Müziğe sarılın müzik tedavi eder

Müziğe sarılın müzik tedavi eder

‘Biliyorsan Söyle’ yarışmasıyla TRT Müzik’te ekrana gelen Canan Çal, “Müziğimizin zenginliğini herkese göstermek istiyoruz. Müziğe sarılmalıyız” diyor

TRT Müzik'te 'Biliyorsan Söyle' isimli yeni bir müzik yarışma programı başladı. Hafta içi her gün saat 11.30'da ekrana gelen programın sunuculuğunu müzisyen Canan Çal yapıyor. Mutlu Karaer'in hazırladığı programda; çeşitli müzik tarzlarının sahip olduğu zenginlik ve kültürel değerler ekrana taşınıyor. Sunucu Canan Çal, 'Biliyorsan Söyle'yi anlattı...

'DERSİME İYİ ÇALIŞIRIM'
'Biliyorsan Söyle'nin yarışmacıları, çeşitli yaştan ve farklı meslek gruplarından, günlük yaşamın içinden kişiler... Programa katılan yarışmacılara birbirinden farklı sohbet konuları açılıyor, ardından bu sohbetler soruya dönüştürülüp 'Biliyorsan Söyle, doğru mu, yanlış mı?' deniyor. Yarışmacılar bazen doğru, bazen de yanlış diyerek soruları bilmeye çalışıyor. Yarışmacılar bildikleri sürece programa devam ediyor. Arka arkaya üç soruyu da bilenler ödüllendiriliyor.
Yarışma, televizyon seyircisinin programı izlerken bir yandan kendisi ile yarışmasını, diğer yandan da müzik bilgilerini tazelemesini amaçlıyor. 'Biliyorsan Söyle'de, tempolu ve eğlenceli bir atmosfer yaratılırken, zengin müzik değerlerimiz de ekranda seyirciyle paylaşılıyor.
İnsanlarımıza eski sanat müziğimizi hatırlatmaya çalışıyoruz. Farklı müzik tarzlarıyla ilgili bilgileri, 7'den 70'e herkesle paylaşmaya çalışıyoruz. İnsanları sıkmadan, eğlenceli bir şekilde sunarak bunu başarıyoruz.
Ben müzisyenim, konservatuvar mezunuyum ve bir albümüm var. Beş sene boyunca Türk halk müziği eğitimi aldım. O yüzden sahne, mikrofon ve kameraya uzak değilim fakat bu, sunuculuk anlamında ilk tecrübem. Programımız giderek daha çok beğeniliyor; güzel tepkiler alıyoruz. Sunuculuğa ısınıyorum, seyircilerimiz de bana alışıyor. Programımızın eğlenceli yönlerinden biri de, yarışmacılara şarkıları kendim söyleyerek hatırlatmam. Bu bir renk oluyor, onlar da şarkılara eşlik ediyor. Sadece bir yarışma değil, bir eğlence bizimkisi; söylüyoruz, oynuyoruz, sohbet ediyoruz. Bu anlamda diğer yarışmalardan farklıyız.
Müzik, insanları rahatlatan ve onlara iyi gelen bir şey. Türkiye'de müzik bazen yerini bulamıyor; özellikle son yıllarda... Programımızda bu duruma çare olmayı amaçladık. Müziğimiz ve kültürümüz çok zengin.
Yayın öncesi sunumlarımı alıp dersime çalışıyorum. Sorulara, şarkılara bakıyorum. Yarışmacının karşısına çıktığımda güvende oluyorum.
Hafta içi her gün ekranda olduğumuz ve programda şarkı söylediğim için, gün içinde bol bol su içerek boğazımın kurumasını önlüyorum. Sesimle ilgili en çok dikkat ettiğim şey bu.
Yarışmayı sunmaya başlarken en büyük korkum, 'Yarışmacılarla uyum sağlayabilecek miyim?' düşüncesiydi. Çünkü onlarla birebir muhabbeti sürdürebilmek gerekiyordu. Ama bunu aştığımı düşünüyorum.

'SABRIN SONU SELAMET'
Konservatuvarda eğitim gören arkadaşlarıma verebileceğim tavsiyelerden ilki sabır... Kendilerine inansınlar ve güvensinler, inandıkları yoldan vazgeçmesinler. Sabrın sonu selamettir.
Biz programımızı şöyle kapatıyoruz: 'Müziğin size güç ve enerji vermesi dileğiyle...' Hayatımızın sonuna kadar müzik dinlemeye ihtiyacımız var. İnsanlara hayatlarından müziği eksik etmemeleri gerektiğini hatırlatıyorum. Müzik bize iyi gelir ve hayatımızın sonuna kadar iyi gelecektir. Müziğe sarılın; müzik tedavi eder. Çok zengin bir kültürümüz var ve ne olur bu kültürden uzaklaşmayalım. Bu renkliliği barındırmaya devam edelim.