Sıcak kumsal yerine serin dağları tercih ediyorlar

Sıcak kumsal yerine serin dağları tercih ediyorlar

Pek çoğumuz yılın kısıtlı bir zamanında eriştiğimiz tatil fırsatını deniz, kum, güneş üçgeni çerçevesinde şekillendiriyoruz. Ama tatilden çok başka şeyler anlayanlar, kızgın kum yerine serin dağ zirvelerini, tarihi eserleri tercih edenler de var

Sıcak bir salı sabahı, Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü. Pazartesi günü gerçekleştirdiğimiz olağan gündem toplantısı bayram tatili nedeniyle salıya sarkmış durumda. Ancak herkesin haber önerilerini masaya yatırıp, haftanın çerçevesinin çizilmesi gereken toplantının tek bir gündem maddesi var: Sıcaklar! Ramazan ayında bizlere acıyıp çok da üzmemiş olan havalar adeta tüm ayın hıncını alırcasına artık termometreleri patlatacak kıvama gelmiş durumda. Odadaki herkes bu havalarda süblimleşme ihtimalleri üzerine tartışıyor, haklılar. Laf lafı doğuruyor konu da bir şekilde tatile geliyor. Ah şimdi ofiste olmak yerine kızgın kumlardan serin sulara atlamak vardı değil mi ama? Bir dakika... Tatil deyince niye hemen aklımda beliren ilk imge deniz tatili oldu ki şimdi benim? Biliyorum, yaz tatili deyince hemen hepimizin aklına gelen direkt deniz, kum, güneş üçgeni. Acaba koca yazı bu üçgeni delerek geçirenler de var mıdır ki?
"Hadi alternatif tatilcilerin peşine düşelim" fikri atılıyor ortaya. İlk başta "hadi cep telefonu kullanmayan insan bulalım" gibisinden bir arayışa sürükleniyormuşuz gibi hissediyorum. Kim hoşlanmaz denize girip, kumsalda vakit geçirmekten. Hayır, hoşlanmayan da yazın sıcağında varsa klimasını açıp evinde oturur yani. Evet, şu günlerde tek odaklandığım konu klima, bu aralar kendisine karşı yüksek duygular besliyorum. Neyse bu sığ düşüncelerden sıyrılmam uzun sürmüyor ve aslında birbirinden farklı birçok yaz tatili planı olabileceği fikrine ısınmaya başlıyorum. Şimdi sıra bu tatilcileri bulmakta... Kimdir bu insanlar, nerelere giderler, insanlar şezlong avındayken, açık büfe meydan muharebesindeyken, bronzlaşma yarışındayken onlar nelerden keyif alırlar, tatillerini nasıl değerlendirirler. Herkes sağı solu soruşturmaya başlıyor ve farklı yaş ve meslek gruplarından birtakım insanlara ulaşılıyor. Hepsinin bir ortak noktası var: Alternatif yaz tatilcisi olmaları.



ÖZLEM SÜER - Modacı
Lokal vizyon edinmek benim için çok önemli

Herkesin dinlenme ve tatil algısı farklı kuşkusuz... Yazları sıcak ve nemli bir kentte yaşıyoruz. Belki de bu nedenle nemsiz, bol oksijenli, keşif dolu, yeni deneyimler edindiğimiz rotaları tercih ediyoruz. Bu sene Sri Lanka, Lap Land vardı rotalarımız içinde. Macerayı, gezerken öğrenmeyi, yeni deneyimleri çok önemsiyoruz. Klasiğin dışında, keşfetmeyi seçen ve yaşayan enerjiler içinde olmak harika... Değişik yemekler, değişik ve lokal vizyonlar edinmek benim tatil tercihimde önemli. Genelde tatilde ailemle olmayı seviyorum, eşimle ilk günden beri gezmeyi bir yaşam biçimi olarak seçtik. Kızımız da her zaman bizimle... Bayram tatilini de fırsat bilerek Kuzey Kutbu'nun ve Grönland'ın hemen yanında, yanardağlar ve buzullar diyarı İzlanda'yı ziyaret ettik. Görkemli buzullar ve fiyortlar, 24 saat batmayan güneş Beyaz Geceler yükseklerden akan şelaleler, kuzey Atlantik balinaları, yemyeşil yosunlarla ve mor lupinalarla kaplı volkanik ovalar, balıkçı kasabaları ve büyüleyici efsanelerin adası...



