‘Muzaffer’in sevilmemeye hiç tahammülü yok’

‘Muzaffer’in sevilmemeye hiç tahammülü yok’

‘Kanatsız Kuşlar’ adlı dizide dört çocuklu ‘Nefise’ye aşık olan işadamı ‘Muzaffer’i canlandıran usta oyuncu Fatih Al: ‘Muzaffer’ asla kolay sevebilen bir adam değil fakat bir kez aşık oldu mu, sevdiği kadın tarafından sevilmemeye hiç tahammülü yok. Eğer ‘Nefise’den aşkına karşılık alamazsa, o zaman taş yağar. Belki de hayatının akışını değiştirecek olan da budur

Atv'nin izlenme rekorları kıran dizisi 'Kanatsız Kuşlar', izleyenleri derinden etkileyen güçlü senaryosunun yanında usta oyuncularıyla da dikkat çekiyor. Oynadığı sinema filmi ve dizilerle seyircilerin gönlünde taht kuran Fatih Al da dizinin ustalarından biri. Sanatçı ile dizide canlandırdığı 'Muzaffer' rolünü ve sanat yaşamını konuştuk...

'Kanatsız Kuşlar'da varlıklı bir aileye mensup, güçlü ve otoriter işadamı 'Muzaffer'i canlandırıyorsunuz. 'Muzaffer'i bir de sizden dinleyebilir misiniz?
'Muzaffer' ilk bakışta, zengin bir ailenin güçlü ve otoriter temsilcisi olarak çıkıyor karşımıza. Hayatı boyunca çabalamış biri. Büyümek ve sahip olduklarını büyütmek uğruna var gücüyle mücadele etmiş. Bu mücadele sırasında kimse onu alkışlamamış, sırtını sıvazlamamış, ona destek olmamış. Her daim yalnız devam etmiş yoluna. Bizim seyrettiğimiz noktaya dişiyle tırnağıyla didinerek gelmiş yani. Şimdi vardığı noktayı bozmadan orada durmakta kararlı. Bu konuda hiçbir şekilde taviz vermiyor.

Neden bu kadar katı?
Katılaşmış çünkü katılaştırılmış. Aslında onu sevsinler diye gözünün içine bakmış insanların. Ama ona zerre kadar sevgi göstermemiş bir üvey annenin hükmünde itilip kakılmış. Çocukluğu boyunca aradığını evliliğinde de bulamamış. Fakat bu iki dönemden de çok sevdiği iki kişi miras kalmış ona: Kardeşi 'Onur' ve oğlu 'Mert'. Onları sevmek ve onlar tarafından sevilmek, 'Muzaffer'in hep çalışmakla geçen hayatını süslemiş.


Dizide 'Muzaffer'in aşık olduğu 'Nefise'yi Deniz Bolışık oynuyor.

AŞK TEK BİR DUYGUNUN ADI DEĞİL

Hayatına 'Nefise'nin girmesiyle 'Muzaffer'in hayatının akışı değişiyor. 'Muzaffer', bu büyük aşkına karşılık alabilecek mi?
Karşılık alabilirse gökten üç elma düşer, yeriz. Eğer karşılık alamazsa, o zaman taş yağar. Kolay seven bir adam değil 'Muzaffer'. Fakat bir kez oldu mu bu, sevdiği tarafından sevilmemeye hiç tahammülü yok. Belki 'Muzaffer'in hayatının akışını değiştirecek olan da budur. Sevmenin, o zamana kadar bilmediği başka türlü bir yolunu keşfedecek olabilir. Öyleyse epey zor günler geçireceği kesin.

Dizide dört çocuklu bir kadının çaresizliğini izliyoruz. 'Muzaffer' aşık olduğu bu kadını çocuklarıyla birlikte kabul edebilecek mi?
'Muzaffer', 'Nefise'nin dört çocuğu uğruna verdiği çabayı görebilecek kadar açarsa gözlerini, işte o zaman kabul edip etmeyeceğini değil, kabul edilip edilmeyeceğini düşünmeye başlayabilir.

Projeyi kabul etmekte tereddüt ettiniz mi?
Koliba Film tarafından bana her şey detaylı bir biçimde anlatıldı ve benden neyi, nasıl yapmamın istendiği açıkça tarif edildi. Her şey bu kadar berrak olunca hiç tereddüt etmedim. Çünkü 'Muzaffer' daha önce oynamadığım türde bir rol ve bana kendimi deneyeceğim yeni bir imkan olarak sunuldu. Daha ne isteyeyim!

