Böbrek naklinden sonra evlenme teklif etti

Böbrek naklinden sonra evlenme teklif etti

Her ikisi de 30’lu yaşlarında, her ikisi de ‘diyaliz’ kelimesinin anlamını bilmiyorken diyalizle tanıştı. İşte Alptuğ Kınalıbaş ve Fatoş Öksüz’ün ikinci hayat hikayeleri...

30 yaşındaki Alptuğ Kınalıbaş, hiç beklemediği bir anda kendisini anlamını bile bilmediği diyaliz merkezinde buldu. Sevdiği hep yanındaydı, onu bir an olsun yalnız bırakmadı ve önümüzdeki yaz evleniyorlar. İşte mutlu sonun hikayesi… "Böbrek hastalığım, 25 Şubat 2016'da iş yerinde çalışırken mideme giren bir ağrıyla başladı. Tabii bu durumu böbreğe yormak aklımın ucundan bile geçmemişti. İş yorgunluğu, dinlenememe gibi nedenlere bağlıyordum. Acilde klasik prosedürlerden olan tansiyon ölçme ile başladılar kontrole. Benim kalbimle ilgili de bir rahatsızlığım vardı. Bu yüzden de tansiyonum hep yüksekti. Tansiyonumun 24 olduğunu görünce acildeki doktorlar beni kardiyolojiye sevk ettiler. Oradaki doktor, 'Kan testi yapalım, böbreklerin sağlamsa sana bir kalp ilacı yazacağım' dedi. Ben de testimi yaptırıp sonuçlarını bir gün sonra almak üzere eve geçtim. Bir gün sonra kız arkadaşım Tuğçe ile beraber test sonuçlarını almak üzere tekrar hastaneye gittiğimizde doktorlar böbreklerimin tamamen iflas etmiş olduğunu söyledi. Hastane de bize daha önce hiç duymadığımız Kreatinin değerlerimden bahsettiler. Kreatinin değerim 8.80 çıkmıştı. Yani normalde olması gereken değerden çok çok fazlaydı. Hemen diyalize alınmam gerektiği söylediler. O kadar çaresiz bir durumdaydımki ne yapacağımı ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Pazartesi hastaneye yatacak ve çok zorlu bir sürece başlayacaktım. Tabi insanın kendini en yalnız hissedeceği anlardan biriydi bu.

ARKADAŞI SAYESİNDE KURTULDUM
Tuğçe elimi tutup, "Korkma herşey düzelecek, hepsi geçip gidecek" dedi. O dönem bir yanım buna inanmak istese de hiç kimse bunu yapmaz, beni bırakıp gidecek diye de düşünmekten kendimi alamıyordum. Pazartesi diyalizle tanıştım. Pazartesi'den Cuma gününe kadar diyalize girmeye devam ettim. Sonuçlarda hiç bir ilerleme olmuyordu. 8.80 olan kreatinin değerim ancak 5 seviyelerine düşüyor, sonra tekrar yükseliyordu. Kısacası hiç bişey değişmiyordu. Tuğçe, üniversitedeyken aynı sınıfta olduğu ve o dönemlerde böbrek nakli ameliyatına girmiş bir arkadaşına ulaştı. En iyi bilgiyi ondan alabileceğimize en azından bize yol gösterebileceğine karar verdik. İşte herşey o zaman başladı. Onunla konuşup ameliyatını Antalya'da olduğunu, organ nakli konusunda en iyi doktorlardan biri olan Alper Demirbaş'a ulaşmamızı sağlayacağını söyledi. Tüm karamsarlığımız ortadan kalkmıştı. O gün Tuğçe'nin arkadaşı sayesinde Alper Demirbaş'a ulaştık. Alper bey, böbrek vericimiz var mı diye sordu. Babam böbreğini vermeyi kabul etmişti, daha fazla diyalize girmeden hemen taburcu olup Antalya'ya gelmemizi söyledi ve biz Cuma gecesi yola çıkıp sabah Antalya'da uyandık.

