Herkes ‘Cennet’ gibi bakıp onun gibi konuştuğumu söylüyor

Herkes ‘Cennet’ gibi bakıp onun gibi konuştuğumu söylüyor

Atv’nin yakında başlayacak olan yeni dizisi ‘Cennetin Gözyaşları’nda annesi tarafından terk edilen ‘Cennet’i oynayan Almila Ada: Sete büyük bir heyecanla gidiyorum. Hem yönetmenimiz, hem de oyuncu koçum ‘Aynı hayalimdeki ‘Cennet’ gibi bakıyor, onun gibi konuşuyorsun’ diyorlar. Bunları duymak beni çok mutlu ediyor

Ekranın yeni yıldızı Almila Ada'nın hayatı başarılarla dolu. 2.5 yaşından beri bale yapan Ada; eğitimini sahne sanatları üzerine İngiltere'de almış, birçok toplulukta bale gösterilerine çıkmış. 23 yaşındaki genç oyuncu, oyunculuğa yurt dışında başlamış. İngiltere'de sahne sanatları eğitimi alırken keşfedilmiş.
Londra Moda Haftası sırasında metroda bir kast direktörü kendisine kartını vermiş, ardından 'Avengers' filminin çekimi için Ada'nın eğitim aldığı okula gelmişler.
Scarlett Johansson'ın gençliğinde bale yaptığı sahne için balerin ararlarken, Ada ve arkadaşlarını dans ederken görmüşler.
Almina Ada'nın oyunculuk macerası böyle başlamış. Ardından 'Cats' müzikalinde oynayan Ada, daha sonra Türkiye'de oyunculuk yapmaya başlamış. Atv'nin yeni sezonda başlayacak 'Cennetin Gözyaşları' adlı dizisinde başrol oynayan Ada'yla İngiltere'den İstanbul'a uzanan oyunculuk serüvenini konuştuk...