FERHAN BOZKAYA - Sosyal medya uzmanı
Hayatımda hiç deniz tatili yapmadım

Aslında 'deniz, kum, güneş' benim için hiçbir zaman tatili ifade etmedi, çünkü Antalya'da doğdum büyüdüm. Hayatımda hiç deniz tatili yapmadım. Deniz tatili yapılan, yerlere ben kış aylarında gittim. Sokakları, tarihi yerleri ve sahilleri sakinken görmek daha çok hoşuma gidiyor. Bir de Brezilya'da seyahat ederken dünyaca ünlü olduğu için Rio de Janeiro sahillerini gezdim. Okyanusta yüzme fikri çok cazipti, 10 dakika kadar denizde yüzdüm, ardından Rio'nun tropikal ormanlarında aldım soluğu. Yakınlarım önceleri çok yadırgıyorlardı ama bu tarz bir tatil anlayışının beni cezbetmediğini zamanla yaptığım seyahatlerle anladılar. Mutfağı, sosyal yaşantısı, doğa yapısı ve kültürü benim günlük rutinimden bambaşka olan yerler beni inanılmaz derecede cezbediyor. Geleneksel bir yemeğin tadına hayatınızda ilk defa bakıyorsunuz, o ülkenin tarihini oluşturan bir antik kentte ayak izleriniz oluyor, bu harika bir duygu. İran, Lübnan, Balkan ülkeleri, Azerbaycan, İspanya yaz aylarında seyahat ettiğim yerlerdi.



HAKAN GÜLDAĞ - Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Asıl tatilim dağlarda

2002'den bu yana asıl tatilim dağlarda ve yaylalarda... Ailem de artık alıştı. Oğlum Deniz ile 10 yaşından bu yana tatilimizi dere-tepede geçiriyoruz. Doğu Karadeniz baş istikametimiz. Yusufeli'nden Kaçkar Dağı'na çıkış ana güzergahımız. Doğa harika. Coğrafya dersi gibi. Barhal Çayı'nın nasıl doğduğunu görebilirsiniz yukarıya doğru tırmanırken. Hevek'ten, Olgunlar'a oradan Dilberdüzü'nde çadır kurduğunuzda, etrafınızdaki güzellikleri anlatmaya doyum olmaz. Gece yıldızları bu kadar net kaç yerde görebilirsiniz ki? Temmuz ya da ağustosta karda yürümek kaç kişiye nasip olur? En az yedi kere zirve yaptım Kaçkar'da. Adı Naletleme olan, adıyla uygun, katırların bile tercih etmediği, ıssızlığın ortasındaki bir zorlu geçitten geçerek Kavron'a ve oradan Ayder'e inmek, benim için her zaman bir zevk.
Ağrı, Altıparmak, Verçenik çıktığımız dağlardan bazıları... İki yıl önce de Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nde Elbruz Dağı'na çıktık. Dağcı değiliz, doğa yürüyüşçüsüyüz. Dağlar kendi havasını oluşturuyor. Zihniniz temizleniyor. Bana göre gerçek dinlenme bu. Yapmaya alıştığınız şeylerin olabildiğince dışına çıkmak. Vücudu da zihni de farkında olmadan farklı çalıştırmak. Tabii, alyuvarlarınızın fazlalaşması da cabası. Şehre döndükten sonra da kendinizi uzun süre gayet zinde hissediyorsunuz. Bir de, bu turlar gruplarla yapıldığı için birçok kişiyle tanışıyorsunuz.



ŞEREF OĞUZ, SABAH Gazetesi Ekonomi Müdürü
Tatilim bir seyahate değil maceraya dönüşmeli

Denize eş durumundan iki ya da üç gün mecburiyetten gidiyorum ve o gittiğim günleri de tatilden saymıyorum. Benim tercihim dağlar, doğa, fauna/flora turizminden yana. Türkiye'nin yaylaları daha keşfedilmedi. Sadece dağ, bayır değil bitki örtüsü ve hayvanlara da meraklıysanız biyoçeşitlilik açısından en zengin ülkelerden birisi burası. Hal böyle olunca yaylalarımızda batılıların bizden daha önce keşfettiği zenginliklerimiz var. Amerikalı ve Avrupalı turistler gelip bizim yaylalarımızdaki güzellikleri ziyaret ederken biz deniz, kum, güneş tatil üçgeni arasında sıkışıp kaldık. Örneğin ben, Karadeniz'de yalnızca yaylalarda vaktimi geçirmiyorum, o civardaki bütün tarihi kalıntıları da merak edip geziyorum.
Bir tatilden en önemli zevk alma kriterim, deneyim yaşamaktır. Benim tatilim bir seyahate değil maceraya dönüşmeli. Deniz tatilinde olduğu gibi bedeni dinlendirmek yerine ruhu dinlendirmeye daha uygun oluyor bu maceralar. Yalnızlığı hissediyorsun, doğayla baş başa kalıyorsun, yeni hayvan ve bitki türleri tanıyorsun. Aynı zamanda bedenen zorluklar da çekiyorsun bu serüvenlerde, zirvelere tırmanıyorsun. Ben de oldum olası ekstrem sporlara meraklı bir adamımdır, dağcılık yaptım, 36 yıldır da balık adamım. Ekstrem sporların size sağlayacağı en büyük getiri ruhsal detokstur. Yani benim dağa çıktığım her seyahat aslında kendi içime doğru yaptığım bir yolculuktur. Beslenme, giyinme ve barınma, bunun dışındaki her şey kentin getirdiği yük. Dolayısıyla her insanın arada ruhunu nadasa yatırması gerekiyor. Ağustos ayı boyunca da yayladan işlerimi yürütüyorum. Benim tatil anlayışım ailemi de biraz zorluyor tabii, yalnızca iki-üç gün eşlik edebiliyorlar bana, sonra yine tek başıma devam ediyorum. Benim tatilim bir yaşam tarzının yansıması. Gitmekten en çok keyif aldığım yerlerin başında ise Kaçkarlar geliyor. Daha sonra ise Doğu Beyazıt, İshak Paşa Sarayı civarları ve Fethiye Saklıkent'i söyleyebilirim. Yurtdışında bir rota tercih edecek olursam da İsviçre'yi, Alpler'i seçiyorum.



