İmane akıllı bir kadın... Bana çaktırmadan yol gösteriyor

İmane akıllı bir kadın... Bana çaktırmadan yol gösteriyor

Murat Yıldırım ve eşi İmane Elbani ile Kim Milyoner Olmak İster yarışması'nın stüdyosunda buluşuyoruz. İçeri el ele giriyorlar. Aralarımdaki elektriği fark etmemek mümkün değil. Işıl ışıllar. Birbirlerine bakarken dudaklarından gülücükler eksik olmuyor. Murat Yıldırım eşinin saçlarını elleriyle düzeltiyor, elbisesi konusunda titiz... İmane Elbani'nin gözleri hep eşinde... Onları izlerken aralarındaki aşkı merak ediyorum. Kafamda ard arda sorular sıralanıyor...
Soruları sordukça, karşımda kendilerini birbirlerine tamamen adamış bir çift durduğunu görüyorum. Aşk konusunda kaçamak cevaplar vermiyorlar. Yaşarken üzerinde düşünülmüş, deneyimlenmiş bir hayat felsefesi çıkıyor. İmane Hanım, 'Benin en güzel yerim Murat'ın yanı' diyor ve ekliyor; 'Uyandığım her gün onu bir önceki günden daha da çok sevdiğimi farkediyorum. Bu aşkın daha ne kadar büyüyeceği beni korkutuyor, Murat'a deli gibi aşığım.'
Murat Yıldırım, 'Bugüne kadar bir olmayı sadece cümlede kullanmışım. İmane ile bir olmayı yaşıyorum. O her zaman eşim, yol arkadaşım, dert ortağım' diyor. Gelin, Murat Yıldırım ve İmane Elbani'nin sınırları aşan sevgisine birlikte tanık olalım.

- Murat Bey, sizde farklı bir enerji seziyorum, hayat nasıl gidiyor?
- İnsan her gün değişiyor. Hayat şu an çok güzel. İmane ile çok mutluyum. Evinden işine, işinden evine giden bir oyuncuyum.

İMANE'NİN KALBİ TERTEMİZ

- Aranızdaki elektrik hemen fark ediliyor...
- Birbirimizi tanıdıktan sonra daha çok sevdik. Evlilikte kolay yakalanan bir şey değil bu. İnsan evlendikten sonra âşık olur mu? Evet, olur, bizde öyle oldu. Her geçen gün daha çok bağlanıyoruz.

- Sizi en çok etkileyen, İmane Hanım'da bulduğunuz şey nedir?
- İmane, kimseye yanlış yapmadan hayatta kazanmanın formülünü bulmuş. Kalbini tertemiz bırakmış ve kalp kıranların mutlaka karşılığını bulduğuna inanıyor. Bu önemli bir formül. Bunu yapmak yürek ister. Fakat o başarmış. Her şeyin farkında biri. O kalbini ne kadar temiz tutarsa diğer kalpleri de daha saydam görebiliyor. Bir üniversite öğrencisi bir ilkokul probleminin nasıl kolay olduğunu görebiliyorsa, İmane da bu yöntemle başka kalpleri daha net görebiliyor.

- Bu ciddi bir olgunluk evresi. Yapabilmek kolay değil...
- Çoğumuzun başaramadığı bir şeyi başarmış. Bu da ona hayatta kazandırmış.

- Bu aslında insanın yara da alabileceği bir formül değil mi?
- İmane'nin farkındalığı da yüksek. Karşısından ne gelebileceğini tahmin edebiliyor. Nasıl davranması gerekiyorsa onu tahmin edip ona göre davranıyor.

- Birbirinizi teselli ettiğiniz durumlar oluyor mu?
- Bir olmayı ben bugüne kadar hep cümlede kullanmışım. Şimdi İmane ile bir olmayı yaşıyorum. Hayat arkadaşı dediğimiz şey, hayatımız boyunca yanımızda olan kişi demek. İmane de bana bunu yaşatıyor. Her zaman yanımda. Sette bile yanımda. Her derdimi paylaşmaya çalışıyor. O, işin tam merkezinde.