'CENNET' GÜNÜMÜZÜN POLLYANNASI


2.5 yaşından beri bale yapıyormuşsunuz. Üniversite eğitiminizi de bale üzerine almışsınız. Oyunculuk aşkı nasıl doğdu?
Bale sayesinde sahne ile tanıştım ve yakın tarihe kadar da balerin ve bale öğretmeni olarak çalışıyordum. İngiltere'de Tring Park School of Performing Arts'da eğitim aldım. Ders yoğunluğu bale üzerineydi tabii. Aynı zamanda United Kingdom Alliance for Dance'den de eğitmenlik diplomam var. Profesyonel olarak Avrupa'da The London Ballet Company, Dance in Art Netherlands gibi çeşitli topluluklarda provalara katıldım. Kimi zaman stajyer olarak bir şeyler öğrenmek için, kimi zaman dansçı olarak, kimi zaman da bale dersi vermek için her sabah stüdyoya girdim.
Oyunculuk olarak drama, mimik ve vücut kullanımı gibi dersler aldım. Oyunculuk teklifleri de gelmişti fakat önceliğim kendi sanat dalım ve onun üzerine kurduğum hayallerimdi. Altı-yedi sene hem Avrupa'da ülke ülke gezerek sanatımı icra ettim, hem de çok fazla yer görmüş oldum.
Benim yaşımda biri için çok şanslı hissediyorum kendimi.
'Cennetin Gözyaşları'nda izleyiciyi neler bekliyor?
'Cennetin Gözyaşları'nın senaryosunu ilk okuduğumda canlandırdığım 'Cennet' karakterinin özellikleri beni etkisi altına aldı. O günden beri, her sabah içimde minik kelebeklerin kanat çırpıntıları ile heyecanlı bir şekilde sete gidiyorum.
'Cennet'in zor bir hayatı var; seyirci izlediğinde bana hak verecek. 'Cennet'; annesiz-babasız büyümüş, hayatında sadece babaannesini ailesi olarak görmüş. Ona yapılan haksızlıklar çok acı. Ama yaşadıklarına rağmen pes etmiyor; istediklerinden ve sevdiklerinden vazgeçmiyor. Mesleğinde çok başarılı, ne istediğinin farkında olan, başına gelen kötü şeyleri büyütmeyen, problemleri ortadan kaldırmaya çalışan, benimle yaşıt, 94 doğumlu, naif ve pozitif bir günümüz Pollyanna'sı.
Annesi tarafından terk edilen 'Cennet'in yaşadıkları size neler hissettiriyor?
'Cennet' gibi çok fazla çocuk var maalesef.
'Cennet', annesinin onu terk ettiğini düşünmek istemiyor, bir annenin evladını terk etmesine inanamıyor çünkü. İlerleyen bölümlerde neler olacak beraber göreceğiz.
Dizideki her karakter çok dolu ve heyecan verici.
Her yaştan izleyicin seveceğini umut ettiğim bir proje. İçinde aşk, mutluluk, heyecan, intikam, nefret gibi birçok duygu var. Oyuncu kadrosunda da çok değerli oyuncular olduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum.
'Cennet'le birbirimize benzeyen birkaç özelliğimiz de var. Mesela, mesleki hırsı ve hayallerini gerçekleştirme azmi, birçok insan gibi başkaları ile rekabet halinde olmayıp kendisinin en iyisi olmak için çalışması ve hayata pozitif bir yerden bakması; bana benziyor. Ben de motivasyonumu mutluluktan alıyorum.
Annenizle 'Cennet'in yaşadıkları üzerine konuştunuz mu?
Annem ve babam ile set sonrası soframızda konuşuyoruz. Onlar da benim kadar heyecanlı ve 'Cennet'in ne kadar güçlü, boyun eğmez bir karakter olduğunu bildikleri için beni motive ediyorlar.
Çekimler başladığından beri hem sette yönetmenimiz Sadullah Çelen'den, hem de oyuncu koçumdan; 'Aynı hayalimdeki 'Cennet' gibi bakıyorsun', 'Cennet' gibi konuşuyorsun' gibi şeyler duymaya başladım.
Bunlar beni çok mutlu ediyor.

BEN ŞANSLI BİR ÇOCUKTUM

Siz nasıl bir çocukluk yaşadınız?
Ben şanslı bir çocuktum. Şükürler olsun ki ailemden uzakta değildim. Kendimi bildim bileli bale ile uğraşıyorum.
Hem fiziksel, hem psikolojik olarak zor bir sanat dalı bale ama geriye baktığımda her günü mutlu geçirdim diyebilirim.
İnsan bir şeyi çok istediği zaman zorlukları göz ardı ediyor. Sanat ile iç içe olan ve beni teşvik eden ailemin de bunda payı büyük. Özellikle annem en büyük destekçim.
Beni ilk bale ve piyano dersime götüren de o. Babam, yazar olduğu için edebiyat dersleriyle ilgiliydim. Günlük tutmayı, hayal dünyamı satırlara dökmeyi çok severdim. Stresli olduğumda suluboya ile ilgilenmem, balerinlerden ilham alıp kostümler çizmem de annemden geliyor.
Belli bir yaşa kadar kısa bir süre Rusya'da, daha sonra Adalar'da büyüdüm. Adada, sokakta, deniz kenarında ormanda büyümüş bir çocuk olarak kendimi günümüz çocuklarından daha şanslı hissediyorum.
Aile büyüklerinizle her bayramda bir araya gelir misiniz?
Çocukken bayramlar dolu dolu geçiyordu.
Büyüdükçe hem yurt dışında eğitim aldığım, sonrasında orada çalıştığım için senelerce bayramlardan uzak kaldım.
Türkiye'ye döndükten sonra dizi çekimlerimin yoğun olmadığı dönemlerde aile büyüklerim, akrabalarımla görüşüp hasret gidermeye çalışıyorum. Ama sadece bayramlarda değil... Bayramların en sevdiğim tarafı; hep beraber büyük sofralarda olmak... Hayatımızdan bir şeyler paylaşabilmek beni mutlu ediyor.