Şikayet etme mücadele et

Şikayet etme mücadele et

O, Türkiye şampiyonu olan milli bir sporcu, şimdiki hedefi ise dünya şampiyonu olmak. 28 yaşındaki kick boks’çu Emine Arslan, hayatın hep dibe çekmeye çalıştığını bir insan. Ama o, düşse de mücadele ederek ayağa kalkmayı bildi. İlkokula kadar okuyabildi. Annesi terk edip gitti. Babası vefat etti. 12 yaşında tekstil atölyesinde çalışmaya başladı. 23’ünde kick boks’a başladı. Dünya şampiyonu olmak istiyor. Ama o şimdiden gönüllerin şampiyonu. Çünkü kötü kaderini yendi

"Sana çok kırgınım, diye başlardım hayata bir mektup yazacak olsam" diyor Türkiye Kick Boks şampiyonu Emine Arslan. 28 yaşındaki bu kadının hikayesini dinleyince kırgınlığının sebebini anlıyorsunuz.
İstanbul'da Bağcılar'da Hasan Fahri Şen Spor Kulübü'nde buluştuğumuz zaman Emine, fotoğrafçı arkadaşım İlhami Yıldırım ile beni güler yüzle karşılıyor. Samimi ama bir o kadar da mesafeli... Spor servisinde çalışmadığımızı öğrenince neden onunla konuşmak istediğimizi anlamaya çalışıyor. "Biz senin feleğin çemberine attığın yumrukları, tekmeleri konuşmak için geldik" deyince, tebessüm ediyor ama biraz da yüzü gölgeleniyor. "Biliyor musunuz, hayat çok zor" diyor.
Üst üste üç kere Türkiye şampiyonu olan, 2015'te Kıtalararası Kick Boks Mauritius Kupası Şampiyonası'nda altın madalya kazanan, geçen yıl da Avrupa Büyükler Kick Boks Şampiyonası'nda Avrupa ikinciliği elde eden Emine'nin şimdilerde tek hedefi var: Kasım ayında Macaristan'da düzenlenecek Dünya Kick Boks Şampiyonası'nda dünya şampiyonu olmak. Ama onun bu günlere gelmesi hiç mi hiç kolay olmamış.
1989'da Şişli Etfal Hastanesi'nde dünyaya gözlerini açtığında yaşayacakları anlatılsa herhalde Emine "Bu kadar da olmaz" diyebilirdi. Nitekim hikayesini anlatınca bizim ağzımızdan böyle cümleler döküldü.
İlkokulu bitirene kadar Emine, iki kardeşi, anne ve babasıyla kimi ekonomik zorluklara rağmen normal bir hayat sürüyor. Ama ilkokulu bitirdiği yıl annesi ve babası ayrılıyor. Hayatla zorlu mücadelesi de o zaman başlıyor: "Babam tekstil sektöründe çalışıyordu. Maddi durumu da iyi değildi. Boşanma sonrası iki kardeşimle birlikte annemle yaşamaya başladık. Bir yıl sonra annem, hiçbir şey söylemeden bizi terk etti. Üç kardeş öylece baş başa kaldık. Komşularımız babamı aramış 'Gel çocuklarına sahip çık' diye. Babam gelip bize sahip çıktı."



