Burası Datça, burada doğa, huzur ve lüks var

Datça Hisarönü koyundaki Maris Otel, bir yıllık bir aradan sonra yeni ismiyle ve yeni bir kategoride hizmete açıldı

  • Pazar Sabah
  • Cumartesi 22.07.2012
Ege ve Akdeniz'in birleştiği Datça Yarımadası'nın Hisarönü koyunda bulunan dev oteli bilenler bilir. O zamanki adıyla Kartal Otel'i, 1990'da henüz inşaat halindeyken Yapı ve Kredi Bankası satın aldı. Kısa süre sonra uluslararası Robinson turizm şirketler zinciriyle anlaşıldı ve otel 1993'te Robinson Club Maris ismiyle hizmete açıldı. Zincirin dünyada sadece birkaç adet bulunan Select otellerinden biri olarak. Daha sonra otel, "Ailecek gönül bağımız var Maris'le," diyen Metin Kalkavan tarafından satın alındı. Beş yıl sonra yeniden el değiştirene kadar da, 'her şey dahil' sistemiyle, konuklarına yönetim değişiklikleriyle ilgili herhangi bir farklılık yaşatmadan yoluna devam etti. Derken, Doğuş Grubu, Select Maris'i aldı, otel geçtiğimiz yaz sezonunda yenilenme çalışmaları nedeniyle kapalı kaldı ve bu yaz başı sessiz sedasız yeniden hizmete girdi: D-Hotel Maris olarak. 20 yılı aşkın bir süredir hep aynı standartta hizmet veren otel büyük bir değişim geçirmiş. Ancak, bir yandan da her şey yerli yerinde. Yani isimleri değişmiş olsa da bütün bar ve restoranlar, havuzlar, plajlar (Mısır'dan getirilen tonlarca ince kumla kaplı olarak), odalar eski yerlerinde. Fakat ilk anda net olarak görülebilecek bir şekilde her bir santimetrekare tepeden tırnağa yenilenmiş. Singapurlu mimarlık firması SCDA ile Türk mimarlık firması Midek/Mingü imzalı tasarım, Doğu'nun egzotik unsurlarıyla Batı'nın modernliğini minimalist bir platformda birleştiriyor. Bu kadar büyük ölçekli bir otelde sanki butik otelmişcesine bütün detaylara önem verilmiş. Mimar Hasan Mingü, çeşitli dinlenme bölümlerinde masalarda, kitaplıklarda bulunan ve insanın aklını başından alacak kadar çok, çeşitli, güzel masa üstü kitaplarına varana dek her şeyle tek tek ilgilenen isim olarak çıkıyor karşımıza. Restoranların her birinin dünyanın farklı köşelerinden esintiler taşımasını sağlayan da o.

