Çizme günlerinde aşk

Maxi Lopez'in bugünü 'Yüzyıllık Yalnızlık'. Icardi-Wanda ikilisinin yaşadığı 'Kolera Günlerinde Aşk'. Vatikan'ın bakışı 'Şer Saati' kaçan penaltı ise 'Kırmızı Pazartesi'. Gabriel Garcia Marquez'in ardından yuvarlanan meşin yuvarlak...

Üç gün önce yüz yıllık yalnızlığına 13 kala giden Gabriel Garcia Marquez'i herkes tanır. Peki Lara Cardella'yı kim hatırlar? 19 yaşında pek de uzun olmayan, edebi dili yerlerde sürünen bir roman kaleme almıştı Cardella. Sokaklarında büyüdüğü Sicilya'nın Licata bölgesindeki kadınların mahremini sayfalara dökmüştü. Sadece Sicilya değil, bütün İtalya ayaklandı. Genç kızların pantalon giyemediği uzun etekli topraklarda "Pantalon giymek istiyordum" diyen Cardella lanetlendi, evi kuşatılmış, can güvenliği tehlikedeydi. Sosyal medyayı bırakın; ne internet ne de bırakın kameralısını o yarım kiloluk sadece arayabildiğin ve mesaj atabildiğin cep telefonları vardı. Sosyal muhafazakarlığın her zaman tavan yaptığı İtalya'da bir genç kızın çığlığı tüm dünyada yankı buldu, akla gelebilecek her gazete, dergiye manşet oldu Cardella, sonra unutuldu gitti. Türkçe'ye de çevrilen Pantalon İstiyordum (Volevo İ Pantoloni) tüm dünyada iki milyon sattı ama Cardella'nın sonraki romanlarını İtalyanlar bile okumadı...