YOKSULLUK NEDENİYLE OKUYAMADIK
O zamanlar Emine 11 yaşında. Erkek kardeşi 10, kız kardeşi de dokuz. Boşanma sonrasında çalıştığı yerde yatıp kalkan babası, çocuklarıyla yeni bir hayat kurmak için var gücüyle çalışmaya başlıyor. "Ev kiraladı, bizi yanına aldı. Arkadaşları eşya verdiler. Ama çamaşır makinemiz falan yoktu, her akşam babam işten eve gelir, bize yemek yapar, çamaşırlarımızı yıkardı" diye anlatıyor Emine o günleri. Emine babasını da o günlerde keşfediyor: "Annem babamı kötülerdi, biz de babamdan korkardık. Birlikte yaşarken korkulacak biri olmadığını gördüm. Onunla arkadaş olduk. O süreçte biz birbirimizi keşfettik."
Bir baba ve üç çocuğu... Yoksulluk kabus gibi çöküyor üzerlerine. Ne Emine ne de kardeşleri okula gidebiliyor. Emine 12 yaşında çocuk işçi oluyor ve tekstil atölyelerinde çalışmaya başlıyor. Geçmişe gittikçe, hikayesini dillendirdikçe Emine'nin gözleri kısılıyor: "Çok sıkıntılı günlerdi. Düşünün 12 yaşımdayım. Tekstil atölyesinde makinenin sesi bile bana korkunç geliyordu. Gizli gizli ağlardım. Okula gitmek, kendi yaşıtlarımla oynamak, onlar gibi giyinmek istiyordum ama böyle bir imkanım olmadı. Tek başıma değilim ki, bir tarafta da kardeşlerim var. Onlara bakma sorumluluğum var. Bunun için hani ne kadar sıkıntı çeksen de, üzülsen de kızamıyor, kendini bırakıp şikayetçi olamıyorsun."
Çocuk işçi olması, okula gidememesi, her ne kadar babası ve kardeşleriyle dik durmaya çalışsa da yoksulluğun ağır koşullarına maruz kalması yetmezmiş gibi, Emine bir kötü haber daha alıyor. Babası hastalanıyor, akciğer kanseri oluyor. Emine'nin omuzlarındaki yük arttıkça artıyor: "Çalışmayı bıraktı babam. Hem çalışıp hem de babama ve aileye bakmaya başladım. Hepimiz için çok zor günlerdi. O günlere dair beni mutlu eden tek şey babama sevdiği yemekleri pişirmekti. Çok seviyordum babamı ve onu 2007'de kaybettik."
Annesiz, babasız iki kardeşiyle 18 yaşında genç bir kadın olarak kalakalıyor Emine hayatın tam da ortasında. Her şeye rağmen kardeşleriyle bir arada olmak tek tesellisiyken erkek kardeşinin sorunları baş gösteriyor: "Dışarıya dönük bir çocuktu. Başımızda anne yok baba yok, kötü alışkanlıklar edindi. Evi terk etmeye başladı. Onu eve bir türlü bağlayamadım. Yapamadım. Bizden ayrıldı."


Dünya Kick Boks Şampiyonu Hasan Fahri Şen Emine Arslan'ın hayatını değiştiren insan. Emine Arslan onun için "İkinci babam" diyor.

SPORA ISRAR SONUCU BAŞLADIM
Bu zorlu hayat içindeyken spor yapmak gibi bir düşüncesi hiç olmamış Emine'nin. Mahalleden boksör olan bir arkadaşı sayesinde Kick Boks Milli Takım Antrenörü olan, Dünya Şampiyonu Hasan Fahri Şen ile tanışıyor Emine. Hem de Şen, Bağcılar'da içinde bulunduğumuz spor salonunu açma arifesindeyken. Salonun açılışı öncesinde hazırlıklara yardım ediyor. Sonra kız kardeşi salona spor yapmaya geliyor, Emine de kardeşini ziyarete geldikçe Hasan Hoca'nın spora yönelmesi konusunda ısrarlarıyla karşılaşıyor.
Emine "Yaşım gelmiş 23'e. Günde iki paket sigara içiyordum. Ama Hasan Hocan'ın ısrarları sonucu kick boks'a başladım ve lisans aldım ama yine de tam olarak ısınamamıştım spor yapmaya. Sonra bir gün ilk turnuvama katılıp İstanbul şampiyonu oldum. İşte o zaman spora devam etme kararı aldım" diyor.
Kick boks, Hasan Hocan'nın spor salonu Emine'nin hayatını değiştiriyor. Başarılar geldikçe hayat da iyi yüzünü ufak ufak gösteriyor. Ufak ufak diyoruz çünkü canını sıkan birçok şey daha yaşıyor. Emine "O yıllarda akrabalarımın yanında tekstil atölyesinde çalışıyordum. Antrenmana, turnuvaya gittikçe mırın kırın ediyorlardı. Çünkü mesaiye kalmamı istiyorlar. Madalya alıyorum, gelip gösteriyorum, 'Bu ne şimdi' deyip kırıcı sözler söylüyorlar. Çok zoruma gidiyordu. Sonra onların atölyesinden ayrıldım " diyor.

