Hepatit B tükürük ile de bulaşabilir

"Hepatit B tükürük ile de bulaşabilir"

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Karabay, Türkiye'de Hepatit B görülme sıklığının yüzde 4 civarında olduğunu ve yaklaşık 3,5 milyon Hepatit B hastasının olduğunu belirtti. Kan, temas ve cinsel yollarla bulaşabilen Hepatit B'nin uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini ve ileri aşamalarda karaciğer kanserine ve sirozla sonuçlanan ağır tablolara neden olabildiğini belirtti.

  • Sağlık
  • Çarşamba 26.07.2017 11:26

SİROZ TEDAVİSİ MÜMKÜN OLMAYAN HASTALIKLAR GRUBUNDADIR

Hepatit B'nin karaciğerde iltihaplanmaya neden olan ve Hepatit B virüsününü (HBV) neden olduğu viral bir hastalık olduğunu belirten Dr. Karabay, hastalık ile ilgili şunları söyledi:

"Hepatit B taşıyıcılığı masum olmayan bir hastalıktır. Taşıyıcılığın akıbetinde kişi ya siroz olur ya da hepatit B virüsü kanserojen bir virüs olduğu için hastalar siroz olmadan da kansere yakalanır. Siroz olan hastaların da yüzde 25'i kansere doğru ilerler. En çok kan yolu ile bulaşan bu virus, tükürük, cinsel ilişki, servikal sekresyonlar ve lökositler aracılığıyla da bulaşması söz konusudur. Özellikle hastalığın akut döneminde parenteral veya enfekte kana mukozanın maruz kalması durumunda bulaşıcılık artar."

"HEPATİT B, ENFEKTE VÜCUT SIVILARI İLE TEMAS YOLUYLA SADECE İNSANDAN İNSANA BULAŞIR"

HBV'nin üç temel yolla bulaştığını belirten Dr. Karabay bu yolları şöyle anlattı:

"Doğum sırasında, seksüel yolla ve kan yoluyla. Bunlar içinde doğum sırasında bulaşma yolu, bulaşma oranının yüksek olduğu epidemik bölgelerde karşımıza çıkar. Yine HBV bulaşmasından sorumlu bir diğer yol "horizontal bulaşma"dır. Özellikle erken çocukluk döneminde karşımıza çıkan bu yol, cinsellik içermeyen yakın temas olarak tanımlanır. Son yıllarda HBV'nin sağlık uygulamaları yolu ile kazanımına oldukça sık oranlarda rastlanılmaktadır. Nozokomiyal bulaşma olarak bilinen bu yol, hem hastalar hem de hastane çalışanları için önemli bir risktir."

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Karabay cinsel yolla bulaşmanın yanı sıra tükürük ve semen gibi vücut sıvılarına temas ile de bulaşabileceğini belirtti ve şunları söyledi:

"Genital sekresyonlar, kandan daha az konsantrasyonlarda virüs içermelerine rağmen bulaşmaya neden olmaktadır. Bu yolla bulaşma HBV'nin düşük ya da orta endemik olduğu bölgelerde daha sıktır. Homoseksüel ilişki, HBV için en riskli bulaşma yoludur. Özellikle rektal mukozadaki travmalara bağlı enfekte kan ve semenle bulaşma olmaktadır. HBV'nin cinsel yolla bulaşmasının engellenmesi için tek eşlilikte çiftlerin aşılanması, çok eşlilik söz konusu ise kondom kullanımı gibi uygulamalar önerilmektedir."

KUAFÖR SEÇİMLERİNİZİ HAFİFE ALMAYIN

HBV'nin parenteral bulaşımı denildiğinde, damar içi ilaç bağımlıları, transfüzyon ve diyaliz, akupunktur, sağlık bakımı uygulamaları, dövme, manikür/pedikür gibi işlemler sırasında oluşan bulaşmadan bahsedildiğini söyleyen Dr. Karabay kuaför tehlikesine de dikkat çekti ve şunları söyledi: "Seyahatlerde dövme,piercing,manikür/pedikür ve tıraş (hijyenik olmayan berberlerde) işlemleri sırasında HBV'nin bulaşabileceği bilinmeli ve dikkat edilmeli, gene ortak kullanılan temizlik malzemelerinden (havlu, tırnak makası vs) geçebileceği unutulmamalıdır. Ortak kullanılan yemek malzemeleri ile geçip geçmediğini tahmin etmek çok zordur."

KİMLER OLASI HEPATİT B ENFEKSİYONU YÖNÜNDEN İNCELENMELİDİR

- Hepatitli kişilerin 1. derece akrabaları (aynı evde yaşamasalar bile)

- Hepatitli kişiyle aynı evde yaşayanlar,

- Hepatit virüsü taşıyan kişilerle cinsel temasta bulunanlar,

- İntravenöz ilaç kullanma alışkanlığı bulunan kişiler,

- Dövme ve piercing yaptıranlar

- Kan kardeşliği öyküsü olanlar

- Alın, dilaltı, ense kestirme öyküsü olanlar

- HBV'nin yüksek endemik olduğu bölgelerden gelenler ve göçmenler

- Birden çok cinsel eşi bulunan ve cinsel yolla geçen hastalık öyküsü bulunanlar,

- Homoseksüeller,

- Hapishanelerde yaşayan ve bakım veren kişiler,

- Kronik karaciğer enzim yüksekliği bulunan kişiler,

- HCV ya da HIV ile enfekte kişiler,

- Diyaliz hastaları,

- Tüm gebe kadınlar,

- Sık kan ve kan ürünleri alanlar,

- Riskli diş tedavisi görenler

- Kan ve kan ürünleri ile mesleği nedeniyle sık sık temas eden meslek sahipleri

- Bakım ve huzurevlerinde yaşayanlar, zeka ve gelişme geriliği olanlar ve bunlara bakım verenler

- Kan, plazma, sperm, organ ve doku vericileri

- İmmün yetersizliği bulunanlar veya uzun süre immünsüpressif tedavi görenler.