Meşhur olmak için oyunculuk yapmıyorum ki keyif için yapıyorum

Meşhur olmak için oyunculuk yapmıyorum ki keyif için yapıyorum

Tiyatronun usta ismi Yıldız Kültür, son yıllarda rol aldığı TV dizileriyle de adından söz ettiriyor. 55 yıllık bir kariyere sahip olan ünlü oyuncu, “Belli bir yaşa geldim artık, meşhur olmak için oyunculuk yapmıyorum; keyif için yapıyorum. Sağlığım izin verdiği sürece devam edeceğim” diyor

Son olarak atv'de ekrana gelen 'Seni Kimler Aldı' dizisinde 'Leman Çamay' karakterini canlandıran usta oyuncu Yıldız Kültür, kariyerinde 55 yılı geride bıraktı. Tiyatroyla adım attığı oyunculuk serüveninde çok uzun yıllar sonra dizi ve filmlerde rol almaya başlayan Kültür, "Dizi sektörü tiyatrocuların kıymetini sonradan anladı" diyor. Usta oyuncuyla 55 yıllık kariyerini masaya yatırdık...
'Seni Kimler Aldı' dizisinde genç oyuncularla, tiyatro kökenli usta oyuncular arasında büyük bir uyum vardı ama dizinin ömrü uzun olmadı. Nasıl bir tecrübeydi sizin için?
O kadar muhteşem bir ekipti ki; ilk defa böyle bir ekibe rastladım. Yarısı tiyatro kökenli; o anlamda da birbirimizi tanıyorduk ve anlıyorduk. Gençler çok şeker; sevgi ve saygı dolular. Bu kadar sevgi dolu bir ekip hakikaten çok zor bir araya gelir. Çok güzel dostluklar edindim. İşim bittiğinde herkesle ağlaştık, zor ayrıldık. Ama hayırlısı dedik çünkü her başlayan şey bitiyor sonuçta. Birazcık erken bitti; bu hepimizi üzdü ama yapacak bir şey yok. Son derece özveriyle çalıştık.
Size bir rol teklif edildiğinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Neye dikkat ediyorsunuz?
Önce kadroda kiminle çalışacağıma bakıyorum. Anlaşabilecek miyiz, nasıl insanlar, nerede oynamışlar; bunlar benim için çok önemli. Nasıl bir şirketle çalışacağımın da önemi var. Belli bir yaşa geldim; bundan sonra meşhur olacağım diye bir şey yapmıyorum ki. Bu işi keyif için yapıyorum. Tiyatrodan emekliyim, emekli maaşım var. Zaten tek başımayım; geçtiğimiz yıl eşimi kaybettim. Bir oğlum var, o da Amerika'da. Bana ihtiyacı yok; ihtiyacım olursa o bana para yollar. 'Anne çok yoruluyorsan çalışma, ben sana para yollayayım' diyor ama ondan hiç para almadım.
Geçinmek için değil, hobi olarak oyunculuk yapıyorsunuz yani...
Aynen, geçim derdim yok. Bu işi keyif için ve sevdiğim için yapıyorum.

KIVANÇ DELİ GİBİ ÇALIŞIYORDU

Sonradan büyük üne kavuşan isimlerle çalıştınız. Sizi hayal kırıklığına uğratan ya da beklentilerinizi aşan isimler oldu mu?
Hayır olmadı. Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Sedef Avcı, Melis Birkan, Özge Özpirinçci... Onlarla iftihar ediyorum. Benimle çalışırlarken de son derece düzgün, çalışkan, çok hanımefendi ve beyefendilerdi. Onlara hayran olurdum. Hiçbiri beni hayal kırıklığına uğratmadı ve hepsi de yollarında ilerliyorlar. Şimdi Türkiye'de birer isim oldular.
Bu işin eğitimini almış biri olarak, alaylıeğitimli diye bir ayrım yapıyor musunuz?
Öyle bir ayrımım yok. Bu işte birçok insan eğitimli değil. Evet ben konservatuvar mezunuyum ama bu çocuklarla iftihar ediyorum. O kadar çalışıyorlar ki, işlerini severek yapıyorlar. Eğitimini alsalar ne olacak, almasalar ne olacak... Televizyon, görüntüye hitap eden bir şey. Bu çocuklar yakışıklı ve güzel... Yani görsellik çok önemli televizyonda. Onun için de işlerini çok güzel yapıyorlar.
Eğitime gerek yok mu diyorsunuz?
Hayır, öyle demiyorum. Tabii ki eğitimli olmaları güzel bir şey ama onlar da ilkokul mezunu değiller zaten. Hepsi kendini yetiştirmiş, ders almış, hâlâ uğraşan insanlar. Mesela Kıvanç'ı çok iyi biliyorum, deli gibi çalışıyordu.
Daha sonra karşılaştınız mi hiç?
Evet, Kıvanç'la Akmerkez'de karşılaştık bir gün. Sanki bıraktığımız yerden devam ediyormuşuz gibiydi. Elimde paketler vardı. "Bırak sen, ver ben taşırım" diyerek taksiye kadar eşlik etti bana. "Yapma evladım, olacak iş mi!" desem de bırakmadı. Son derece mütevazıdır; hepsi öyle. Ustayı sayıyorlar, vefa gösteriyorlar. Onların karakterleri değişmedi. Çalışan, işini iyi yapan insanlara hayranım.
Sizin gibi usta tiyatrocular TV dizileriyle parlıyor. Dizi sektörü de tiyatroculara ihtiyaç duyuyor. Sektörün tiyatroculara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizden yeni yeni faydalanmaya başladılar. Sektör sonradan anladı bizim değerimizi. Biz yan karakterleriz ve eğitimliyiz. Bunlar destekliyor diziyi. Bir kız veya erkek; ne kadar güzel ve yetenekli olursa olsun, onları biz destekliyoruz.
TV maceranız nasıl başladı peki?
Gençliğimde fazla dizi yoktu, sonradan artmaya başladı. Ben de emekli olduktan sonra başladım bu işe. İzmir'de çalışıyordum ve orada böyle bir şansımız yoktu. İlk olarak Ayvalık'ta 'Kurşun Yarası' başlamıştı. Bir ara televizyonda 'Zeytinler Altında' diye bir dizi yapmıştık, Ankara'dan İzmir'e ilk gittiğim yıllardı. O da çok tutulan bir dizi olmuştu. Sonra tiyatro oyunlarında oynadım birkaç kez. Emekli olduktan sonra bir teklif geldi. Beren, Mahsun Kırmızıgül'le bir dizi yaptık Mardin'de. Sonra da arkası geldi.
Mardin'e gitmeye hiç çekinmediniz mi?
Yazın anormal sıcak, kışın da çok soğuk bir yer. Ama işimi severek yaptım. Kadromuz güzeldi; çok iyi anlaşan bir ekiptik. Yoksa emekli olduktan sonra çok boşlukta hissederdim kendimi. Ömrüm ve sağlığım yettikçe oynamaya devam edeceğim.
Bu tempo sağlığınızı nasıl etkiliyor?
Gençlerle çalışmak beni motive ediyor. Onlara mahcup olmamak ve onlara yetişebilmek için gayret gösteriyorum. Onlar da benden bir şeyler öğreniyorlarsa, bu çok güzel bir şey. Çalışmak beni ayakta tutuyor. Çalışmasanız eve kapanacaksınız; bu çok kötü. Kendini dinleyeceksin, hastalık hastası olacaksın. Aslında sağlığım çok yerinde değil ama çalıştıkça sağlığıma kavuşuyorum. Bir de oynadığınız dizi başarılı olursa, daha da hoşunuza gidiyor.