Bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin

Bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin

Bebeklerin ilk altı ay boyunca tüm ihtiyaçlarını anne sütü karşılar. Altıncı aydan sonra beslenme ihtiyacını tek başına karşılayamasa da anne sütü vazgeçilmezdir. Bebek 2 yaşına kadar emzirmeye devam edilmeli, altıncı aydan sonra ek gıdaya geçilmelidir

  • Sağlık
  • Cuma 29.04.2017
Yeni doğum yapan ve bebeği ek gıdalara geçiş aşamasında olan annelerin, bebeklerinin beslenmesi ile ilgili tüm kafa karışıklıklarını gidermek için Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz Duman önemli bilgiler verdi. Bebeklerin doğru beslenmesi için annelerin bilinçli olması gerektiğini söyleyen Duman, şöyle konuştu: "Bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile, altıncı aydan itibaren anne sütünün yanı sıra bebeğin enerji ihtiyacını ve bazı mineralleri karşılaması için ek gıdalara başlanması gerekiyor. Ek gıdaya geçilmesi durumunda bebeklerin yarı katıdan, katı gıdaya doğru besin alımları da başlamış olur. Ek gıdalara geçerken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır; sıralama önemlidir. Bebeklerin böbrek fonksiyonlarını yormayacak, alerjik reaksiyon göstermeyecek, ağız-dil reflekslerine uygun katılıkta besinler seçilmeli, hangi ayda hangi besine başlanabileceğine dikkat edilmelidir. Burada kural, uygun besinlere sırasıyla geçerek, çocuğun 1 yaşında aile sofrasına oturmasını sağlamaktır." Bitki çayları, bal, bakla gibi besinler süt çocukluğu döneminde verilmesi uygun olmayan besinlerdir. İşte bebeğinize vereceğiniz tüm besinlerin özellikleri:
TUZ: Süt çocukluğu döneminde, giderilmesi gereken bir tuz ihtiyacı olmadığı ve tuzun da herhangi bir besin değeri bulunmadığı için, ilk bir yıl içerisinde bebeğin yiyeceklerine tuz katılmaması uygundur. Ayrıca, tuzsuz besinleri kolayca tüketebilecek bir tat algısına sahip bebeğin, bu dönemde tuzlu besinlerle beslenmesi, ileri dönemlerinde aşırı tuz tüketimine sebep olabilir.
ŞEKER: Şeker vücuda enerji sağlayan bir besin ögesidir ancak herhangi bir besin değeri bulunmamaktadır. Bu nedenle bebek beslenmesinde tercih edilmez. Şeker yerine pekmez ya da süt şekeri olan laktozun tercih edilmesi daha uygundur. Ayrıca yüksek oranda şeker tüketimi, bebeklerde iştahsızlık ve ileriye dönük obezite riski oluşturabilir.
ÇAY: Çayın içerisinde bulunan tanenler, demirin ve diğer minerallerin emilimini engellediği için süt çocuklarına ve küçük çocuklara önerilmez.
BİTKİ ÇAYLARI: Papatya çayı, yeşil çay gibi bitki çayları da tıpkı siyah çay gibi demir emilimini azaltıcı etkiye sahiptir. Bitki çaylarının içerisindeki birçok ajanın, süt çocuklarının sağlığı üzerine etkisi tartışma konusudur.
BAL: Bal; glukoz, fruktoz ve suyun birleşiminden oluşmaktadır ve içerisinde botulizme sebep olan Clostridium botulinum sporlarını içerme riski taşır. Süt çocuklarının vücudu çok daha az dirençli olduğu ve mide asiditesi düşük olduğu için bu sporlar öldürülemez ve çocuklar için ciddi risk taşır.
ÇİLEK: Özellikle 0-1 yaş arasında besin alerjileri çok sık görülmektedir. Çilek de alerjenitesi oldukça yüksek bir besin olarak, en az 1 yaşına kadar süt çocuklarına verilmemesine dikkat edilmesi önemlidir.
BAKLA: Favizm olarak bilinen hastalık, çiğ baklanın yenmesiyle ortaya çıkan bir zehirlenme durumudur. Anemi, hemoglobinüri ve yüksek ateşle kendini gösterir. Bakla pişirildiği zaman zehirlenmeye sebep olan toksinin etkisi kalmasa da, riskli olan bu besinden özellikle süt çocukluğu döneminde uzak durulmalıdır.