BİRİLERİNİN ELİNDEN TUTMAK İSTERİM
Emine sonra Türkiye Şampiyonası'na katılıyor. İlkinde derece yapamıyor ama sonra dereceler bir bir geliyor. Türkiye üçüncülüğü, ikinciliği derken Türkiye şampiyonu oluyor. Hem de üst üste üç yıl. Sonrasında Milli Takım'a seçiliyor. Barışılar arka arkaya geliyor.
Avrupa ikincisi olunca Hasan Hoca, muhtar Hakan Delice'ye mahalleden başarılı bir sporcu çıktığını söylüyor, Emine'nin durumunu anlatıyor. Delice de Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı'yı haberdar ediyor. Çağırıcı, Emine'nin spor yapmasını engellemeyecek şekilde belediyede bir iş verilmesi talimatını veriyor. Emine belediyede çalışmaya başlıyor. Başarılı bir milli sporcu, Kick Boks Federasyon Başkanı Salim Kayıcı'nın takip ettiği sporculardan biri.
Emine'nin dünya şampiyonu olmak dışında da hedefleri var. "Babamdan bile üstün tutuyorum" dediği Hasan Hoca'nın da ısrarıyla dışarıdan ortaokulu bitirmiş. Şimdi liseyi okuyor. Sonrasında üniversiteye gitmek istiyor: "Spor benim için kurtuluş oldu. Hayatımı değiştirdi. Şu anki hedefim Dünya Şampiyonu olmak. Sonra belki çok ilerde bir salon açarım. Hasan Hocam gibi ben de insanların elinden tutmak isterim. "

HIRSIMI SAÇLARIMDAN ALIYORDUM
"Zor geçti her şey benim için. Hem de çok zor, başka nasıl anlatabilirim ki. Bir gün hasta oldum, doktora gidecek param yok ve işe de gitmem gerekiyor. Yastığı ağzıma alıp bağıra bağıra ağladım. Sevgisizlik bir yandan, parasızlık bir yandan... Hayata karşı tüm hırsımı saçlarımdan alıyordum. Birkaç defa saçlarımı erkek gibi kestirdim."

İYİMSER OLMAK GEREK
"İnsanlara şunu söyleyebilirim. Asla mücadeleden vazgeçmesinler. Günümüzde insanlar her şeyden şikayet ediyor. Şikayet ederek bir şey çözülmüyor. Sabırlı, hoşgörülü olmak gerek. Kötümser olmak yerine iyimser olmak lazım."

AİLE SICAKLIĞI İÇİMDE UHDEDİR
"Çocuk işçi olarak çalıştırılıyorsunuz yıllarca, sigorta bile yapmıyorlar bir de mesaiye kalmaya zorluyorlar insanı. Tekstil atölyelerinde çok başka bir dünya var. Ama bunlarla başa çıkabiliyor insan bir şekilde. Fakat tüm yaşadıklarımdan sonra akranlarımla okuyamamak, aile sıcaklığını yaşayamamak içimde uhde kaldı, bu da bilinsin."

MUTLULUK GÖZYAŞLARI
"Afrika'da düzenlenen Kıtalararası Şampiyona'ya milli takımla gitmiştim. İlk o zaman milli takım formasını giydim. Formayı dağıttıklarında elime aldım, titriyordum heyecandan, çok duygulandım. Gittim giydim ve gizli gizli ağladım. Belki hep gizli gizli ağlardım ama bu sefer mutluluk gözyaşlarıydı gözümden akan."

MAÇLARA ÇIKMADAN ÖNCE ROCKY'Yİ İZLERİM
"Televizyon izlemeyeli yıllar oldu" diyor Emine, müzikle de arası pek yokmuş. Zaman zaman kitap okuduğunu söylüyor: "Kapağına bakıyorum kitabın, hoşuma gider birkaç sayfası akıcı ise devamını getiririm." Ama sinemayı özellikle de spor filmlerini seviyor. Rocky ve Milyonluk Bebek en sevdiği mücadele filmleriymiş. "Maçlara çıkmadan önce Rocky'yi mutlaka izlerim" diyor.

DUBLÖRLÜK DE YAPTIM
Emine bir dönem dizilerde dublör olarak da çalışmış. Aslında dublörlük Emine biraz daha gelir elde etsin diye Hasan Hoca'nın ona bulduğu bir ek iş: "Kurtlar Vadisi'nde Defne Samyeli'nin dublörlüğünü yaptım. Kırgın Çiçekler ve Kösem Sultan'da da rol aldım. Kösem Sultan'da ata bindim ama daha önce hiç ata binmemiştim. Lakin Hasan Hocam'a laf gelmesin diye elimden geleni yaptım. Kimse de anlamadı. Set ortamını sevdim. Ama oyuncu ol deseler olmam. Zor meslek. Bir de herkes bildiği işi yapsın."