En kötü plan bile plansızlıktan iyidir

Transfer öncelikle planlama işidir. Ve Trabzonspor'a baktığımızda bunu görmüyoruz

1- Trabzonspor'un son yıllardaki yabancı transfer politikasını nasıl buluyorsunuz? Transfer öncelikle planlama işidir. En kötü plan bile plansızlıktan daha iyidir. Geriye doğru baktığımızda Trabzonspor'un doğru dürüst transfer planı, programı olmadığı görülecektir. Yoksa aynı mevkilerde bu kadar yığılma olur mu? Örneğin, orta sahanın önünde oynayabilecek oyuncu sayısı Trabzonspor'da 4 tane: Alanzinho, Colman, Sapara ve Adrian. "Yabancı oyuncu neden ve niçin transfer edilir?" sorusunu da sormak gerek. Yabancı oyuncunun genel anlamda takıma daha fazla katkı yapması gerekir. Trabzonspor bu konuda da sınıfta kalan takımların başında. Polonya'dan transfer edilen Brozek'leri konuşmak bile gereksiz! Şu an Trabzonspor'da ilk 11'e giren Marek Cech ve Andrej Celustka gibi sıradan oyuncular, (Hücum girişimleri zayıf. Savunmada bile sorunlular) Trabzonspor'un yabancı politikalarının yetersizliğinin en önemli göstergesidir.

2-Gelecek sezondan itibaren yabancı sayısı kademeli olarak inecek. Bu durumda hala yabancı transferinde ısrarcı olmak gerekir mi? Çünkü N'Doye ile yabancı sayısı tam 14'e çıktı. Bu sadece Trabzonspor'un sorunu değil. Çünkü Süper Lig'de yer alan tüm kulüpler bundan zarar görecekler. Örneğin Beşiktaş'ta Quaresma, Trabzon'da Brozek'ler, G.Saray'da Baros gibi oyuncular, vergi cenneti ülkemizin mirasyedileridir. Şu an kadroda yeni alınan N'Doye ile birlikte 14 yabancısı varken hala Trabzonspor'un yabancı oyuncu aramasını anlamamız gerçekten son derece zor.

3- Trabzonspor alt yapısı ile Türk futboluna nice yıldızlar verdi. Şimdi başka takımların alt yapılarında yetişen isimleri alıyor. Ne oldu Trabzonspor'un alt yapısına? Bu, anlayış meselesidir, alt yapıya bakışınıza bağlıdır. Ne yazık ki Trabzonspor son yıllarda alt yapısını bir yasak savma anlamında kullanmaktadır. Hâlbuki bu kadar bereketli topraklar üzerinde üretim yapılmaması da bence Trabzonspor için büyük bir trajedidir.

4- Burak Yılmaz'ın yerine yabancı bir isim mi alınmalıydı? Takım içinden bu sorun çözülemez miydi? Henrique ve Vittek bu boşluğu doldurabilir miydi? Olaya Burak Yılmaz olarak bakarsak işin daha başında yanlış yapmış oluruz. Çünkü özne olan Burak Yılmaz değil, takımdır. Bunun sağlıklı bir yapıya bürünebilmesi için de takım oyunu oynayabilen becerilerin ortaya koyulması gerekir. Bunu şu an dünyada pratikleştiren Barcelona ve İspanya Milli Takımı'dır.