Eski defterleri kurcalama hastalığı: Retroaktif kıskançlık

Eski defterleri kurcalama hastalığı: Retroaktif kıskançlık

Sosyal medyanın, geçmişi kurcalamaya müsait zeminiyle artan bir psikolojik rahatsızlık ‘retroaktif (geçmişe dönük) kıskançlık’. Eşin-sevgilinin geçmiş ilişkilerine karşı gelişen aşırı merak sonucu, saplantıya varan rahatsızlığı mercek altına aldık

İnsan ruhunu en iyi okuyanlardan, büyük sufi Mevlana ne güzel söylemiş vaktiyle: Düne ait ne varsa/Dünle gitti cancağızım/ Bugün artık yeni şöyler söylemek lazım.
Düne, geçmişe takılıp kalmanın, onu takıntı haline getirmenin bugüne, şu âna vereceği zararlar tahminimizden de büyük! Geçmiş takıntısı en çok ilişkilerde yaşanıyor. Psikoloji ilminin 'rektoaktif (geçmişe dönük) kıskançlık' diye kodladığı rahatsızlık ise uzmanlara göre günden güne artıyor. Nedeni ise eski defterleri deşmeye müsait zeminiyle sosyal medya.
Eski eşin, eski sevgilinin neredeyse anne kızlık soyadına kadar araştırılıp, hafiyelik yapmaya kadar varan bir rahatsızlık bu. "O benden daha mı iyiydi, onu benden daha mı çok sevdin, özlüyor musun" gibi çoktan maziye gömülmesi gereken ama zihni yiyip bitiren kıyaslama halleri ise retroaktif kıskançlığın en masum soruları. Pakette çok daha tehlikeli sorular var çünkü! Sonu içinden çıkılmaz ve ilişkileri bitirecek bir saplantıya kadar varan rahatsızlık hafife alınacak gibi değil.

SONU ŞİDDETE VARABİLİR
Konu hakkında ciddi çalışmaları bulunan psikoterapist Mehmet Başkak, retroaktif kıskançlığın tanımını şöyle yapıyor: "Retroaktif, geriye/geçmişe dönük anlamına gelen bir kelime. Kadın veya erkeğin, partnerinin geçmişteki ilişkisini; romantik ya da cinsel yakınlığını irdelemesi, sürekli gündeme getirmesi, sorun haline dönüştürmesi olarak tanımlanabilir. Kişilerin, geçmişteki ilişkiyi, kendinin ya da eşinin huzurunu bozacak şekilde sağlıksız biçimde kıskanması durumu aslında."

GEÇMİŞ KIRGINLIKLAR
Geçmişi merak etmenin, belli bir düzeyde normal kabul edilebileceğini söylüyor Başkak. Ama işin çığırından çıkıp, bir saplantı haline geldiği ve ilişkileri tarumar ettiği bir nokta var: "Belli bir düzeyde görülmesi oldukça normaldir. Birçok insan eşinin ya da sevgilisinin önceki ilişkisiyle ilgili düşünceleri aklından geçirebilir. Ama eşlerden biri, partnerinin eski ilişkisini hiç aklından çıkaramıyorsa, sürekli eşini bu konuda sorgulayıp, ayrıntıları öğrenmeye gayret ediyorsa, tartışmalara, kavgalara sebep oluyorsa iş psikolojik bir sorun haline gelmeye başlamış demektir."
Peki, retroaktif kıskançlık labirentine giren bir kişi neler hisseder, neler yaşar ve karşısındakine neler yaşattırır: "Eski ilişkiyi kıskanan kişi, eşine sorular sorar, sorularına ısrarla cevap ister ve cevap aldıkça kıskançlık krizleri geçirir. Mesela 'Sana dokundu mu, nasıl dokundu, eli sıcak mıydı, soğuk muydu, zevk aldın mı, ne hissettin?' gibi ayrıntılı sorular sormaktan kendisini alamaz, öğrendikçe de kıskançlığı şiddetlenir. Sakinleştikten bir süre sonra yeni sorularla sıkıştırır ve bunu bir kısır döngü halinde yaşar. Ardından öfke nöbetleri geçirir, kendisine ya da eşine şiddete varabilecek eylemlere yeltenebilir. Bu aşamalarda artık bir uzmanın desteğine ihtiyaç duyulacak düzeyde bir rahatsızlıktır."
Sosyal medyanın geçmişi kurcalama imkânı yaratan zeminin de geçmiş kıskançlığının ateşini harlandırdığını söylüyor Başkak ve konuyu şöyle derinleştiriyor: "Sosyal medya tek tuşla insanların en özel bilgilerine ulaşabileceğiniz bir alan. Geriye dönük kıskançlıkta şüphe ve kaygıyla kişilerin yöneldiği araştırma ihtiyacı için uygun bir hafiyelik zemini. Kişi, eşinin eski partnerinin fotoğraflarına bakmak, herhangi bir paylaşıma 'like' alıp almadığını kontrol etmek, eski arkadaşlarla ilişkinin seyrini takip etmek gibi davranışlarını daha çok sosyal medya üzerinde gerçekleştiriyor artık günümüzde. Sosyal medyada sörf yaptıkça da kaygıları yükseliyor, şüpheler artıyor, hatta paranoid düzeye erişiyor. Danışanlarımdan biri, eşinin Facebook'taki bütün arkadaşlarına hakaret içeren mesajlar atıp, eşi uyurken, sosyal medya hesaplarındaki bütün kadınları engellemişti, 'Sayfasında kadın isimlerini görmeye dayanamıyorum' diyordu."
Bu rahatsızlığın daha çok kimlerde, hangi kişilik yapısında olanlarda görüldüğünü ve tedavi sürecini ise Psikolog Kemal Özcan anlatıyor: "Yaşanan kıskançlık duygusu bugüne ait değildir. Böyle kişiler geçmişinde güvenli yakın ilişkiler kuramamış, kurduğu ilişkilerde terk edilmiş, bu nedenle incinmiş kişilerdir. Bilinçaltına yerleşmiş bu korkulara ve şemalara yönelik farkındalık artırıcı terapi yöntemleri, ilişkide güveni artırmaya dönük bir takım uygulamalarla bu sorunlar aşılabilmektedir. İlişki kalitesinin çok bozulduğu durumlarda daha uzun soluklu ve ciddi bir terapi sürecine ihtiyaç duyulabilir. Modern terapi yöntemleri artık bu tür saplantılı kıskançlık sorunlarıyla boğuşan kişilere etkili tedavi seçenekleri sunmaktadır. Emek verilen her ilişki kıymetlidir ve mücadele etmeye değer."