- Fikir alışverişi yapıyor musunuz?
- Fikirlerine çok önem veriyorum. Şimdiye kadar söylediği her şey doğru çıktı. Hissiyatı çok yüksek. İş deneyimi de fazla. Küçük yaşlarda bu sektörde çalışmaya başlamış. Hollywood ve Los Angeles'ta da çalışmış. Bana başka şeyler de katıyor.

- Sizi uyardığı yerler oluyor mu?
- Akıllı bir kadın. Ben sormadan bir şeye karışmıyor. Çaktırmadan yol gösteriyor. Evlilik de bunu gerektiriyor. Beni uyarıyor ve hep haklı çıkıyor. İmane benim için büyük bir şans. Bazen insan bazı gerçekleri görse bile görmek istemez. Birinin gelip kafanızı kumdan çıkarıp gerçekleri göstermesi gerekiyor. O zaman hayat daha kolay oluyor.

- Kendinizle yüzleşme döneminde misiniz?
- En çok kendimi eleştirir, kendimle yüzleşirim. Kendimi hep bir mahkemeye çıkarıp en ağır soruları kendime sorarım.

SÖYLEDİKLERİ DOĞRU ÇIKIYOR

- İnsanın kendisiyle ya da başkasıyla yüzleşmesi zor bir durumdur...
- Kabul etmesi zor ama sonrası daha kolay olan bir durum. Siz o insanlarla hep görüşecekseniz, en azından nereden ne gelebileceğini bilip gardınızı alabiliyorsunuz.

- Eşinizle sürekli yan yanasınız. Bu durum bazı erkeklerde ters teper aslında...
- Kimse işine başkasının karışmasını istemez. Ancak işinize kimin karıştığı da çok önemlidir. Düşünsenize işinize biri karışıyor ve işiniz ters gidiyor. Siz ne kadar izin verirseniz eşiniz de o kadar karışır aslında. Bu karşınızdakiyle alakalıdır. Benim şansım uyuşuyor olmamız. Söylediği her şeyin doğru çıkması önemli. Zaten yüzünden ne kadar temiz olduğunu görüyorsunuz. Sadece hissiyatıyla değil, olaylar üzerinden konuşan biri.

- Ona çok güveniyorsunuz yani.
- Güzel şeylere yönlendiriyor İmane beni. 'Bak şurada böyle bir şey var. onu görmüyorsun' diyor. Hayata karşı yorgun ve şımarık olabilirsiniz. O zamanlarda itici bir güce ihtiyacımız olur. İmane bunu yapıyor.

- Siz de ona ayna oluyorsunuzdur...
- İnsan birini kendisinden çok sevince onun da iyi olmasını istiyor. İkimiz de olgun yaşlardayız. Birbirimizi üzmeden kırmadan yola devam ediyoruz. Kırmalar olacaktır ama o da çok sevdiğimizdendir. Önemli olan iyi niyettir. Çok şükür şimdiye kadar hiç problem çıkmadı.

ERKEK YÖNETİMİ KADINA BIRAKSIN

- Önemli olan saygıyı kaybetmemek değil mi?
- Tabii, eşler arasında söylenecek sözlere dikkat etmek lazım. Geri dönüşü olmaz böyle şeylerin. İnsan çok zor yaptığı binayı çok kolay yıkabilir. Akıllı olmak, hisleri yönetebilmek lazım. Kadınlar bu manada, bizden daha fazla hissiyatları olmasına rağmen, daha iyiler. Bunları yönetebilme gücü verilmiş onlara. Erkekler daha fevri olabiliyorlar. Hayat kısa, dikkatli olmak lazım. Erkekler kadınların bu özelliğinden yararlanmalı.

- Kadınlar erkeklerin hangi özelliğinden yararlansın?
- Erkek hiç uğraşmasın. Direk yönetimi kadına bıraksın. Kadının kim olduğuna da bağlı ama kadının organizasyonu her alanda daha iyidir. Kadın mimardır. Kadın öndedir. Kabul edip uğraşmayacaksın. Sadece işini yap. Kafan rahat eder. Kadın eşini bebeği gibi görürse işler daha kolay olur.

