Çocukları spora küstürmeyin

Çocukları spora küstürmeyin

Çelimsiz ve boyu kısa diye takımlara alınmak istenmedi. Hatta skorbord tutturuldu. Ancak bugün Galatasaray kadın basketbol takımının kaptanı. Spora adım atacak minikler için “Çocukları küstürmeyin” uyarısında bulunan Işıl Alben’le mücadele içinde geçen hayatını konuştuk

Çelimsiz, zayıf hatta sık sık hastalanan bir çocuktu. Yemekle arası iyi olmadığı için annesi, çok kez elinde tabakla peşinden koştururdu. Güçsüz, çelimsizdi ama küçük yaşlardan itibaren spor aşığıydı. Onu okulun bahçesinde futbol oynarken gören öğretmeni, yeni kurulacak basketbol takımına çağırdı. Eline topu alınca basketbolu sevdiğine karar verdi. Ama boyu basketbola pek uygun değildi. Spor hayatının ilk yıllarında boyunun kısalığıyla ilgili pek çok sıkıntı yaşadı: "Boyu uzamazsa yıldız takıma alamayız" denildi, hatta bir maçta skorbord tutturuldu. Annesi de zayıflığı nedeniyle sporcu olmasına gönüllü değildi. Ancak kızının ısrarlarına dayanamadı, destek olmaya karar verdi. Kendisi de yılmadı ve hayaline kavuştu. Milli takım oyuncusu, Galatasaray'ın kadın basketbol takımı kaptanı Işıl Alben'den söz ediyoruz. 14 yılı profesyonel olmak üzere 17 yıldır sporun içinde olan Alben, 30 yaşında. Ama kendisini 25 yaş enerjisinde hissettiğini söylüyor. 1.72 cm boyundaki başarılı sporcu, üç bin kadının katıldığı, önemli spor organizasyonlarından Nike Kadın Koşusu'na katıldı. Biz de bu organizasyonu fırsat bilip onunla görüştük. Başarılı sporcunun, olimpiyat elemeleri için şu anda milli takımla Fransa'da olduğunu da hatırlatalım.

- Küçük yaşta spora âşık olmuşsunuz. Yakın çevrenizdeki birini mi örnek aldınız?
- Ailemde spor yapan kimse yoktu ama iyi taraftarlardı. Anne tarafıma daha yakın büyüdük. Onlar da Galatasaraylıydı. O dönem maçlarını izlerken ben de futbola merak salmıştım. Öğretmenimin yönlendirmesiyle basketbolu sevdiğimi anladım. Ufak tefek bir çocuk olduğum için ailem daha çok eğitime yönlendirmeye çalıştı. Bu sürede iki sene basketbol oynamadım. Sonrasında öğretmenim ailemi ikna ederek seçmelere götürdü. Seçmeler sonrası üst takıma çıkınca bazı sıkıntılar yaşadım.

- Nasıl sıkıntılar?
- Mesela yıldız takıma geçerken, "Bir ayda 15 cm uzamazsa önümüzdeki sene yıldız takıma alamayacağız" dendi. 14-15 yaşlarındaydım. Bunları duydukça üzülüyordum.

- Bu sıkıntılardan sonra sporu bırakmayı düşündünüz mü?
- Hayır. Antrenörler daha çok ailemle konuşuyorlardı. Ama bir boy problemi olduğunu hissediyordum. Sonra oynadığım kulüpte birtakım idari değişiklikler oldu. Aynı sene içinde yıldız takıma geçtim. Bir keresinde de yıldız takımda oynarken, genç takımın maçı vardı. Bana sen skorbordu tut dediler. O maçta skorbordu tutmuştum.

- Oralardan bu aşamaya geldiniz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
- Basketbol oynarken büyük keyif alıyorum. Sevdiğiniz şeyden kendinizi sadece siz koparabilirsiniz. Dış etkenlerin bunda payı olmamalı. Bu mesleğiniz ya da çeşitli idealleriniz olabilir. O nedenle tek engeli, kişinin kendisidir. Bir şeyi çok ister, emek verirseniz başarıyı elde ediyorsunuz.

- Kayırma var mıydı yoksa bu siz mücadele ederek mi geldiniz olduğunuz yere?
- Benim hiç öyle bir durumum olmadı. Aksine mesela antrenmanda düşüyorum, dizim kanıyor. Ailem de hemen sahaya ya da soyunma odasına gelerek, "Kızım oynama, ne yapıyorsun" diyorlardı. Bir gün kaşım yarıldı. Ailecek hastaneye gittik. Sonrasında yine "Aslında oynamasan daha mı iyi olur?" demeye başladılar. Ama ben çok istediğim için desteklemek zorunda kaldılar. Zaten oynadığım altyapı takımları da çok fazla torpil yapılan yerler değildi.

