Yanlış ülkede doğanlar

Yanlış ülkede doğanlar

Bu hafta Dünya Kupası eleme maçları oynanıyor yerkürenin dört bir yanında. Yetenekleriyle gönülleri fetheden ancak kulüp başarılarına rağmen, futbolda esamesi okunmayan ülkelerde doğmanın bedelini uluslararası arenada varolamayarak ödeyen yıldızlara bakma vakti o halde.

GEORGE WEAH
Afrika kıtasından çıkmış, muhtemelen en büyük oyuncu... Avrupa'da yılın futbolcusu seçilen ilk Avrupalı olmayan oyuncu. Altın Top'u kazanan tek Afrikalı... Liberyalı George Weah'ı anlatmak için Milan, PSG, Chelsea, Monaco gibi takımları kapsayan parlak CV'sinden satır başları vermek yetmez elbette. Gücü, sürati, doğrudan kaleye inen 'yırtıcı' oyun tarzı ve golcülüğüyle Weah, seyretmesi büyük keyif veren bir oyuncuydu. Arsene Wenger ilk olarak keşfetmişti onu. Kısa sürede de Avrupa'nın hatta dünyanın zirvesine tırmandı. Futboldan sonra politikaya adım attı. Hayatı boyunca koyduğu hedeflerin hemen hemen hepsine ulaşmayı başardı. Ancak küçük bir Afrika ülkesinde doğmanın dezavantajları onun için bile fazla büyüktü. Asla bir Dünya Kupası'nda oynayamadı. Uluslararası arena, efsane futbolcunun CV'sindeki tek eksik, gönlünde de uhde olarak kaldı.

JARİ LİTMANEN
Karlar ülkesi Finlandiya'dan beklenmeyecek kıvamdaki top tekniği ve muazzam oyun zekâsıyla yaptıkları, bazen sahada ilk bakışta anlaşılamayacak kadar 'ince işçilik' dokunuşları taşırdı. Forvet arkası, oyun kurucu ve hatta bazen ikinci bir forvet olarak görev yapardı. 1994-1995'te Hollanda'da yenilgisiz şampiyon olup kupayı kazanarak duble yapan ve finalde Milan'ı yenerek de Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götüren unutulmaz Ajax kadrosunun 'serbest adamı'ydı Litmanen. Yeri geldiğinde skor üreten, yeri geldiğinde adam eksilten, sade oynamak konusunda da asla kompleks göstermeyen bir tarzı vardı. Ajax sonrası Barcelona ve Liverpool'da da forma giydi. Fakat hiçbir Dünya Kupası'na veya Avrupa Şampiyonası'na katılmayan Litmanen gibi bir yeteneğin belki de en büyük şansızlığıydı.

GEORGE BEST
Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta, 1946'da bir mayıs günü geldi dünyaya George Best. Manchester United tarafından keşfedildiğinde daha 15 yaşındaydı. Kırmızı Şeytanlar için ilk golünü attığında ise daha 18 bile değildi. Sadece dört yıl sonra, Avrupa'da yılın oyuncusu seçiliyordu. George Best sağ açıktan bindirdiği zaman, film sanki hızlı ileri sarılıyor gibi bir görüntü çıkardı ortaya. Çabukluğu, akıl alan driplingleri ve golleriyle, onu canlı seyreden pekçok kişiye göre Pele'den de Maradona'dan da iyiydi aslında. İsmi gibi 'en iyisiydi'. 1963-1974 arası 11 yıl forma giydiği Manchester'da sayısız kupalar kazandı George Best. Ama futbol onun tek önceliği, tek tutkusu olmadı ne yazık ki... Gece hayatına ve alkole olan düşkünlüğü, erken yaşta onu kariyerinden kopardı. Organ yetmezliğinden öldüğünde daha 59 yaşındaydı. Ülkesinin formasını 37 maçta giydi. Ama asla o formayla büyük bir turnuvada boy gösterme şansını bulamadı. Beckenbauer'in tabiriyle, uluslararası bir şampiyonaya katılamamış en yetenekli futbolcu apoleti omuzunda, bu dünyaya genç yaşta veda etti.