ŞU HALLERİ YAŞIYORSANIZ DİKKAT!
Eşinizin, nişanlınızın ya da sevgilinizin önceden kimlerle arkadaş olduğunu düşünüyor, onların nasıl biri olduğunu sürekli tahmin etmeye çalışıyor, merak ediyorsanız,
Aklınızdan uzaklaştıramadığınız, sizi üzen düşünceler partnerinizin eski ilişkisiyle daha mutlu olduğu yönündeyse,
Eski birlikteliğiyle ilgili eşinize sürekli sorular sorup ona karşı tutumunu anlamaya çalışıyorsanız ve bu soruların ardı arkası kesilmiyorsa; eski partnerle ilgili bilgiler toplamaya başlamışsanız,
Kıyaslanacağınız ve beğenilmeyeceğiniz yönünde endişeler sürekli aklınızı meşgul ediyorsa,
Eski partnerle birlikteliğinden dolayı eşinizi suçluyor, ona öfkeleniyor ve bunu bir tartışma konusu haline getiriyorsanız,
Geriye dönük bütün bu şüphe, kaygı ve araştırmalar takıntı haline gelmişse, günlük yaşamınızı etkilemeye başlamışsa, evliliğinize, işinize olumsuz yansımaları olmuşsa profesyonel destek almanız gerekiyor demektir.

RETROAKTİF KISKANÇLIK VAKALARI

AKLIMA BIÇAK GİBİ SAPLANDI
Psikolog Mehmet Başkak anlatıyor: "45 yaşındaki kadının kocası daha önceden bir kadınla üç yıl evli kaldıktan sonra boşanmış ve kendisiyle ikinci evliliğini yapmıştı. İlk geceden itibaren sorunlar başlamıştı, kendisi ilk kez bir erkekle beraber oluyordu ve cinselliğe endişeli ve kendisini sıkarak izin vermiş ve ilişki biraz sorunlu gerçekleşmişti. 'Aklıma bıçak gibi saplandı' diyordu: 'Önceki karısında da böyle bir şey olmuş muydu, aklından o mu geçmişti, onu mu düşünmüştü, ya beni beğenmediyse ya onu istediyse' gibi düşünceler zamanla artmış ve en sonunda bu ilişkiye yansımış kavga sebebi olmaya başlamıştı. 'Saatim saatimi tutmuyor hocam, en mutlu anımızda eski karısıyla ilgili düşünceler aklıma geliyor ve sorunca da kavga başlıyor' diyordu. Eski eşe mesajlar atmış, arttık başkasıyla evli olan kadın kocasıyla görüşme ayarlayarak durumdan haberdar etmiş ve savcılığa müracaat edeceğini söylemiş. Haftada iki seans şeklinde yoğun bir terapi süreciyle ve çift terapisi yaklaşımıyla destek sürecini başlattık ve 10 seansın sonunda ciddi bir rahatlama ve iyileşme davranışları görülmeye, saplantılı kıskançlık düşünceleriyle baş etme mekanizmaları güçlenmeye başladı."

FİZİKSEL BİR YAKINLIK YAŞADINIZ MI?
Psikolog Kemal Özcan anlatıyor: "Erkek, eşinin daha önce başından bir nişan geçtiğini evlendikten sonra öğrendiği için bir rektroaktif kıskançlık krizi yaşamıştı. Bunun kendinden saklanmasını bir ihanet olarak görüyor her fırsatta eşine eski nişanlısı hakkında onu incitecek sorular soruyordu. Fiziksel bir yakınlık yaşayıp yaşamadıkları, yaşadılarsa ne kadar olduğu, hâlâ görüşüp görüşmedikleri düşüncelerini bir türlü kafasından atamıyor, eşine yaklaşmakta zorluk çekiyordu. Eşi ne söylerse söylesin bir türlü ikna olmuyor, her cevap yeni bir soruya neden oluyordu."