MILAN'I YAKAN KADINLAR
20 yıl sonra Lara Cardella'nın Sicilya'sına bir Arjantinli futbolcu geldi elinde valiziyle. Otel odalarında yaşayan, valizini bile boşaltmasına izin vermeyen bir kariyeri vardı onun. Tutunamayanlardandı bu hayatta. Arjantin'in heybetli takımı River Plate'den Barcelona'ya transfer olmuşsanız iyi futbolcusundur öyle değil mi? Maxi Lopez'in de kısmeti bu yanılgıydı işte. 2005'in kışında şık golcü Henrik Larsson sakatlanınca Barcelona onu apar topar Buenos Aires'ten getirmişti. Gol atamadan ayrıldığı Barcelona'dan bir oradan bir oraya savruldu. Kimse bonservisini almak istemiyordu ve Maxi Lopez fason golcü kartvizitiyle sürekli forma değiştiriyordu. Rusya'dan Brezilya'ya oradan Sicilya'ya, Catania'ya arada alakasızca İtalya'nın kuzeyine Milan'a ve oradan da bir liman kenti Cenova'nın iki takımından biri Sampdoria'ya... Daha fazla sarımsak, daha yamuk pizzalar; pencerelerde asılı çamaşırlar, ağıt gibi şarkılar; yer altında Camorra; yer üstünde yankesiciler, biraz Maradona, biraz Totti... Gerçek İtalya, Roma'dan aşağısı derler, yukarısında oturanlar alınmasın! Sosyal muhafazakarlığın Vatikan gerçeğiyle birleştiği topraklarda Maxi Lopez'i yakan hikayeden önce; çokça Fransız ve Alman duran Milano'ya gidelim önce. Tehlikeli ilişkilerin yaktığı ve Maxi Lopez gibi sıradan bir golcüye formasını giydiren Milan'ı yakan kadınların hikayesi... Şevçenko, Serie A'nın fırtına golcüsüydü. Milan taraftarının Kaka ile birlikte taptığı Ukraynalı da tehlikeli ilişkilerden nasibini aldı. Kariyerinin zirvesindeyken "Eşim çocuklarımızın İngilizce öğrenmesini istiyor" diyerek transfer için izin istedi, Chelsea'nin yolunu tuttu ve orada dikiş tutturamadı. Eşi ABD'li bir model Kristen Pazik'ti ve Milano'da tanınma sebebi Milan'ın patronu Silvio Berlusconi'nin oğlu Pier Silvio'nun eski nişanlısı olmasıydı. Yüzyılın çapkını ve maçosu Silvio Berlusconi, Şevçenko'nun arkasından "Yatağın altına saklanan korkak bir fino köpeği" dedi ve film koptu. Bir başka Brezilyalı yetenek Pato büyük umutlarla geldiği Milan'da sakatlıklarla boğuştuğu günlerde şehrin şık restoranlarının kapısında eşiyle değil de; kulübün patronunun kızı Barbara Berlusconi ile paparazzilere yakalandığı gün Çizme'nin muhafazakar topuğu bir kez daha kırıldı... Milano'nun tehlikeli ilişkilerinden yarım sezon ekmek yiyen Maxi Lopez, Cardella'nın Sicilya'sına geri dönmeyip Sampdoria'nın yolunu tuttuğunda vatandaşı bir gencin elinden tuttu. O da kendisi gibi Barcelona'ya genç yaşta gelmiş ve tutunamamıştı. Arjantinli Kardinal Jorge Mario Bergoglio'nın Papa seçildiği geçen bahar Maxi Lopez ve Mauro Icardi ikilisi Sampdoria'nın Arjantinli gol umuduydular. Yeni Papa futbolu çok sevdiği kadar futbol dünyasını da kendisine yakın tutan bir politikayla başladı göreve. Maxi Lopez ve Icardi de onun huzuruna çıkan onlarca futbolcudan ikisiydi sadece... Hikayenin sonrasına ise İtalya'da din adamlarına göre şeytan karıştı! Icardi, valizini toplayıp Inter'e giderken, bir zamanlar hayranı olduğu ve imza aldığı Maxi Lopez'in üç çocuğunun annesiyle aşk yaşadığı haberleri ülkesinde bulvar medyasının manşetlerine çakıldı. Lara Cardella gibi roman yazmaya gerek yoktu, artık sosyal medya vardı özel hayatı teşhir etmek için. Icardi ve sevgilisi Wanda Nara, Maxi Lopez ile hayatlarının maçını da Twitter ve Instagram'da yaptılar, "Çocuklarımın fotoğraflarını paylaşmasınlar" diyen Maxi Lopez "Geçmişe dönmeyeceğim" diyordu ama yakın gelecekte bir maç vardı...

WANDA NARA DERBİSİ
Derbi, aynı şehrin iki takımı arasında oynanan maçtır derler. Geçen hafta Cenova şehrinin takımı Sampdoria ile Milano'nun Inter'i sahaya çıktığında İtalya buna "Wanda Nara derbisi" dedi. Maxi Lopez, Mauro Icardi'ye karşı... Seremonide gözler ikilideydi. Icardi'nin uzattığı el boşta kaldı. Benzer bir tehlikeli ilişkiler üçgeninde kalan John Terry'nin elini sıkmayan Wayne Bridge gibi Maxi Lopez de kafasını çevirdi sahadaki eski ortağına. Eski takımına gol atınca sevinmemek adaptandır. Icardi, Sampdoria filelerini havalandırdığında her zamankinden fazla sevindi. Sampdoria'nın kazandığı penaltıyı Maxi Lopez atmak için ısrar etti ve kaçırdı... Inter, Icardi'nin iki golüyle deplasmandan 4-0 galibiyetle döndü Milano'ya... Maxi Lopez'in dudaklarının arasında ise doğduğu kıtanın büyük yazarı Gabriel Garcia Marquez'in bir satırı asılı kaldı galiba: "Kişisel bir tavır olarak alma. Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. Hepsi bu!"