. Bütün kararlarıma saygı duymuştur ama yanlış yaptığımı görürse beni uyarır, ben de onu dinlerim. Şuna çok net inanıyorum; anneler bir şey söylüyorsa doğrudur. Onun yetiştirme tarzına, bana verdiği fikirlere çok saygı duyuyorum.

SEVGİMİ VERİRİM

Siz kendinizi gelecekte anne olarak görmek ister misiniz?
Tabii ki. Çocuk sahibi olmayı da, çocuk evlat edinmeyi de çok istiyorum. Yetebildiğim kadar çok çocuğa destek olmak, koruyucu anne olmak istiyorum. Bunların hepsi maalesef ki maddiyata dayalı. Belki çok lüks bir hayat veremem ama en azından sevgimi veririm. Bütün eğitim hayatını karşılarım.