ODA SAYISI AZALTILDI
Bir yenilik de, çok kapsamlı, yakın bir gelecekte sadece sezonda değil, bütün bir yıl açık kalması planlanan bir spa merkezi. ESPA zinciriyle anlaşılmış. Oda sayısı 270'den 200'e düşürülerek, daha ferah odalar ortaya çıkarılmış. Son yılların en başarılı butik halıcılarından olan Dhoku firmasının ürünleri, dokunmatik kumanda panelleri, her tür odada kullanılmış. Kısaca, her şey son derece lüks bir şekilde değişmiş. Deniz, doğa, konum, Dalaman'dan sonra arabayla katedilen yaklaşık 1,5 saatlik yol ise aynı. Ancak bu lüks, beraberinde otele ait iki temel konseptin değişmesini de getirmiş: Artık tam pansiyon yerine oda-kahvaltı sistemi var ve artık sekiz yaşından küçük çocuklar otele kabul edilmiyor. Otelin 33 yaşındaki genç genel müdürü Alexander Regelmann bu iki değişikliğin nedenlerini şöyle anlatıyor: "Geçtiğimiz 10 yıl süresince Türkiye inanılmaz bir değişimden geçti. Ekonomik açıdan Türkiye'nin bölgedeki artan etkisi, Türkiye'yi pek çok ülke için kıyaslama unsuru olacak konumuna getirdi. Bu değişim, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisini artırdı ve bunun yanı sıra dünyanın dört bir tarafından insanların Tükiye'ye gelmeleri yönünde ilgi de yarattı. Değişim sürecinin turizm alanına yansımaları da olumlu oldu. Türkiye bugün yalnızca kitle turizminin gerçekleştirildiği bir destinasyon değil, aynı zamanda lüks bir turizm destinasyonu. Bu süreçte, bizim grubumuz da rekabet gücü yüksek lüks bir Türk dünya markası yaratmayı başardı ve bu son derece gurur verici bir olay. Eğer otelin var olan eski konsepti ile devam etseydik, otelin yenilenme sürecinden geçerek uluslararası standartlarda beş yıldızlı lüks bir resort olmasının bir anlamı olmayacaktı. Biz, misafirlerimize Türkiye'nin güzelliklerini, burası gibi el değmemiş köşelerinin olduğunu ve Türkiye'de de dünya standartlarında lüks hizmet sunabileceğimizi göstermek istedik. Türkiye, muhteşem ve misafirperver insanlarıyla büyüleyici bir ülke ve bizler benzersiz bir ürün yaratma şansını yakaladık, bunu otele adımınızı attığınız andan itibaren hissedebiliyorsunuz. Oda-kahvaltı konsepti dünya genelinde lüks destinasyonların temel standartıdır, misafire esneklik sağlar. Bu konsept ile hizmet veren bir resort otel ideal, çünkü günün en önemli öğünü olan kahvaltı misafire sunuluyor; öğle ve akşam yemeklerinde ise misafir açık büfeyi ya da sunduğumuz alakart menü seçeneklerini özgürce tercih edebiliyor. Yarım pansiyon ya da tam pansiyon konaklamalarda her öğünü yalnızca belirlenen yerde yemeye zorunlu hissedebiliyorsunuz kendinizi; oysa oda-kahvaltı misafirleri her zaman oteldeki oda servisi, açık büfe, a la carte restoran alternatifleri arasından dilediğini seçebiliyor ya da arzu ederse otel dışında da yemeğe çıkabiliyor." Peki neden yalnızca sekiz yaş ve üzeri misafirleri ağırlayabiliyorlar? Regelmann bu konuda da "Yenilenme sonrasında otelin genel kurgusu daha çok yetişkinlere uygun olarak, özellikle çiftler ve balayı çiftleri için çekici olacak şekilde, onların tatillerini mümkün olduğunca romantik, dinlendirici ve yanı sıra eğlenceli kılacak yönde tasarlandı," diyor. Hiçbir zaman 'hesaplı oteller' kategorisinde yer almayan otelin yeni fiyatlarına gelince: Odanın konumuna, türüne (standart, superior, junior suit, executive suit) ve tatil dönemine göre değişen, çok fazla sayıda fiyat seçeneği var. Ancak yüksek sezon dışında standart deniz manzaralı odada kişi başı 272 TL'ye kalmak da mümkün, en yoğun dönemde executive suit'te kişi başı 1713 TL'ye de.

DATÇA'DA NE VAR NE YOK?
- Datça'ya gelip de balık yemeden dönmek olmaz. Balık için denize sıfır pek çok seçeneğiniz var. Ama en meşhur balık lokantası, Mustafa Koç'tan Kaya Çilingiroğlu'na, Derin Mermerci'ye kadar pek çok kişinin tercih ettiği Sardunya. - Hayıtbükü'ndeki Ogun's Place ve Ortam da deniz kenarında lezzetli yemekler yiyebileceğiniz diğer alternatifler. Ovabükü'ndeki Hoppala ise özellikle tavada küçük balık sevenler için ideal bir seçenek. - Datça'da da üç 'b' ön plana çıkıyor. Bunlar, bal, badem ve balık. Bademli köfteyi yiyebileceğiniz en iyi adres Eski Datça'daki Datça Sofrası. Bademli pirzolayı ise Reşadiye'deki Mehmet Ali Ağa Konağı'nda tadabilirsiniz. Bal içinse istikametiniz Bayır Köyü.