AYINAGÖRE EK GIDAYA BAŞLAYIN

DEVAM MAMALARI: Bebeğin ayına göre seçilmelidir. Değişen enerji, protein ve besin öğesi ihtiyaçları düşünülerek hazırlanan devam mamaları, demir, çinko, kalsiyum, fosfor ve amino asitlerden zengin besinlerdir.
YOĞURT, KEFİR: Yoğurt ve kefir; fermente süt ürünü olup protein, kalsiyum, fosfor ve riboflavin yönünden zengindir. Ayrıca, fermente ürünlerin içerisinde bulunan Laktobasillus bulgaricus, barsak mukozasını korur ve sitokin salınımını uyararak hücresel bağışıklığı artırır. Yoğurt besleyici olması yanında sindirimi kolay bir besindir. Bu özelliklerinden dolayı bebek beslenmesinde iyi bir tercihtir. Barsak florası için gerekli bakterileri barındırır.
SEBZE VE MEYVE PÜRESİ: Sebze ve meyveler başlıca vitamin, mineral, antioksidan ve lif kaynağıdır. Oldukça önemli C vitamini kaynağı olan sebze ve meyveler; tahıllar, baklagiller gibi biyo yararlılığı düşük demir içeren besinler ile beraber tüketildiğinde, bu besinlerdeki demirin emilimini artırır. Ayrıca özellikle koyu yeşil yapraklı olanları, antioksidan özellikleriyle bebeklerin bağışıklık sisteminin güçlenmesinde rol oynayan karotenoid ve flavonoidler açısından oldukça zengindir. Bebeğinize meyve püresi hazırlamak için; Meyveler cam rendede rendelendikten sonra temiz bir tülbentten geçirilerek suyu çıkartılır. Bebeğinizin gelişimi dahilinde yiyeceklerini de katılaştırmanız şarttır. Meyve suyunu ilerleyen dönemlerde meyve püresi halinde, daha sonra da yumuşak meyvelerden başlayarak meyvenin kendisini vermelisiniz.
PATATES: Nişasta ağırlıklı bir besin oluşuyla, proteinden fakirdir. Ancak C vitamini oranı önemsenecek boyuttadır.
MEYVE SUYU: Ek besin olarak verilebileceğiniz sadece taze sıkılmış olan meyve suyudur. Bunların da oranına dikkat edilmeli, anne sütünün önüne geçmemesine özen gösterilmelidir. Önemli C vitamini kaynağı olup öğünlerde 50-100 ml verilmesi, diğer besinlerin biyo yararlılığının da artışına etki eder. Turunçgiller bebekte gaz yapabileceği için altı aydan önce tercih edilmemelidir. Elma ve şeftali alerjik olmamaları ve gaz yapmayacakları için başlıca tercihler olmalıdır.
PEKMEZ: Başlıca karbonhidrat, demir, potasyum ve kalsiyum kaynağıdır. Karotenoid, flavonoid ve B grubu vitaminleri, yüksek oranlarda olmasa da pekmezin içerisinde bulunmaktadır. (İki yemek kaşığı pekmezde (20 g) 2 mg demir ve 80 mg kalsiyum bulunmaktadır.)
YUMURTA: Yumurta, biyolojik değeri yüksek proteinlerin ve esansiyel aminoasitlerin önemli bir kaynağıdır. Yumurtanın sarısı, bol miktarda yağ içerir. Ayrıca, demir, A vitamini ve B grubu vitaminleri açısından oldukça zengindir. Beyazı daha alerjen özelliğe sahip olduğu için, altıncı aydan sonra öncelikle sarısı verilmeye başlanmalıdır.
KAŞIK MAMALARI, HAZIR EK BESİNLER: Sütlü, tahıllı, meyveli ve sebzeli çeşitleriyle altıncı aydan itibaren anne sütüne ek olarak bebeğin açıkta kalan gereksinimlerini kapatmak amacıyla verilir. İçerisinde, yüksek oranda süt proteini, bitkisel proteinler, bitkisel yağlar ile kalsiyum, fosfor ve demir gibi birçok mineral içermektedir.
PEYNİR: Peynir, bir kalsiyum ve protein deposudur. Peynir içerisindeki laktoz, yapım aşamasının ilk 10 gününde laktik aside dönüşür. Daha yumuşak olup taze tüketilen besinlerin laktik asit oranları fazlayken, sert olanlarda laktik asidin bir bölümü laktat halindedir. Yüksek oranda sodyum içerdiği için, süt çocukluğu döneminde, pastörize sütten yapılmış ve tamamen tuzsuz olan peynir, ancak dokuzuncu aydan itibaren azar azar verilebilir.
TAHILLAR: Tahıllar yüksek oranda karbonhidrat kaynağıdırlar. Aminoasit yönünden en kaliteli sayılabilecek tahıl pirinçtir. Bu nedenle bebeklerde tamamlayıcı besin öğesi olarak tercih edilmektedir. Tahıllar, B12 vitamini dışında, B grubu vitaminlerden de zengindir. Nişasta, bebek beslenmesinde, yalnızca enerji kaynağı olarak rol alır; vitamin, mineral ve protein içermez.