ZORLUKLAR KİŞİYİ SAĞLAMLAŞTIRIYOR

- Başarılı bir kadın sporcu olarak gençlere neler söylersiniz?
- Mutlaka bir ucundan tutup sporun içinde kalmalarını tavsiye ediyorum. Ben, başarılı bir sporcu olmasaydım da basketbol oynayarak mutlu olabilirdim. Hepimiz insanız, dışarıda bazı sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Ama ben o sahanın içine girdiğim zaman her şeyi unutuyorum. Kendime en yakın hissettiğim yer de basketbol sahası. Sporun her dalının da güzel olduğunu düşünüyorum. Ayrıca spor düzenli bir hayat sağlıyor. Aileler öncelikle bunu bilmeli. Küçük yaşlardan itibaren hayatı öğrendiğiniz için zorluklara karşı sağlam durabiliyorsunuz. Kötü alışkanlıklardan uzak kaldığınız için sağlıklı bir yaşam sürüyorsunuz.

- Siz nasıl antrenman yapıyorsunuz?
- Üç günde bir maça çıktığımız için her gün antrenmanımız var. Bu nedenle sosyal aktivitelerden biraz feragat etmek zorundayız. Sezon içinde gece hayatım hiç yok diyebilirim. Mesela bir arkadaşımın doğum gününe gittiğimde yemekten sonra eğlence kısmında ayrılıyorum. Arkadaşlarım da böyle kabul ediyor. Bir adım atarken ertesi günkü idmanı düşünmek zorundayız.

- Aileniz hangi takım taraftarı?
- Babam Fenerbahçeli, annem Galatasaraylı, ablam Beşiktaşlı.

- Aileniz pek adaletliymiş...
- (Gülüyoruz) Ablam, annem ve babama, "Sizin tuttuğunuz takımları tutmayacağım" diyerek Beşiktaşlı olmuş. Takım farklılığı noktasında küçükken evde şakalaşmalar oluyordu. Ama bir karar aldık; evde tuttuğumuz takımlarla ilgili konuşmuyoruz.

ANNEM MAÇLARIMI İZLEYEMİYOR

- Aileniz tüm maçlarınıza gelir mi?
- Babam deplasmandakiler de dahil uzun süre her maça geldi. Hatta yurt dışında önemli maç olduğunda da geliyor. Annem maçlarımı izleyemiyor.

- Neden?
- 2009-10 yılında ciddi bir sakatlık yaşadım; ön çapraz bağım koptu. İki kez ameliyat oldum. Annemler de salondaydı ve o sakatlık anıma şahit oldular. Sonra annem tekrar maçlarıma gelmeye çalıştı ancak her gelişinde, tekrar bir şey olacakmış hissine kapılıyor, kalp atışları hızlanıyordu. O an kendisini hemen salonun dışına atıyordu. Böyle olunca televizyondan dahi maçlarımı izlemiyor. Zaten maçı kaybettiğimizde de annemin ilk sözü, "Üzülme kızım önemli olan sağlık" oluyor.

- Bugün annenize, 'Basketbol oynamamı istemiyordum ama bugün kaptanım' takılmaları yapıyor musunuz?
- Bazen onlara soruyorum; "Böyle bir sonuç ya da böyle bir şey hayal etmiş miydiniz?" diye. Onlar da, "Etmedik" diyorlar. Bir taraftan da, "Ne yaparsan yap senin başarılı olacağına inanıyoruz" diyorlar. Ama bugün gelinen noktada, sakatlıklar süresince ve kendimi kötü hissettiğim dönemlerde çok destek oldular.

TARAFTARIMIZ İSTİKRARLI DEĞİL

- Türkiye'de kadın basketbolcu olmak zor mu?
- İlgi anlamında 15 bin kişinin önüne çıkıp final maçı oynadığımız da oldu, milli takımın önemli maçlarında çok ciddi destek aldığımız dönemler de oldu. Yani başarının geleceği hissedildiği an bu destek geliyor. Kemik bir taraftarımız olsa ve her zaman destek olsalar kendimizi daha iyi hissederiz.

- Kız çocukları spora yatkın mı?
- Kesinlikle yatkın. Mihriban Oğuz'la birlikte kurduğumuz bir akademimiz var. Burada küçük çocuklara sporu sevdiriyoruz. Müthiş koordinasyonları var.

- Mücadelelerden geldiniz. Çocukları yetiştirirken nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?
- Aynı yollardan geçtiğim için onlara bir şey söylerken, kendimi onların yerine koyup nasıl motive edebilirim diye düşünüyorum. Olumsuzlukların üzerine giderek basketbola devam edebildim. Ama bu şekilde yaklaşımlardan dolayı yaşıtlarımdan, kendi takım arkadaşlarımdan belki çok yetenekli olmasına rağmen basketbolu bırakanlar oldu. Bu çocukları küstürmemek, teşvik etmek gerekiyor.

