‘Röntgencilik yapmak basın özgürlüğü değil!’

‘Röntgencilik yapmak basın özgürlüğü değil!’

Oktay Kaynarca, “Başı sıkışan ünlü devletten düzenleme istiyor. Devlet hangi birine el atsın; Oktay Kaynarca’ya mı, Gamze Özçelik’e mi?” diyen Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu’na yanıt verdi: “Eşinin, ailenin fotoğraflarının iğrenç şekilde yayınlanması basın özgürlüğü değil, röntgenciliktir!”

  • Günaydın
  • Perşembe 28.07.2017
Atv'de yayınlanan 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz' dizisinin başrol oyuncusu Oktay Kaynarca, önceki gün Hürriyet'teki köşesinde ismini geçiren Cengiz Semercioğlu'na cevap verdi. Yazısında Gamze Özçelik'in, Bodrum'da ailesiyle çıktığı tatil fotoğraflarının gazetelerde verilmesine isyan edip 'Devletimizden bu konuda yeni düzenlemeler getirmesini bekliyorum' açıklamasını eleştiren Semercioğlu; konuya Oktay Kaynarca'yı da dahil ederek şöyle yazmıştı: "Oktay Kaynarca da, bir dönem Başbakan'a mektup yazıp 'Eşimle teknede fotoğraflarımı çektiler' diye magazin basınını şikayet etmiş, kamuya açık alan konusunda yeni düzenlemeler talep etmişti. Magazinden başı sıkışan ünlü, devletten düzenleme istiyor. Devletimiz hangi birine el atsın Gamze Hanım'cım, Oktay'a mı, size mi?"

'ÇOCUKLARIN DA OYUNCU OLSUN'
Semercioğlu'nun bahsettiği özel tatil fotoğraflarını yayınlayan gazetelere dava açan Oktay Kaynarca, Semercioğlu'na Instagram'dan yanıt verdi. Kaynarca, mahkeme kararının yayınlandığı belgeyle birlikte şu yazıyı paylaştı: 'Dayanamadım yazayım dedim ki laf dolanmasın, ne demek istemişiz anlaşılsın. Şimdi bu ne diyeceksiniz? Bu mahkeme kararı, yani benim özel hayatımı, yani namahremimi 'gazetecilik' adı altında resmen röntgencilik mantığıyla ifşa etmenin devlet mahkemeleri tarafından üç magazin gazetesinin cezalandırıldığının belgesi. 'Bunu bu kadar süre sonra niye gösteriyorsun?' sorusunun cevabı ise sevgili Cengiz Semercioğlu'nun benim adımı geçirerek yazdığı ve 'Devlet Oktay Kaynarca'yla mı uğraşsın?' diye bitirdiği yazıya istinadedir. Sevgili Cengiz, evet dediğin gibi başbakanlık makamına bir yazı yazdım o dönem ama bu yazı sadece şahsımı ilgilendiren bir yazı değil, gazetecilik adı altında magazinin adının değiştirilerek teröre dönüştüğünü, basın özgürlüğü üst başlığı altında insanların özel hayatlarının özgürlüğünün hallaç pamuğu gibi atıldığı, magazin baronlarının gazetecilik adı altında ülkenin toplum dinamiklerini nasıl tahrip ettiklerini, 'Ünlü olmazsan yırtamazsın, bunun için de yapacağın her şey makbuldür' mantığının toplumda oluşturacağı, hatta oluşturduğu tahribatları, mahkemelerde kazanılan davaların sonuçlarının asla caydırıcı olmadığını, 'En fazla öderiz üç-beş bin lira, yine göndeririz paparazzilerimizi, istediğimizi istediğimiz gibi gösteririz'in kabul edilebilir olmadığını anlatan bir yazıydı, bir serzenişti ve asla siyasi bir bakış açısı yoktu. Sevgili Cengiz, uzun bir süredir ben işimi, sen de işini yaparken bazen aynı şeyleri, bazen başka şeyleri savunduk ama ömrüm boyunca mesela bana, senin çok sevdiğim ailenin, eşinin, mesela bizimle aynı yerde tatil yaparken hiç istemediğin fotoğraflarının çekilip iğrenç bir şekilde servis edilmesini basın özgürlüğü olarak anlamam. Kaldı ki, zaten üstteki belgede, kanun da benim mantığımı destekliyor. Artık önce bilgi, sonra fikir demenin zamanı gelmedi mi sence mesela bir şeyler söylerken ya da 'Allah inşallah o çok sevdiğim çocuklarını oyuncu yapar' demeye devam mı edeyim?'