750 liralık çarık

750 liralık çarık

Bu hafta İstanbul çeşit çeşit ayakkabının sergilendiği ayakkabı fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ustalara ev sahipliği yapan fuarda Noel baba çizmesi de ilgi gördü, 750 liralık çarık da

Bir kadının en büyük tutkularından biridir ayakkabı. Bu yüzden çağlar boyu şekilden şekile girmiş, her dönemin izlerini dikişlerinde ve kalıbında taşımış bu aksesuvar her zaman ilgi çekici olmuştur. Tam da bu sebeple, Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneğinin düzenlendiği 58. Uluslararası AYMOD Fuarı'na davet edildiğimde, düşünmeden "Evet" dedim. Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve unutulmaya yüz tutmuş ayakkabı modellerini, el emeği göz nuru işleyen ustalarla bir araya gelecektim. Üstelik fuarda gün yüzüne çıkmış tarihten ayakkabıların da olduğu bir sergi yer alıyordu. Bu da işin kaymağı gibiydi.

AYAKKABIN MEDENİ DURUMUNU ELE VERİYOR
Soluğu Yeşilköy'deki fuarda aldım. Özenle hazırlanmış sergi ilk durağım oldu. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği üyesi Mehmet Akbacakoğlu'na ait özel koleksiyondan hazırlanan sergide III. Selim'in Topkapı Sarayı'nda yer alan çizmesinin benzeri, Şehzade Ediği, Çanakkale Savaşı'nda giyilmiş subay çizmesi, Noel Baba çizmesi gibi birbirinden değerli 45 çift ayakkabı yer alıyordu. Her biri özenle toplanmış, saklanmış tarihe tanıklık etmiş ayakkabılar göz zevkimize hitap ediyordu. Tarih ve anı kokan bu ziyaret sırasında ilginç şeyler de öğrendim. Osmanlı döneminde kadınlar ayakkabıyı sadece aksesuvar olarak değil bir ifade biçimi olarak da kullanıyormuş. Giydiği ayakkabı rengi kadının duygusal statüsünü de ifade eden bir araçmış. Mesela sarı ayakkabı bekar, kırmızı aşık, yeşil dul, siyah evli olduğunun göstergesiymiş.
Sergi kadar ilgi çeken diğer bir unsur da Türkiye'nin dört bir yanından gelen ustalardı. Kahramanmaraş'tan, Aydın'dan, Samsun Çarşamba'dan, Bodrum'dan ustalar fuarın en önemli rengiydi.
Yıllardır Söke'de efe çarıkları hazırlayan Zeki Avcıoğlu dertli, "Bizim için unutulmaya yüz tutmuş el işçileri deniyor. Keşke unutulmaya yüz tutmasak. Tarihimizden gelen bu ayakkabılara sahip çıkılsa."
Datça'da bodrum sandaletleri yapan Ahmet Özyeşil, hâlâ birçok kadının vazgeçilmezi olan sandaletlerin çıkış hikayesinin, Ali Güven isimli bir ustaya dayandığını söylüyor. Tesadüfen ortaya çıkan Bodrum sandaleti, bir anda talep görmeye başlayınca işin arkası geliyor. Özyeşil, sandaletlerin o zamandan bu yana babadan oğula aktarılan bir kültür olduğunu anlatıyor, "Bodrum sandaletlerinin en az 10 yıl ömrü vardır" diyor.

YUMURTA TOPUĞUN DA ALICISI VAR
Fuarın en renkli ustalarından biri Samsun Bafra'dan gelen Ayhan Şen'di. Yumurta topuk ayakkabı yapan Şen, arkasına basılarak giyilen bu ayakkabıların hâlâ Türkiye'nin dört bir yanından alıcıları olduğunu anlatıyor, "Bunun müşterisi ayrıdır. 45-60 yaş arası bir kitlesi vardır. Arkasına rahat basılsın diye ayrı bir kalıbı vardır. İstanbul'dan, Balıkesir'den, Almanya'dan, Samsun'dan yılda 150 kişi bu ayakkabıları satın alıyor. Dünyada başka bir yerde ayakabının arkasına basma kültür yok" diyor. Şen, yumurta topuk ayakkabıyı, şimdiki jenerasyondan sonra üretecek kimsenin kalmadığını söylüyor.



HOLLYWOOD ÜNLÜLERİNİN AYAKLARI USTALARA EMANET
Ahmet Özuslu, doğal deri olduğu için doktorların bile ayakkabılarını tavsiye ettiğini söylüyor. Yemeni dediği ayakkabıları Kilis'te üreten Özuslu, baba mesleğini devam ettiriyor. Gençlerin de otantik ve farklı olduğu için bu ayakkabıları tercih ettiğini söyleyen Özuslu, film endüstrisinin de önemli müşteri kaynaklarından olduğunu belirtiyor.
Fuarın dünyaca ünlü ustası Hüseyin Kopar Harry Potter, Truva, Boleyn Kızı gibi filmlere ayakkabı üreten bir isim. Truva filminde Brad Pitt'in giydiği çarığı 750 liradan verdiği söylüyor.