- Ailelere ne dersiniz?
- Spor yapan çocuk mutlaka milli takımda olacak ya da bir yıldız olup çok iyi yerlere gelecek diye bir şey yok. Çocuğun spor kültürünü alması, sporla beraber büyümesi, ilerideki hayatına çok büyük faydalar sağlıyor. Özgüveni yüksek oluyor, bir toplum ya da bir ortam içine girdiğinde nasıl davranacağını biliyor. Kendisiyle daha barışık olacağını, kazanıp kaybetmeyi öğrendikçe hayata karşı da daha sağlam durup kendi kararlarını vereceğini anlatıyoruz. Çocuğunuzu spora yollarken sadece çok iyi basketbolcu ya da voleybolcu olsun diye değil de, fiziksel ve ruhsal olarak özgüven sahibi olsun diye düşünülmeli.

- Transfer olmak, para kazanmak ikinci etapta mı düşünülmeli?
- Evet. Ülkemizde iyi spor seyircisine çok ihtiyaç var. Sahaya adım atmış biri, tribüne oturduğunda sahadaki hisleri daha iyi anlayabildiği için tribünde de daha seviyeli oluyor.

- Yeni hedefleriniz var mı?
- Hedef bitmiyor. Avrupa ve WNBA hedefim vardı. Avrupa'da oynadım şimdi de WNBA'ye gitmek istiyorum. Orası bambaşka bir tecrübe. Yeni bir Avrupa tecrübesi de olabilir.

SADECE YUMURTA KIRABİLİYORUM

- Eğitimin konusunu ne yaptınız?
- İstanbul Üniversitesi'nde okuyorum. Üniversiteyi bitirmek önceliklerimden.

- Hayatınız idman mı? Yemek yapar mısınız, hayvan sever misiniz?
- Yemekle aram yok. Sadece yumurta kırabiliyorum. Hayvanları çok seviyorum. Sık sık barınak ziyareti yaparım. İki köpeğim var. Birini barınaktan sahiplendim. Onlarla vakit geçirmeyi, uzun sahil yürüyüşleri yapmayı seviyorum. Köpeklerim, ciddi anlamda bana enerji veriyor, hayatımı pozitif anlamda değiştiriyor. Bundan sonraki köpeğim sokak köpeği olacak. Herkesin çirkin bulduğu köpeği alıp evimde bakacağım. Köpekleri cinslerine göre ayırmayı doğru bulmuyorum.

- Evlenmeyi düşünmüyor musunuz?
- Yakın zamanda öyle bir planım yok. Kısmet, bakalım.

- Hayat felsefeniz nedir? Nedir önemli olan?
- Günlük hayatımda da bir disiplin söz konusu. Bunu yapacağım dediğimi yapmazsam rahat edemem. Maddiyat ise, küçüklüğümden beri her zaman ikinci plandadır. Çok fazla para hesabı da bilmem. Yapı olarak çok sakin bir insanım.

- Hiçbir şeye sinirlenmez misiniz?
- Sahada çok agresif gibi bir imaj oluşuyor ama günlük hayatımda acayip sakinimdir. İnsanız, ailem, arkadaşlarım ya da hiç kimseyle sesimi yükselterek konuştuğum olmamıştır. Sahadaki agresiflik ya da o hırs, bütün sinirimi alıyor olabilir. Bir tek yalan söylendiği zaman tırnaklarım çıkıyor.


SOYUNMA ODASINDA KİTAP OKURUM

- Maça çıkarken bir uğurunuz, toteminiz var mı?
- Melek kolyem var. A Milli Takım'a alan ve GS'ye transfer eden Mihriban Oğuz verdi. Maça çıkarken kolye yasaktır. Ben de maç sırasında çorabımın içine koyuyorum. Bir de soyunma odasında kulaklığımı takıp kitap okurum. 20- 25 dakika kendimle baş başa kalırım. Konsantrasyon biçimim bu.

BU BOYLA MI?

- Sizi tanımayanlar basketbolcu olduğunuzu öğrenince nasıl tepki veriyor?
- "Bu boyla mı?" diyenler oluyor. Sonrasında, hangi pozisyonda oynadığımı sorunca, guard (oyun kurucu) diyorum. Bunun üzerine, "Tabii, başka ne olacak" diyorlar.

- Siz ne diyorsunuz?
- Gülüyorum. Sonuçta bakınca bir oyun kurucu için belki çok kısa değilim ama onların yerinde olsam ben de aynı şekilde düşünebilirdim. O nedenle "Evet, haklısınız" diyorum.