70 yaşında konser verenler var ama neden sahnede ölelim ki!

70 yaşında konser verenler var ama neden sahnede ölelim ki!

Ramazan Bayramı’nın ilk günü için arabeskin ünlü ismi Serkan Kaya ile buluştuk. Gelecek planlarını anlatan Kaya, “50 yaşından sonra müzik yapmayacağım. 70’inde hâlâ koşturan abilerimizi gördük, bir anda ölüp gittiler. Neden sahnede öleyim ki! Ben kendi dünyama çekileceğim” diyor

Serkan Kaya'nın film gibi bir hayatı var. TRT'de saz sanatçısı olan askerlik arkadaşının kendisini İstanbul'a çağırmasıyla müzik macerası başlamış. Sivas'tan İstanbul'a taşınan Kaya, Unkapanı'nda yapımcıların kapısını çalmış ama geri çevrilmiş. Sahneye çıkabilmek için tam 14 yıl mücadele etmiş. İlk albümünü 2001 yılında, ikincisini ise 10 yıl sonra çıkaran Kaya; beş parasız ve aç kalmasına rağmen müzik tutkusundan hiç vazgeçmediğini söylüyor. Geçtiğimiz günlerde 'Miras' adlı yeni albümünü çıkaran ünlü şarkıcıyla, provaları sırasında bir araya geldik. Yeni albüm heyecanını, müzik yolcuğunu ve yaşadığı zor günleri, Kaya'dan dinledik...

Bu albüm sizden kime 'miras'?
Kalbimin, ruhumun bana mirası olabilir. Benim de dinleyicilerime mirasım... 'Miras'; birbirini seven insanların bırakacakları en değerli şeyin sevgi olduğunu anlatan bir şarkı. Burada maddiyat yok, tamamen manevi bir miras.

Şarkıyı 15-20 dakikada yazmışsınız...
Menajerim yanımdaydı. Bir film izliyorduk, ondan etkilendim, kağıda döktüm. Sonrasında da şarkıyı tamamladık. İnsanların bir duygu kuyusu var; şarkı yazabilmek için ona inmek gerekiyor. Ben şarkı yazarken o kuyunun dibine iniyorum. 'Miras' altı yıllık bir şarkı ve albüme ismini verdi.

Albümde aşk şarkıları var. Siz aşk adamı mısınız?
Dürüsüt olmak gerekirse, öldüm bittim derecesinde bir aşk adamı değilim. Daha çok duygu adamıyım diyebilirim. Merhametli biriyim. İnsanları ve toplumu çok iyi gözlemleyebiliyorum. Kendimin ve başkalarının hayatından etkilenip yazdığım şarkılar oluyor. Eşime duyduğum aşk, etrafımda gördüklerim, insanlardan duyduklarım kaleme dökülüyor. 'Her şarkımı eşime, sevgilime yazıyorum' diyenler yalan söylüyor. Bu işin matematiğini bilen biriyim, o kadar da değil. Ben duygularını içinde tutabilen biri değilim; öyle olursa patlarım. O da benim erken ölmeme sebep olur. Ömrümün uzaması için şarkıya döküyorum.

Şarkılarınızı çocuklar da seviyor. Arabeski çocuklara nasıl sevdirdiniz?
7'den 77'ye herkes beni dinliyor. Sosyal medyadan çocuklar da, gençler de, yaşlılar da mesaj atıyor. Bir dönem arabesk müzik bitmişti. Benim de evde oturup iş yapamadığım dönemdi. Birçok şarkımı o dönemde yazdım. Kara kara düşünmeye başlamıştım. 10 yıl boyunca 'Ne yapacağım? Arabeski tekrar nasıl sevdiririz?' diye düşündüm. Çarşamba akşamları arabesk gecesi yapmaya başladım. Hem kendi şarkılarımı, hem de eski arabesk ve pop şarkıları kendi tarzımda okudum. Arabesk yeniden gündeme geldi. Durmuş bir arabayı itmeye başladık ve belli bir sürate ulaştırdık. Başarımızı albüme de taşıdık.



10 YIL ASKERLİK YAPMIŞ GİBİYİM

Hiç umudunuzu kaybettiğiniz oldu mu?
Hiç kaybetmedim. Kendine inanan ve güvenen bir insanım. Bir karar verdiysem arkasında dururum. Bence arabesk müziğin Türkiye'de bitiş noktasına gelmesinin sebebi; iyi albümler yapılmaması ve solistlerin doymuş olmasıydı. Halk da 'İyi bir şey yapın, o zaman sizi dinleriz' demiş. İstanbul gibi bir metropolde iyi bir iş yapmak için beklemek çok sancılı oldu. 10 yıl askerlik yapmış gibi oldum. Bugünlerin geleceğini biliyordum. Sadece 'Allah'ın bana tanıdığı bir vakit var' diyordum. Hiç isyan etmedim, hep sabrettim.