ETİ KÜÇÜK PAR ÇALAR HALİNDE VERİN

ET: Et, içerdiği biyo yararlılığı yüksek demir ve protein oranıyla, hücre gelişimi açısından değerli bir besindir. Ayrıca, çinko, B6, B12 gibi vitaminler yönünden de oldukça zengindir. Özellikle karaciğer, çok zengin bir protein ve B12 kaynağıdır. Et, yağ açısından da zengin bir besin olup tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının yağ oranları, koyun ve sığıra göre daha azdır. Bebekler tarafından rahat tüketilebilmesini sağlamak için et diğer tamamlayıcı besinlerle birleştirilip ya da küçük parçalar haline getirilip kullanılabilir.
DENİZ ÜRÜNLERİ: Balık, yüksek oranda protein, A, B ve K vitamini, fosfor ve çinko içermesiyle oldukça önemli bir besindir. Özellikle kılçık kısımları zengin kalsiyum kaynağı olup birçok balık çeşidi omega-3 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içermesiyle, nöromotor gelişimi destekler. (Somon, tuna, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar) Ayrıca tuzlu suda yaşayan balıklar, iyi bir iyot kaynağıdır.
KURU BAKLAGİLLER: Kurubaklagiller kalsiyum, demir, çinko ve magnezyum açısından zengindir. Ayrıca B12 vitamini dışında bütün B grubu vitaminleri ve E vitamini için iyi kaynaktırlar. Kurubaklagillerin protein kaliteleri tek başlarına düşüktür ancak tahıllar ile beraber tüketildiğinde, biyoyararlılıkları artar. Ancak bebeklere verilen kurubaklagilin gaz yapma etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.

1 YAŞINA KADAR TUZ ku llan mayın Bebeklerin yiyeceklerine 1 yaşına kadar tuz katılmaması gerekir. Bu yüzden yemeklerini tuzsuz ve baharatsız hazırlamaya özen gösterin. Pişirdiğiniz yemekleri tuzsuz yapıp bebeğinize verebilirsiniz.

EK GIDALARA BAŞLAMAK İÇİN ALTI AY BEKLEYİN

Neden ek gıdalara daha önce başlamıyoruz?: Altı aydan daha erken verilecek ek besinler, bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasına engel olacaktır. Büyüme açısından anne sütü, bebek için diğer tüm gıdalardan daha faydalıdır. İlk aylarda dilin dışarı itme refleksi güçlü olduğundan, anne sütü bu reflekse en uygun beslenme şeklidir. Böbrek fonksiyonları ve sindirim enzimleri anne sütü dışındaki besinleri sindirmekte zorluk çeker. Bebeğin alerjik olma riski yüksektir. Anne sütünün alımı azalacağı için hastalıklara yakalanma riski artacaktır.
Neden daha geç değil?: Bebeğin enerji ve mineral ihtiyaçlarını anne sütü tek başına karşılayamaz, bunun sonucunda büyüme olumsuz etkilenir. Bebeğin katı gıdaya geçişinin zorlaşmaması, sofraya oturmada geçiş aşaması başlatabilmek, tatlara alışmasını sağlamak için ek besinlere geç başlanmamalıdır