Sizce aşk, gözü kapalı bir boyun eğiş, tutkuyla bağlanma mıdır?
Bana göre aşk, kişinin yaşadığı tek bir duygunun adı değil. Birçok duygunun, her kişide ona has türlü oranlarda birleşimine biz kolayca aşk diyoruz. Ama dediğimiz kadar kolay yaşayamıyoruz onu. Bir duygudan diğerine savruluyor, düşüyor, kalkıyor, gülüyor, ağlıyor, kızıyor, köpürüyor, susuyor, siniyor ve bütün bu yaşadıklarımızdan sonra nihayet baskın bir duygu öne çıktığında onu benimseyip çıkıyoruz işin içinden. Çünkü aşk, barındırdığı duygulardan herhangi birine dönüşebilir ve aşık olan bunun seçimini yapmaktan acizdir.

ÜÇ FİLMİM VİZYONA GİRECEK

Ankara Film Festivali'nde 'Daire' filmiyle 2014 yılında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü aldınız. Şu sıralar yeni bir sinema projeniz var mı?
Teklif var; değerlendiriyorum, değerlendiriliyorum. Şimdilik karara bağlamadık, zaman gösterecek. Fakat daha önce rol aldığım ve yakın zamanda gösterilmeyi bekleyen filmler var. Mesela Ümit Ünal'ın yazdığı ve yönettiği 'Sofra Sırları' bunlardan biri. Güzel bir hikayenin, daha da güzel bir filme nasıl dönüştürülebildiğine dair türlü ustalıkları görme şansım oldu o projede. Seyre çıkacağı günü heyecanla bekliyorum. Onun öncesinde, Güney Kıbrıs'ta çekilen 'Smuggling Hendrix' adlı bir yabancı yapımda rol aldım. Filmi Marios Piperides yazıp yönetti. Çok keyif alarak çalıştım. Daha öncesinde de Erkan Mumcu'nun yazdığı ve yönettiği bir filmde rol aldım. Hangisi, ne zaman gösterilecek, bilemiyorum.

FİLMİN SEYRİNİ OYUNCULAR BELİRLEMİYOR

Türkan Şoray'ın yönettiği, senaryosunu Onur Ünlü'nün yazdığı 'Uzaklarda Arama' adlı filmde de rol aldınız. Film çok fazla gişe yapmadı. Sizce Türkiye'de bir filmin iyi gişe yapması için nasıl bir film olması gerekiyor?
'Uzaklarda Arama' filmi, her şey bir yana, Türkan Şoray ile yani sinemamızın Sultan'ı ile aynı seti paylaşmak gibi bir gurur yaşattı bana. Beklenenden ve az seyredilmiş olmasının projenin gücüyle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Zira bir filmin seyrini yapımında yer alanların kalitesi belirlemiyor. Fakat sinema seansları belirliyor mesela. Ve, o seansları aylar öncesinden, daha filmi çekmeden alabilenler belirliyor.


Oyuncu Fatih Al, 'Kanatsız Kuşlar'da canlandırdığı 'Muzaffer'in daha önce oynamadığı bir rol olduğunu söyleyerek "Teklifi tereddütsüz kabul ettim" dedi.

MÜZİĞİN OYUNCULUĞUMA KATKISI BÜYÜK

Siz sadece oyuncu değil, aynı zamanda besteci ve söz yazarısınız da. Sizce oyunculuk mu, müzik mi daha çok mutlu ediyor sizi?
Benim için her uğraş oyunculuktan sonra gelir; fakat yine her uğraş oyunculuğumda pay sahibidir. Sağ elimi sol elimden çok daha iyi kullansam da, yine sol elime de ihtiyacım var. Müziğe dair yapabildiklerim de sol elimle yapabileceklerim gibi. Ve yani herhalde, 'Müzisyenim' diyebilecek kadar becerikli değilim o alanda. Yine de, oyunculuğuma, hatta gündelik hayatıma katkısı muazzam.

NE YİYİP NE İÇTİĞİMİ KİMSE MERAK ETMİYOR

Özel yaşamınızla çok fazla göz önünde olmayı tercih etmiyorsunuz. Evli misiniz, çocuğunuz var mı? Boş zamanlarınızda genelde neler yaparsınız?
Adı üstünde işte özel yaşam; yani benim özel olduğum alan. Ve öyle olduğumu kimseye ispatlamak ihtiyacı duymadıkça, o alanı kamunun seyrine açmak istemem. Öyle bir ihtiyaç duymadığım gibi, benim ne yediğim içtiğim de pek merak edilmiyor zaten. Nazar değmesin. Kendi halimde, yazıyor, çiziyor, çalıyor, söylüyor, çoğunu kendime saklıyor, birazını da derleyip toplayıp oynuyorum. Hepsi bu. Fakat merak konusu ise; hayır, evli değilim ve hayır, çocuğum yok.