Milyonerliğe ramak kala

Milyonerliğe ramak kala

atv’nin fenomen yarışma programı Kim Milyoner Olmak İster tüm Türkiye’nin ekrana kilitlendiği bir bölümle geri döndü. Çağdaş İrfan Yıldırım’ın 1 Milyonluk soruyu cevapladığı bölümün çekim anında, öncesinde ve sonrasında oradaydık

Kur'an-ı Kerim'de hangisi üzerine yemin edilmemiştir? A) Deniz, B) Güneş, C) Arı, D) Kalem. 18 yaşındaki Çağdaş İrfan Yıldırım tüm dikkatini soruya vermiş durumda. Sunucu Murat Yıldırım yarışmacının konsantrasyonunu bozmamak adına sessiz kalırken stüdyoda da çıt çıkmıyor. Duyabileceğiniz tek ses Kim Milyoner Olmak İster'in fon müziği. Çağdaş, C şıkkı olan Arı üzerinde yoğunlaşmaya başlıyor. Düşünüyor, cevap verecek gibi oluyor, vazgeçiyor. Tekrar düşünüyor, tekrar vazgeçiyor... O an 1 Milyon Türk Lirası'nın avucunun içine kadar gelip uzaklaştığından ise haberdar değil...
Bu anlardan iki saat önce... Cuma akşamı saat 9 civarı, atv'nin Yenibosna'daki stüdyolarındayız... Ortam hayli kalabalık ve etrafta bir koşuşturmaca hakim.
Tüm bunların sebebi ise az sonra yapılacak çekim... Hem de özel bir çekim, Çağdaş İrfan Yıldırım 1 Milyon lirayı kazanacak mı kazanamayacak mı, onun belli olacağı bölümün çekimi.
Kim Milyoner Olmak İster'in haziran ayında yayınlanan sezon finalinde Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencisi Çağdaş İrfan Yıldırım 11 soruya doğru cevap verip yarışma tarihinde 1 milyonluk soruya gelen ikinci yarışmacı olmuştu. Fakat zaman yetmediği için Çağdaş'ın büyük ödülü kazanıp kazanamayacağı eylül ayına sarkmıştı. İşte biz de televizyon tarihinin önemli günlerinden birinde hem programın çekim anında hem öncesinde hem de sonrasında oradaydık.
Çiçeği burnunda Sorbonne'lu araya giren üç aylık süreçten, 1 milyon liranın kıyısından dönmesine Fransa'da kendisini bekleyen yeni yaşamdan yarışmanın hayatından neleri değiştirdiğine kadar birçok konuda çekim yorgunluğu, kafa karışıklığı demeden her şeyi anlattı. Belki doğru cevabı bildiği halde yanıtlamaya cesaret edemedi, belki 1 milyonu kazanamadı ama gerçekten de tüm Türkiye'nin gönlünü kazandı Çağdaş İrfan Yıldırım...
İşte milyonerliğin kıyısından dönen Çağdaş'la konuştuklarımız

-Tam şu anki duygunu merak ediyorum Çağdaş, üzgün, şaşkın, pişman, ne dersin?
-Bir uyumam gerekiyor galiba bunun üzerine. Galiba tam anlamıyla yarın sabah esas duygusuna varacağım. Şu an tek hissettiğim "Evet, oldu bitti."

-Arı cevabını verecek gibiydin ama son anda çekilme kararı verdin ve cevap arı çıktı. Ne hissettin o an?
-Şimdi tam arı diyeceğim, bir an durup düşünüyorum. "15 binle ne yaparsın, 250 binle ne yaparsın?" Arı diyecek gibi oluyorum, tekrar düşünüyorum. Hep o arafta kaldım.

-Arıdan emindin o zaman?
-Hiç değildim! En ufak bir fikrim bile yoktu. Kelimelerin harf sayılarını, coğrafi şartları düşündüm, birçok açıdan bakmaya çalıştım yani. Bir dakika sonra arıda karar kıldım ama arı deyip dememekte kararsız kaldım.
-O an kafanın içinde 1 milyonla ne yapıyordun, 250 binle ne yapıyordun, 15 binle ne yapıyordun peki?
-1 milyonla kendi eğitim hayatımı yatırım yaparak, yatırımdan gelen parayla ve o paraya zarar vermeyerek kendi kendimi idame ettiriyordum. 250 binle, yine bu dediğimi yapıyordum. 15 bine gelince onunla gidiş geliş masraflarımı çıkartıyordum işte herhalde. Öğrencilik hayatım boyunca 1 milyon da kazanamayacaktım, 250 bin de... İşe başlayana kadar kazanabileceğim en yüksek miktar bu. Bundan mutluyum, pişmanlığım yok.
-Üç aylık bir ara verildi. Senin için nasıl geçti o üç ay? Hep 1 milyonluk soruyu düşünerek mi geçti mi zamanın?
-Her günün bir saatini bunu düşünmeye ayırdım. Kanalı aradım, sonraki çekim tarihi ile ilgili bilgi edinmeye çalıştım. Ama çok da kafaya takmamaya çalıştım.
-Buraya gelirken düşüncen 250 bin lirayı kurtardım mıydı yoksa '1 milyonu almaya geliyorum' mu dedin?
-Kendini beğenmiş bir adam olarak görünmek istemem ama durdum düşündüm ve "Ben o parayı alırım. Ne kadar zor olabilir ki" dedim.
-Şimdi Sorbonne'a kaydoldun, hukuk fakültesine. Yarışmayı da düşününce hayatının en enteresan, en hareketli üç dört ayını geçirmiş olmalısın herhalde?
-Kesinlikle. Çok garipti! Hele Instagram'dan yazanlar, daha neler neler...
-Hiç tanımadığın akrabalar, teyzeler, dayılar çıktı mı bir anda peki?
-Öyle akrabalar dadanmadı da, sürekli "Ne oldu kazandın mı, hadi ipucu versene" diyenler oldu. İnanmıyordu insanlar bir türlü son sorunun çekilmediğine.
-Dört ay önce sıradan bir lise öğrencisiyken şimdi böylesi bir ilgiyle karşılaştın, neler değişti hayatında?
-Çok değişen bir şey yok aslında. Normalde girdiğim kadarıyla internetteyim, normalde yazdığım kadar mesaj yazıyorum. Her şey normal yani. Onun dışında yolda görüp çeviriyorlar bazen, o hoşuma gidiyor biraz (gülüyor). Zaten Haziranda bölüm yayınlandı, bir ay boyunca insanlar tanıdı sonra her şey yine normale döndü.
-Fransa'daki yeni arkadaşlarına yarışmadan bahsetmemişsin, anlatmayı düşünmüyor musun yoksa bu olayı?
-Biz şu anda seninle konuşurken okulumun tanışma partisi gerçekleşiyor. Büyük ihtimalle İstanbul'dan tanıdığım arkadaşlarım orada bunun lafını etmişlerdir, etmemişlerse daha iyi olur tabii ama... (gülüyor). Ben söylemek istemiyorum, ne gerek var?