Ajda Pekkan Madonna’ya özeniyor

Ajda Pekkan Madonna’ya özeniyor

Özdemir Erdoğan, Türkiye’de sanatçıların özgün olmayı başaramadıklarını söyledi: Madonna, Türkiye’ye geldiğinde sahne şovlarına sadık kalarak havalarda uçmuştu. Sonra Ajda’ya vinç getirdiler, o da uçtu. İşte bu özentiliktir

  • Günaydın
  • Pazartesi 11.07.2017
'Güllerin İçinden', 'Karlı Kayın Ormanı', 'Kimse Bilmez', 'Aç Kapıyı Gir İçeri' ve 'Vitrin' gibi Türk müziğinin mihenk taşı haline gelmiş birçok esere imza atan Özdemir Erdoğan; Tuhaf Dergisi'nden Nurhak Kaya'ya konuştu. Etik, estetik ve vicdan için mücadele ettiğini söyleyen usta müzisyen, sanata bakış açısı ve günümüzün sanatçıları hakkında samimi açıklamalar yaptı...

İyi müzik nedir? Kulak eğitilebilir bir organ mı?
İyi müzik, uyumlu müziktir. Aşkta başarılı olamayanların sanatta başarılı olması mümkün değil. Müzik aynı zamanda bir aşktır.

YALNIZLIK ŞART

Özgünlük için ne gerekir peki?
Birbirini anlamaya çalışmak için sevmeyi bilmek gereklidir. Bu nosyonlar bir insanda bulunuyorsa eğer, icraatlarındaki özgünlük onu bir adım öteye çıkarır. Yani özgün bir şey ortaya çıkartırsınız. Sanatçıların zaman zaman yalnızlığa ihtiyacı vardır, kendileriyle hesaplaşmak için...

Bahsettiğiniz yalnızlığın bağımsızlıkla bir ilgisi var mı?
Ben, sanatçının tarafsız olması ve aidiyetinin olmaması gerektiğini defalarca beyan ettim. 1987'de "Sanatçılar kendi başlarına yaşamalı ve bundan doğacak risklerle ölmeyi bilmelidir" demiştim.

Özgün ve bağımsız diyebileceğiniz isimler var mı?
İyi-kötü bu memleketin müziğine katkıları olan birçok arkadaşım ve tanıdığım insan var. Mesela başta Sezen Aksu ya da Zülfü Livaneli; ürettikleri, felsefeleri, hizmet ettikleri fikir ortadadır. Peki bizde niye çok fazla özel insan yok? Çünkü bizde, 'gibi gibi' insanlar var. Çok fazla etkileniyoruz dışarıdan. Yetmişlerde Cem Karaca, Moğollar, Üç Hürel, Barış Manço, Edip Akbayram gibi sanatçı ve toplulukların resmen kökü kazındı. Cem Karaca'ya özenip onun gibi şarkı söylemeye çalışan ama hiçbir zaman beceremeyen insanlar var. Yalnız Cem'e değil; Nazım'a, Sabahattin Ali'ye ve Mehmet Akif'e de yapıldı bunlar...

Değerli ve güzel olanı mahvetmek, yalnızca bu topraklara özgü bir durum mu?
Bizde ilahçılık var. Zeki Müren ilk kez ortaya çıktığı 1950'li yıllarda muhteşemdi. Fakat 1960'lardan itibaren popülerliğiyle ağır basmaya başladı. Ölümünden 10 sene evveline dönersek eğer, kötü şarkı söylüyordu. Şimdi, 'Vay, sen nasıl böyle bir şey söylersin' diyecekler. Söylüyorum, çünkü gerçek bu. Bir insanı ilahlaştırdıysak o artık dokunulmaz oluyor. Geçtiğimiz yıllarda Madonna Türkiye'ye gelmiş, stadyumda konser vermişti. Kadın sahne şovlarına sadık kalarak havalarda uçtu. Sonra Ajda Pekkan'a vinç getirdiler, o da uçtu. İşte bu özentiliktir.

Bu durum hep mi böyleydi, yoksa olumsuza doğru mu gitti?
Bugün dünyada estetik, etik ve vicdan gibi kavramlara yer kalmadı. Yalnızca güç konuşuyor. Güçlü olan haklı görülüyor.

Gücün yanında yer almak ahlaksızlık mı?
İnsanlar gücü taşıyamıyor. Mesela Trump'a bakın; resmen kabadayı gibi. Önce tehdit ediyor, sonra silah satıyor. İşte bu, gücü taşıyamamaktır. Güce tapmak acizlerin işidir.

İsyankar bir insan mısınız?
İsyankar değilim ama uyumlu koyun da değilim. Beni kesmeye götüren kişiye boynumu uzatmam. Sonuna kadar da mücadele ederim. Bu, eski şarkılarımdan bir tanesine şöyle yansımıştır: 'Özgürlük mü, tevekkül mü mutluluğun anahtarı? Usanmadan ümit et, al felekten intikamını.' Felekten alınacak intikam varsa ümidinizi kaybetmeyeceksiniz. Ben şahsım adına; etik, estetik ve vicdan için mücadele ettim ve edeceğim. Çünkü bu düzeni yürütenler, bize hiçbir zaman mutlu ve pembe bir dünyanın anahtarını veremeyecek.