Geçiminizi nasıl sağlıyordunuz?
O dönem şarkı yazıp sattım. Besteci Serkan Kaya diye anılıyordum.

'O sahnede ben de olmalıyım' dediğiniz oldu mu?
Bostancı Gösteri Merkezi'nde, Harbiye Açıkhava'da, Türkiye'nin büyük kulüplerinde ben de olmalıyım dediğim çok oldu. Şu anda konserlerimde birçok kişi kapıda kalıp bekliyor, çok şükür bugünleri de gördüm. Bostancı Gösteri Merkezi'nde Ajda Pekkan'a vokalistlik yapmıştım. Bu sahneye ben de çıkacağım ama ne zaman diye hayal ediyordum. Yaklaşık 14 yıl sonra çıktım. Mücadele vermeden kazanmak zor. Ben şansımı orta yaşlarda yakaladım. 40 yaşındayım, 20 yaşında İstanbul'a geldim. Yani 20 yıllık bir mücadele.

O dönem sizi geri çevirenler şimdi ne diyor?
Şimdi "Seninle gurur duyuyoruz, böyle olacağını biliyorduk" diyorlar. Klasik şeyler... (Gülüyor) Herkes benim inandığıma inanmak zorunda değil. Kimseden intikam almak gibi bir hırsım da yok. Ben iyi iş yaptığımı biliyorum. Art niyetli olanlar benden uzak dursun. Hiçbir zaman para ve şan şöhret için koşturmadım. Öyle olsaydım, şimdi çok egolu biri olurdum.



'TARKAN'LA PİŞTİ OLDUN' DEDİLER

Tarkan'la albümünüz aynı gün çıktı. Sizin 'Sekizle Dokuz' şarkınızla, Tarkan'ın 'Çayla Simit' şarkısının sözlerinde büyük benzerlik var. Bu tesadüf nasıl oldu?
Hayranlarım 'Pişti oldunuz' deyince anladım. İki şarkıda da duygular benzer cümlelerle anlatılmış. Ben, 'Seninle biz, seninle ekmekle tuz gibi, yaz gününde buz gibi, sekizle dokuz gibi ayrılamayız' diyorum. Tarkan ise 'Biz seninle çayla simit, gökteki yıldız gibi seviyoruz, ayrılamayız' diyor. Duygular bazen benzer şekillerde aktarılabilir. Şarkıyı yazan arkadaşımızla bir araya gelmek isterim. Sonuçta aynı duyguları hissetmişiz.

Maserati almanız bir dönem çok konuşulmuştu. Şu an kaç arabanız var?
Araba tutkum var ama alıyorum, kapıda bekliyor. Maserati'yi de bu yüzden sattım. Aldığımda araba beyazdı, baktım beklemekten siyah olmuş. Sattım, kullanmak isteyen biri yararlansın diye. Bir tane binek arabam ve bir de işlere gidip geldiğim VIP arabam var. Müsrifliğe karşıyım. Ben zorluğun, yokluğun ne demek olduğunu iyi bilirim. O yüzden öğrenci arkadaşlarımıza da elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.

Evle ilgili biri misiniz?
Bahçeye kimseyi karıştırmam, o bende. Ekip biçiyorum; bahçıvanımız var, birlikte yapıyoruz. Erik, kiraz, elma ve gül ağaçlarım var. Bostanda domates, biber, patlıcanlar yetiştiriyorum.

Tutumlu musunuz?
Geçmişteki günlere tekrar dönmemek için yaptığım yatırımlarım var. Evlendim, iki oğlum var. Onların istikbalini düşünüyorum. Müsrif değilim ama çok sıkan biri de değilim.