MURAT'I DELİ GİBİ SEVİYORUM
İmane Hanım, masaya otururken elinde tuttuğu hurma ve suya gözüm takıldı. Biz Murat Bey'le sohbet ederken o da hurmalarını yedi ve ardından hemen suyunu içti. Merakımı daha fazla gizleyemedim ve sordum:

- Bu hurmaların bir sırrı mı var?
- Sabah uyandığımda önce su içerim sonra 7-8 tane hurma yerim. Kahvaltımı daha sonra yaparım. Hurmanın faydasına çok inanıyorum. Aslında son zamanlarda kilo aldım. Çünkü Murat bana genelde et yemekleri yediriyor. Türk yemekleri de çok güzel. Meyve, sebze ve salatalarıma tekrar dönmeliyim (Gülüyor).

- Siz de Murat Bey'i tanıdıkça daha mı çok seviyorsunuz?
- Evet, ona olan sevgimin sınırı yok. Bu sevgi nereye doğru gidecek diye korkuyorum. Her gün onu maksimum derecede sevdiğimi düşünüyorum ama bir diğer gün sevgimin daha da çoğaldığını görüyorum.

- Bu kadar sevgiden kendinizi unutmaktan korkmuyor musunuz?
- Bu çok güzel bir korku ve bir bilinmezliğe doğru gidiyorum ( Kahkaha atıyor). Ben Murat gibi konuşamıyorum, o sözlere de döküyor sevgisini ama ben sadece davranışlarımla gösterebiliyorum. Röportajlarda Murat beni daha çok seviyormuş gibi görünebilir ama bu benim konuşamamamdan kaynaklı.

- En çok neyi söylemek isterseniz o zaman Murat'la ilgili?
- Konuşamıyorum ama Murat'ı deli gibi seviyorum. Bunu herkes bilsin.

- Türk kadınlarıyla aranız nasıl?
Çok tatlılar, bana çok iyi, arkadaşça davranıyorlar.

KADIN GİBİ KADININ ÖNÜNDE HER ERKEK DİZ ÇÖKER

- Eerkekler zaman geçtikçe 'anne gibi oldun' diyerek eşlerine sitem ediyor. Kadın ne yapsın?
- Her şeyi olma sabrı ve zahmetine şimdiki gençler katlanmak istemiyor. Sadece kadın olmak istiyorlar. Kocasına eş, evine organizatör, çocuğuna anne... Hepsini bir arada olmak kolay değil. İşleri erkekten bin kat daha zor. Ama kadın gibi kadın olursa, her erkek önünde diz çöker.

- Bunun bir süresi var mı?
- Kadın eninde sonunda erkeğe önünde diz çöktürür. 20 yıl da geçse diz çöktürür. Ama dediğim gibi hislerine yenilmeden kadın gibi kadın olunca.

- İmane tam da böyle mi?
- İmane'de gördüğüm tam da bu. Her zaman eşim, en yakın arkadaşım, dert ortağım. Bazen annem. Bazen şefkat duymak istiyorsunuz, o manada annem. Hepsini bir arada barındırınca başka hiçbir şeye ihtiyaç duymuyorsunuz.

- Erkek arkadaşlarınızla vakit geçirmeye ihtiyaç duymuyor musunuz?
- İnsan evlendikten sonra erkek arkadaşlarıyla görüşür tabii ama aynı bekârlık hayatına devam ediyorsa orda bir sıkıntı var demektir.

- Nedir o sıkıntı?
- Erkekte de sıkıntı olabilir, kadında da. İkisinde de sıkıntı yoksa, rahatlık batıyordur. İnsan çok yönlü, iki iyi insan bir arada olamayabilir. O yüzden yıldızların barışması gerekiyor. Enerjilerimizin uyuşması gerekiyor. Bir insanla aynı dili konuşmayabilir, aynı kültürden olmayabilirsiniz. Ama o insanla sanki 20 yıldır her şeyinizi paylaşıyormuş gibi hissedersiniz. İşte budur!