AYLİN SARAÇOĞLU - İletişim danışmanı
Farklı kültürler beni besliyor

Çocukluğu Burgaz Adası, Yeşilköy ve Kumburgaz'da geçen biri olarak daha küçük yaşlarda yüzmeye başladım. Sıcağı da çok severim. Ancak benim için tatil sadece deniz, güneş, kum üçgeninden ibaret değildir. Deniz tatili yapmayalı da uzun yıllar olmuştur. Yakın çevrem de artık alıştı bu duruma. En son müziğin, dansın, özgürlüğün ülkesi Küba'daydım. Geçen yıl da doğum günümde Çin'deydim. Seyahatte yeni arkadaşlar edinmeyi, farklı kültürlerden beslenmeyi, evime vizyonunu genişletmiş bir Aylin olarak dönmeyi seviyorum. En çok kültürel ve tarihi geziler beni çeker. Farklı kültürleri tanımak, yıllar önceye uzanmak bana bambaşka bir keyif veriyor.



SEVDA KUMRAL- Gazeteci
Sıcak hava insanı kısıtlıyor

Deniz tatilinden hoşlanmadığımı söylediğimde "Öyle şey mi olur, denizi sevmeyen olur mu?" deniyor. Tam tersi su olan her şeye aşığım. Sıcak havanın insanı kısıtladığını düşünüyorum. Saatlerce güneşlenmeyi sevmiyorum. Herkes Ayvalık-Cunda istikametinde denize koşarken ben oraya çok yakın Küçükkuyu'ya bağlı Adatepe köyünde sokaklar arasında kayboluyorum. Ya da Bozcaada'da denize girmeden de bir tatil yapabilirim.



EMİNE KURU - Ev Hanımı
30 yıldır ayağımı denize sokmadım

En son 1985'te Silivri'de denize girdim. Güneşi sevmiyorum, oldum olası sıcak havadan haz etmedim. Sıcak eziyor insanı. Soğuk havada daha dinç kalıyorsunuz, düşünceler hep canlı oluyor. Kullandığım ilaçlar yüzünden cildim çok ince, güneşe çıkmak resmen eziyet oluyor. Yaylada doğmamın etkisi de olabilir bunda; sevmiyorum sıcağı. Yaz geldiği zaman sonbahar ya da kış mevsiminin yaşandığı yerlere giderim. 40 derecede pişmektense 15 derecede hafif ürpermeyi yeğliyorum. Soğuk havada evimde battaniye altında film izleyebiliyorum, yağmur varken üzerimde hırkamla kitabımı okuyabiliyorum büyük keyifle; ama sıcakta elimde yelpazeden başka bir şey durmuyor ki kitap olsun!



BURCU ÇİLENGER - Proje yöneticisi
Kalabalıktan uzak duruyorum

Benim için tatil demek ufkumu açacak yeni şeyler öğrenmek, sanattan, gastronomiden ve edebiyattan olabildiğinde faydalanmaktır. Ne yazık ki deniz tatili bu anlamda yetersiz kalıyor. Beni denizden çok Ege ve Akdeniz kültürü, sokaklar, yaşam biçimleri daha çok ilgilendiriyor. Arkadaşlarım da bu duruma alıştılar. Mesela bir Alaçatı teklifine Kapadokya ile karşılık verince şaşırmıyorlar. Kalabalık bir deniz tatiline çıkmaktansa tek başıma kültür turu daha keyifli.