Çiftçi, saatçi, koleksiyoner

Çiftçi, saatçi, koleksiyoner

Jean-Claude Biver saatçilik camiasında bir efsane. Dünyanın en büyük saat koleksiyonlarından birine sahip. Ünlü bir saat markasının CEO’su ama öte yandan hayvancılıkla uğraşıp, peynir üreten bir çiftçi. İşletme dehası ile İsviçre’de buluştuk

Jean-Claude Biver, İsviçre saat üretiminde iz bırakmış, ender isimlerden birisi. Üniversitede ekonomi okuyan Biver 1981'in sonunda 25 bin dolara aldığı Blancpain markasını 1992'de 43 milyon dolara satınca sektöre adını altın harflerle yazdırıyor. Bugünün tasarımını, gelenekle harmanlayan bir bakış açısına sahip olan Biver'in mottosu: "Hayatta olmak geçmişi bilmek ama geleceğe sahip olmak demektir." 68 yaşındaki Biver'nin çocukluk tutkusu buharlı oyuncak trenler. Yıllar geçiyor, Biver kendine yeni oyuncaklar buluyor, içindeki çocuksu hevesi saatlere yönlendiriyor.

BİR CEO, 96 İNEK, 5 BİN KİLO PEYNİR
Onunla sohbet etmek zevkli. Konuya saatlerden giriyor, peynircilikten çıkıyor. Intel ve Google işbirliğiyle piyasa çıkan yeni nesil saatin lansmanı için gittiğimiz İsviçre'de sohbet etme fırsatı bulduğumuz Tag Heuer CEO'su karizmatik, enerjik, hayat dolu. Onun için güzel bir akşam ailesiyle çok güzel bir yemek yediği, çocuklarıyla sohbet ettiği, biraz da televizyon izlediği bir akşam. Hayatta çok değer verdiği bir başka şey de çiftliğindeki inekleri. İsviçre Alpleri'nde bir çiftliğinde 96 ineği var. Yılda 5 bin kilo peynir üretiyor ama satmıyor. "Bu peyniri sadece kendi zevkim ve dostlarımın yemesi için üretiyorum" diyen Biver yurtdışı gezilerine giderken hediye olarak bu dev peynir tekerlerini taşıyor, lansmanların sonu peynir kesimi ve ikramıyla bitiyor. Peynir tutkusunu da saatlerle ilişkilendiriyor Biver: "Saatçilik İsviçre'de 1500'lerde çiftliklerde doğmuştur. Peynir, saatçilerin ilk ürünü." Jean-Claude Biver sürekli 'sanat ölümsüzdür' diyor. Sebebini büyük coşkuyla açıklıyor: "İnsan tarih boyunca ölümsüzlüğün peşinde koştu. Ölümsüzlüğü elde etmenin de iki yolu var. Sanat ve çocuk sahibi olmak." Son sorum bu yılın trendleriyle ilgili. Yeni sezonda daha küçük saatlerin öne çıkacağını söyleyen Biver nostaljinin hayatın her alanında olduğu gibi saat sektöründe de yükselişte olduğunu anlatıyor. "Az ama öz olan öne çıkıyor, retro yükselişte." Peki ama akıllı saatler? Malum Tag Heuer geçen hafta yeni akıllı saati Connected Modular 45'ı piyasaya sürdü. Tamamen kişiye özel tasarlanabilen saat, 50 metre su basıncına dayanıklı, GPS özelliğini taşıyor.

ÖLÜMSÜZLÜĞÜN PEŞİNDE
Geleneğe bu kadar önem veren birinin akıllı saat yapmaya nasıl karar verdiğini sorduğumda Biver coşkuyla anlatıyor: "Bu kararı vermemi sağlayan temel faktör İsviçre'deki saat endüstrisini neredeyse yok olmanın eşiğine getiren saat krizi oldu. Yeni bir teknoloji ortaya çıktığında insanlar iki farklı tavır sergilerler: "Bekleyelim ve görelim" veya "Hemen sahip olalım." Eğer bekleyelim derseniz bazı şeyler için çok geç kalabilirsiniz. Saat endüstrisinde bir devrime tanıklık mı ediyoruz bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum, sadece bu yeni teknolojinin peşinden gitmeyi istiyorum."

EKONOMİ OKUDU
Lüksemburg'da doğan Biver henüz 10 yaşındayken ailesi İsviçre'ye taşınıyor. Lozan Ticaret Üniversitesi'nde ekonomi öğrenimi görüyor. Eğitiminden sonra vaktinin çoğunu daha sonraki hayatını etkileyecek olan, saat yapımının ana merkezlerinden biri olan Joux Vadisi'de geçiriyor. Sonraki yıllarda Blancpain'in ana merkezlerinden biri olacak olan bir çiftliğin hemen yanına yerleşiyor. O senenin yani 1975'in en çok yönlü kişisi, eğitmen Audemars Piguet'den ders alma fırsatını yakalayan Biver daha sonraları satış ve pazarlama üzerinde yoğunlaşıyor. Sene boyunca Piguet'den aldığı eğitimlerle saat üretimi hakkında derinleşme ve mesleği her yönünden inceleme ve bilgi edinme fırsatını da bulmuş oluyor. Bu sene Biver'nin saat üretimi ve üreticileri için olan tutkusunu iyice geliştirdiği bir sene oluyor. 1980 yılında Audemars Piguet'i bırakan Biver, Omega'ya katılarak altın ürünler müdürü oluyor. 1982 yılında Joux Vadisi'nin nostaljik saat üretim kültürünü benimseyen Biver ve arkadaşı Jacques Piguet, 1961'den beri atıl durumda olan Blancpain markasının ismini satın alıyor. Biver'nin kariyerindeki en büyük sıçraması da bu satın alımla ilgili.

?EN DEĞERLİ PARÇA MİNELİ BİR CEP SAATİ
Jean-Claude Biver vintage Patek Philippe saatleri topluyor. Bu koleksiyona 1970'lerde Audemars Piguet'yle çalışırken başlamış. Hikayesi ilginç. Patek Philippe'in kendi tarihi saatlerini büyük rakamlara aldığını fark eden Biver bu saatlerin peşine düşmüş. Bugün farklı markalardan yaklaşık 300 kadar saati var: "Binlerce saatiniz olabilir ama önemli olan o saatlerin sizin için ne ifade ettiğidir. Ben saat yapımcılığının gelişimini temsil eden mihenk taşlarını topluyorum. Bazıları fabrikanın kasasında duruyor, bazıları ise bankada. Elbette birkaç tanesi de evde duruyor çünkü takıyorum. Benim için en değerlisi ise Patek Philippe marka bir cep saati. İki yüzü de mineli. Onu asla kullanmam. Arada çıkarır bakarım, çocuklara gösteririm ama asla takmam."