- İşte hayatımın kadını nasıl denir?
- İşte budur demeniz için kendi aynanızın da berrak olması gerekir. Yoksa doğru göremezsiniz. Bu işler şans işi.

- Şansınız yaver gitmiş o zaman...
- Çok şükür...

- Eşinize iş konusunda da destek oluyor musunuz?
- İmane'ye teklifler geliyor. En son Los Angeles'ta bir dergi çekimi yaptık. Dizi teklifleri de geliyor yurt dışından. Türkiye'den de geldi ama İmane şu an düşünmediği için yapmak istemedi. Beraber bir reklamda oynadık, yakında ekranlarda olur. Orada oyunculuğu ile reklamı döndüren kişi olduğunu göreceksiniz. Oyunculuğunun önünde diz çöktüm.

- O derece mi beğendiniz?
- Bazen Oscarlık oyunlarda bakarsınız en iyi çocuk oynamıştır. Çünkü en saf kalbi olan odur. İmane'nin de tertemiz bir oyunu vardı.

- İmane Hanım siz kendinize bir kariyer planı yaptınız mı?
- İ.E: Şu an Murat'la olmak istiyorum. Onu yalnız bırakmak istemediğim için çalışmayacağım. Şu anımda sadece Murat var.

- Murat bey eşiniz fedakâr bir kadın...
- Fazlasıyla fedakâr. Beni kendi hayatının önüne koymuş durumda. Ben de öyle yapınca her şey çok kolay oluyor. Sizi sizden daha çok düşünen birinin yanında huzur buluyorsunuz.

- Ya hata yaparsa...
- İnsandır olur ama niyeti iyidir eminim.

- Kıskanıyor mu sizi?
- Kıskançlık güzel bir şeydir. Yaradan insanın içine bu duyguyu koymuştur zaten. Demek ki, hayatın içinde var. Kıskançlığın nasıl yansıtıldığı önemlidir. Eşinizin sizi kıskanmadığını düşünsenize, o zaman işler kötüye gidiyordur.

- Sıkıntı yaratmadan nasıl kıskanılır?
- Eşiniz kendisini özel hissetmek ister. Ben eşime davrandığım gibi bütün kadınlara aynı şekilde davranamam. Nerede kaldı ona olan alakam, onunla olan ilişkimiz! Mutlaka farklı olması gerekir. Aynısını görürse 'benim buradaki farklılığım nerede?' diye sorar. Bu da haklı bir soru ve kıskançlık olur.

- Siz hem kadın hem erkek tarafına kafa yoruyorsunuz. Her erkek kadınla empati yapmaz...
- Empati kurabilmek hayatın tartısı. Sosyal bir ortamda yaşıyoruz, karşınızdaki size bir şey söylediğinde ona cevap verebilmek için onu tam olarak anlayabilmelisiniz. Diğer türlü, kendi bildiğini okuyan, kendi dünyasında yaşayan biri olursunuz. Dinleme ve anlama özelliğiniz kaybolur. Bunun için uğraşmak gerekiyor.

- Ünlü ve yakışıklısınız. Başka kadınların da size ilgisi oluyordur. Mesafeyi nasıl koruyorsunuz?
- Kadınların hissiyatı kuvvetlidir, erkekten gelen hissiyatı anlarlar. Karşımdakine öyle bir enerji vermiyorum. Flört anlamında en ufak bir kapı bile açmıyorum. Zaten öyle bir yapım yok. Şu an her şeyi de eşimle yaşıyorum. Siz enerji vermeseniz de karşınızdakinin kendi içinde yaşadığı duygular olabilir. Bu çok normal ama bu ne beni ne de eşimi ilgilendirmez. O kişinin kendi hayatıyla alakalıdır. Bundan da rahatsızlık duymam.

- Eşiniz imajınıza karışıyor mu?
- Ah keşke hep onu dinlesem. Ben kendimi çok ihmal etmişim çünkü. Çok zevkli biri İmane. 'Hadi gel sana bir şeyler alalım' diyor. Ama kendime bir şey alırken sıkılıyorum. Ona almak daha zevkli. Beni toparlayacaktır zamanla.