Hollywood şaşırma sabrımızı taşırma!

10 yıl önce başlayan Örümcek Adam serisinde biz dördüncü filmi beklerken, bu hafta vizyona giren İnanılmaz Örümcek-Adam ile hikaye tekrar başa sardı. Yeniden Peter Parker'ın Örümcek Adam'a dönüşmesini izliyoruz. Bu da Hollywood'da hikaye sıkıntısının tavan yaptığının göstergesi

Hatırlarsanız, Örümcek Adam'ı beyazperdede fenomene dönüştürecek macera, 2002'de, yönetmen Sam Raimi ile başlamıştı. Biz de seyirci olarak, içine kapanık lise öğrencisi Peter Parker'ın nasıl Örümcek Adam'a dönüştüğünü izlemiş, 2004 ve 2007'deki yeni filmleriyle Örümcek Adam evreninde iyice derinlere dalmıştık. Örümcek Adam'ın son macerasından bu yana beş yıl geçti. Biz serinin dördüncü macerasını beklerken ne olduysa oldu, İnanılmaz Örümcek-Adam filmi ile hikaye başa sardı. Aslında yapımcılarla, Sam Raimi ve ekibinin anlaşamaması nedeniyle böyle bir olay vuku buldu. Yapımcılar da galiba 'Biz yaratıcı ekipten daha güçlüyüz' tavrı sergilemek için yöntemen Marc Webb kaptanlığında yeni bir kadro ile seriyi yeniden başlattı. Sonuç: 10 yıl önce izlediğimiz hikayeyi çok da farklı olmayan bir yorumla, yeniden izlemek için tekrar sinemalara çağrılıyoruz. Tek önemli fark, bu sefer filmin üç boyutlu olması. Örümcek Adam'a olan sevgimiz bir yanda, acaba sevgimiz mi sömürülüyor sorusu diğer yanda, ortada kalakalıyoruz. Filmde, bildiğiniz hikaye anlatılıyor. Tabii küçük dokunuşlar da yapılmış. Öksüz olarak bildiğimiz Peter Parker'ın anne ve babasıyla tanışıyoruz. Sevgili olarak Mary Jane yerine Gwen Stacy monte edilmiş. Kötü adam olarak da Kertenkele (Dr. Connors) arzıendam etmiş. Ama bu ufak tefek değişiklikler dışında Batı cephesinde yeni bir şey yok. Peter Parker'ı yine bir örümcek ısırır, o da zamanla Örümcek Adam'a dönüşür. New York sokaklarında kötülerle mücadele başlar.

KURTULUŞ FORMÜLÜ OLARAK YENİ ÇEVRİMLER
Aslında durum, Hollywood'un hikaye bulamama halinin tavan yaptığının göstergesi. 90'lardan beri, ilgi çeken kimi filmlerde, 'hikayenin başını anlatma formülünü' deneyen Hollywood'un artık, kurşunu tükenince efsane olmuş filmlerin 'yeni çevrimlerden' medet umduğu biliniyor. Yeni çevrimlerin de elbet bir raconu var. İlk filmin birkaç kuşağı eskitmiş olması gerekir ki, yeni çevrim yapılabilsin. Ayrıca bu yeni çevrimlerin, Batman Başlıyor ve Maymunlar Cehennemi Başlangıç'ta olduğu gibi, özgün bir yorumla yapılması beklenir. Ama 10 yıl gibi bir süre ve özgün olmayan bir yorum, yeni çevrim formülünün işletilmesi için pek akıllıca gelmiyor. Sonuçta 136 dakika boyunca, sürprizsiz bir hikayeyi izliyorsunuz. Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor "Sinema bu işin neresinde?" diye. Yoksa yapımcılar filmleri, eskiyince aynısından alınan çocuk oyuncaklar mı zannediyor acaba?

İLK ÖRÜM CEK ADAM YEŞİLÇAM 'DAN
Gelgelelim işin bizi ilgilendiren bir başka tarafı var. Hollywood'un yıllarca es geçtiği, Marvel'in Örümcek Adam'ı, çizgi roman olarak ABD'de 1962'de yayımlanmaya başlıyor. Aradan dört yıl geçtikten sonra, 1966'da yönetmen Cevat Okçugil, Örümcek Adam adlı bir film çekiyor. Yani beyazperdede Örümcek Adam macerasını başlatan, Yeşilçam. Okçugil'in, Marvel'in Örümcek Adamı'ndan ilham alıp almadığı tartışmalı. Film, kayıp olduğu için hakkında pek bir bilgi yok, bunun için net bir çıkarım yapılamıyor. Sadece Yeşilçam'ın Örümcek Adamı'nın maceralarının, Marvel'in Örümcek Adamı'nın maceralarından farklı olduğunu biliyoruz. Bizimkisi polis ile mafya arasında kalan bir kahraman olarak macera yaşıyor. Ama sinema yazarı Kaya Özkaracalar'dan öğrendiğimiz kadarıyla esinlenme söz konusu: "Filmden baki kalan bir fotoğrafta, Örümcek Adam'ın örümcek ağı deseniyle kaplı kostümünün Marvel'in Örümcek Adamı'nın tıpatıp kopyası olmasa da bariz biçimde ondan esinlendiği görülüyor." Hollywood hoyratça Örümcek Adam'a dadanmışken ve hikaye üretme konusunda sıkıntı çekerken, bizim sinemacıların 1966 yapımı Örümcek Adam'ı yeniden çekmesi daha şık ve hakkaniyetli olmaz mı?

5 SÜPER KAHRAMAN
* Süpermen gibi uzaydan gelse, Örümcek Adam ya da Batman gibi içimizden birileri de olsalar, süper kahramanlar aşksız yapamaz. Mutlaka bir kıza gönüllerini kaptırırlar.
* Filmlerin kötü adamları, Hulk, Örümcek Adam, Demir Adam'da olduğu gibi süper kahramanlarımızın çok da uzağında değildir. Biz bu filmleri, iyilerin ve kötülerin mücadelesi gibi izleriz. Oysa kötü adamlar bu mücadelede fazla alıngandır; meseleyi kişiselleştirmişlerdir.
* Süper kahramanlar sevgi konusunda, büyümemiş çocuklar gibidir. Herkes onları sevsin isterler. Es kaza eleştiriler gelince moralleri bozulur.
* Filmlerin finalinde, kötü adamlarla yüz yüze gelirler. Büyük bir aksiyon şovuna dönüşen bu bölümde ilk önce süper kahramanlar epey hırpalanır, sonra birden bir güç gelir onlara ve toparlanıp kötü adamı alt ederler.
* İlla bir grup masum insanın yaşamını kurtarmak zorunda kalırlar. Bu konuda çok hassastırlar. Bu durum onları çocukların gözünde nedense rol modeli yapar.