KENDİMİ GÜVENDE HİSSETTİM
Babam, Tuğçe ve ben Medicalpark Antalya Hastanesi'ne giriş yaptık. Girer girmez Eskişehir'deyken kafamı kurcalayan ve beni belirsizliğe sürükleyen tüm sorularımın cevabının yazılı olduğu bir dosyayı bana vererek başladılar herşeye. Kendimi o kadar güven de ve emin ellerde hissettimki anlatamam... Hastane giriş işlemlerimizden sonra testlerimiz yapıldı. Babamla kan gruplarımızın uyuşmadığını öğrendik. Dünya başımıza yıkılmıştı. Biz çaresiz bir şekilde eve dönmek zorunda kalacağımızı düşünürken doktorumuz sıkıntı olmadığını çapraz nakil olabileceğimi pazartesiyi bekleyip bana uyabilecek bir kişi bulunabileceğini söyledi. Mersin'den gelen aileyle tam bir uyum oldu ve nakil için hiç bir sakınca olmadığı söylendi ve 15 Mart 2016 tarihinde nakil ameliyatım gerçekleşti. Çapraz nakilin gerçekleştiği ve babamın böbreğinin verildiği Süleyman abi de çok sağlıklı. Hatta hala görüşüyoruz. Bu olay her ne kadar başıma gelmiş en kötü şeymiş gibi gözükse de aslında belki de en güzel şeylere vesile olmuş oldu. Şubat ayında Tuğçe'ye Antalya'da kontrollerimi olmaya gittiğimizde evlenme teklif ettim.. Şimdi düğün hazırlıklarımız var."


Alptuğ Kınalıbaş ve Fatoş Öksüz'ün ameliyaklarını Prof. Dr. Alper Demirbaş yaptı.

SEVGİMİZİN GÜCÜNÜ HASTALIK SAYESİNDE GÖRDÜK
"Ameliyattan sonra diyaliz sürecinde kısıtlanan ve yememin yasak olduğu herşeyi yiyebileceğimin söylenmesi beni en mutlu eden şeylerden biri oldu... Ve elbette süreci gerçekten de Tuğçe ile beraber atlattık ve aslında ilişkimizle ilgili en büyük sınavımızı da beraber verdik. Bu süreç yaşanırken evlenmeye karar verdik. Biz herşeyi beraber aşacağımıza inanmıştık ve sonunda da aslında herkese sevginin ne kadar güçlü olduğunu, herşeyi alt edebileceğini göstermiştik."



ÖNCE BEBEĞİNİ SONRA BÖBREĞİNİ KAYBETTİ
Fatoş Öksüz, 34 yaşında genç bir kadın. Önce bebeğini sonra böbreklerini kaybetti. İşte Fatoş Öksüz'ün hikayesi… "31 haftalık hamileyken ablasyo plasenta sebebiyle gebeliğim sonlandı. Bu esnada çoklu organ yetmezliğine girdim. O zaman iki böbreğimi de kaybetmişim. İlk başta akut yetmezlik olarak tanımlandı, altı ay kadar bekledim ancak böbreklerim geri gelmedi.

GEÇİCİ SANMIŞTIM
Diyalizin ne olduğunu bile biliyordum, başıma böyle birşey geleceği hiç aklıma gelmezdi. Çok zor zamanlar geçirsem de hayatımın geçici bir parçası olduğuna kendimi inandırıp diyaliz zamanlarını çok büyütmüyordum. Çevreme bu hastalığı hiç yansıtmamaya çalıştım. Diyalizde tam bir yıl geçirdim. Ben şanslı olanlardandım, organ nakil bekleme listesine hiç girmedim, ailemde uyumlu kişiler vardı. Böbreklerimin geri gelmeyeceğini öğrendiğim andan itibaren nakil olmaya karar verdim. Annem ve babam nakil olmak için uyumluydular. Ancak daha önce yaşadığım kötü sağlık tablomdan dolayı nakil olmam riskliydi. Bu konuda araştırmalarım sonucu diğer hastaların ameliyat süreçlerini inceledim. Ameliyat olan hastalarla görüştüm ve böbrek nakli konusunda en başarılı ekibinin Antalya'da olduğunu öğrendim. Annemin böbreği ile ikinci hayata başladım. En çok normal hayat yaşamayı özlemiştim. Sosyal hayatıma geri dönebildiğim için çok mutluyum. İkinci hayatımda tamamen sağlıklı yaşamaya, beslenmeme dikkat etmeye, ilaçlarımı zamanında almaya, kontrollerimi aksatmadan düzenli gitmeye,doktorlarımın dediğini harfiyen uygulamaya dikkat ediyorum."

HERKES İKİNCİ BİR ŞANSI HAK EDİYOR
"Türkiye'de sağlık sisteminin bu denli geliştiğini hastalığım sayesinde öğrendim. Gerek ameliyat, gerek tedavi sürecim boyunca cebimizden bir kuruş fark, ameliyat ücreti, ekstra bir doktor ücreti ödemedik. Organlarınızı bağışlayın, herkes ikinci bir şansı hakediyor."