Oğullarınızı nasıl büyütüyorsunuz?
Büyük oğlumun yıpranmamış kıyafetlerini küçük oğlum giyiyor. Onlar da bizim gibi büyüyecek. Eğitim masraflarını, her anne-baba gibi karşılayacağız. Sonra çalışıp kendi yollarını çizecekler. Ben 50 yaşından sonra müzik yapacağımı sanmıyorum. Kendi dünyama çekilip doğayla iç içe olacağım. 'Mandıra Filozofu' filmi vardı ya, onun hayatını yaşayacağım. 60-70 yaşında koşturan abilerimizi de gördük; bir anda ölüp gittiler. Neden sahnede öleyim? 10 yılda beş-altı albüm daha yaparım. Sanatçı büyüklerimizden bazıları, para kazanmak için yılda birkaç konser veriyor. Açgözlülüğün anlamı yok. 30 yıl çalışan bir adam, 20 yıl dinlenmeli diye düşünüyorum.



'ÜNLÜLER EVLENEMEZ' DİYEN ŞARKICILAR ŞİMDİ 50 YAŞINDA VE YALNIZ

Bir röportajınızda "Her şeyi kaybetsem de su satıp geçimimi sağlarım" demişsiniz. Bu varlığı gören birisi için eskiye dönmek zor olmaz mı?
Ailemi, çoluğumu çocuğumu kimseye muhtaç etmemek adına geçimimi sağlarım. Ben de "Su satarım" dedim. Allah kimseyi gördüğünden geriye bırakmasın.

Ünlü olduğunuz dönemde aile kurdunuz. Artık birçok şarkıcı evli... Bir dönem 'Ünlüler bekar olmalı' anlayışı vardı. Bu nasıl değişti sizce?
Bunları söyleyen geri kafalı yapımcılar, bunu uygulayanlar da geri kafalı sanatçılardı. Onların dediğini yapan sanatçılar, şimdi 50 yaşlarında ve yalnızlar. Çoluğun çocuğunla kazandığını paylaşmadıktan sonra, ne yapayım o parayı... Sanatçının düzgün yaşayanını, aileye kıymet verenini severim. Bir an evvel çocuk sahibi olmak istiyordum. Artık yaşım da gelmişti, eşim karşıma çıkınca evlendim.

ISRARLA SAHNEYE GELİP ŞARKI İSTEYENLERDEN RAHATSIZ OLUYORUM

Esprili birisiniz ama sert bir mizacınız da var. Bu yönünüzü etrafınıza yansıtıyor musunuz?
Sinirli anımı da, ağlamaklı veya neşeli anımı da yansıtmaktan çekinmem. Şeker halimi de, öfkeli halimi de herkes bilir. Bağırırsam sesimi duyarlar, gülersem de kahkahamı... Biraz asabi gibi görünebiliyorum. İçim neşeli oluyor ama yüzüm asık da durabiliyorum.

Sahnede zor anlar yaşadığınız oluyor mu?
Bazen beni çığrımdan çıkaranlar olabiliyor. İnsanlar duymak istedikleri şarkıyı söyleyebilir ama bazıları çok ısrarcı oluyor. Sahnenin dibine gelip 50 defa söylüyorlar. Bir de sahneye doğru purosunu üfleyenlerden rahatsız oluyorum. Geçenlerde bir abi en önde oturuyordu. Öyle bir üfledi ki yüzüme, şarkıya devam edemedim. Sonra uyardım, "Bana doğru üfleme" dedim.



BAZI KADINLAR, KOCASI ÇİRKİN GÖRÜNSÜN İSTER AMA EŞİM ÖYLE BİRİ DEĞİL

Eşiniz kıyafetlerinizle ilgili sizi yönlendirir mi?
Albüm kapağı çekilirken eşimin yardımları oldu. "Bir yolcuyu anlatsana. Hayatın içinde yolculuk yapıyorsun, bunu fotoğraflara döksene" dedi. Önce giyinirim, iyi olduğunu düşünüyorsam, sonra eşime sorarım. Bu konuda kadınların gözü farklıdır. O yüzden mutlaka fikrini alırım. Sahnede şık olmamı ister. Bu konuda şanslıyım. Bazı kadınlar 'Eşim çirkin olsun, kimse bakmasın' der. Bizde öyle bir durum yok; eşim benim iyi görünmemi ister.

Evde sizin sözünüz mü geçer?
Evet, benim sözüm geçer. Bu, erkeğin güçlü olmasıyla ilgili bir durum değil. Biz daha çok şey görüyoruz, daha çok dışarıdayız. Kadınlar bir araya geldiklerinde çoğunlukla kıyafet, saç, makyaj konuşuyor. Siz saçın kaynağından konuşursunuz, biz inşaatın kaynağından konuşuruz. Bizim de tabii ki eşlerimizden öğrendiğimiz şeyler var.

Bugün neler oldu? (25.06.2017)