Bir yolcunun seyir defteri

Bir yolcunun seyir defteri

Çıktığım ilk cruise seyahatinin durakları büyüleyici Yunan adalarıydı. Her gün gözümü başka bir limana açtım. Tarihe, yeşile, maviye doydum, tertemiz sularda kulaç attım. Beşinci günün sonunda yediğim lezzetli yemekleri tadı hâlâ damağımdayken eve döndüm

Birinci gün
Gemiyle ilk kez tura çıktığım için günlük tutmaya karar verdim. Her akşam yatmadan önce günlüğüme o gün neler yaptığımı yazdım. İşte bir seyahatten geriye kalan notlar...

Sevgili günlük,
Bu sabah hayatımın ilk cruise yolculuğuna çıkacak olmanın heyecanıyla Atatürk Havalimanı'na geldim. İstanbul- İzmir uçak yolculuğu rahat geçti. Havalimanından bizi alan otobüsle gemiye bineceğimiz Çeşme'ye geçtik. Çeşme'de bizi Karavan Cruises'ın personeli karşıladı. Önce bagajlarımızı sonra pasaportlarımızı görevlilere teslim ettik. Bizden sağlık durumumuzla ilgili bir belge doldurmamız istendi. İşlemler tamamlandığında her birimize Celestyal Nefeli'de yolcu olduğumuzu kanıtlayan, ilerleyen günlerde ineceğimiz limanlarda pasaport yerine geçecek birer kart verildi. Kamarama vardığımda bavulumun çoktan odama getirildiğini gördüm. 1074 misafir ağırlama kapasitesi olan gemimiz gibi kamaram da beklediğimden genişti. İçinde TV, klima ve küçük bir banyo bulunuyordu. Tam yatağa uzanıp biraz dinlenmenin planlarını yaparken kaptanın anonsuyla can güvenliği tatbikatı için salonda toplanmamız gerektiğini öğrendim. Tatbikatın ardından Çeşme'yi arkamızda bırakarak Sakız Adası'na doğru yola çıktık. Saat beş gibi Sakız Adası'na vardık. Yine kaptanın anonsuyla birlikte gruplar halinde limana indik.

SAKIZ KOKULU ADA
28 milyon sakız ağacının bulunduğu ada tahmin edeceğin gibi sakızıyla ünlü. Yılda 4 milyon dolarlık damla sakızı üretimi gerçekleştiriliyor. Refah seviyesinin yüksek olduğu adada 66 köy bulunuyor. Nüfus ise ortalama 53 bin. Adanın bir diğer önemli geçim kaynağı denizcilik. İlyada ve Odysseia destanlarının derleyicisi Homeros'un burada doğduğu iddia ediliyor. Yolu adadan geçtiği ileri sürülen tarihi kişiliklerden bir diğeri de Kristof Kolomb. Adada yaptığımız gezi sırasında rehberimiz sakızın nasıl toplandığını da anlatıyor. Temmuz ayında ağaçların altı temizleniyor ve buralara kireç dökülüyor. Ağaçların gövdelerine 2-4 mm yatay ve dikey çizik atılıyor. Bu çiziklerden sakız yere dökülüyor. Dökülen sakızlar toplanıyor. Sakız gıdadan mobilyaya birçok sektörde kullanılıyor. Sakız adasında iki köyü ziyaret ediyoruz. İlki Mesta, Ortaçağ köylerinin en uzağı fakat aynı zamanda en iyi muhafaza edilmiş olanı. Köyün tamamı korsan saldırılarına karşı labirent gibi inşa edilmiş. Dar sokaklarında gezmek oldukça keyifliydi. Sokak aralarındaki kafelerden birine oturup gezimin ilk frappe'sini burada içtim. İkinci durağımız Picasso'nun hayalindeki köy olarak ünlenen Pyrgi oldu. Evlerin dış yüzeyi geometrik şekillerle süslü olan köyün meydanı ünlü Zorba filmine de set olmuş. Hatta Anthony Quinn, meydanda sirtaki yaparken ayağını kırmış. Gezimiz bittiğinde gemimize döndük ve akşam yemeğini açık büfe restoranda yedik. Gemimiz denizde yol alırken içeride hayat karadaki gibi devam ediyordu. Canlı müzik eşliğinde eğlenenler, güvertede temiz havanın keyfini çıkaranlar... Gün benim için oldukça yorucu geçtiği için uyumak için kamarama geçtim. Beni en çok endişelendiren konulardan biri gemi yol alırken nasıl uyayacağımdı. Ama daha ilk günden gördüm ki o hafif sallantı rahatsız etmediği gibi deliksiz uyumama da yardımcı oldu.

İKİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Bugün gözümü açtığımda karşımda uçsuz bucaksız bir mavilik vardı. Biz kahvaltımızı yaparken gemimiz 07.30 gibi Atina'nın Lavrion limanına yanaştı. Lavrion'dan otobüslere binip şehir merkezine gittik. Grubun bir kısmı Akropolis'e çıkarken diğer kısmı şehirde gezmeyi tercih etti. Akropolis'te Atina şehrinin koruyucusu Athena'ya adanmış Parthenon Tapınağı bulunuyor. Akropolis'in hemen altında yer alan bölgede hediyelik eşya dükkanları ve kafeler yer alıyor. Kısa Atina gezimizin ardından gemiye döndüğümüzde bize Kaptan Köşkü'nü ziyaret edebileceğimiz söylendi. Teknolojik aletlerle donatılmış olan köşkte her şey bilgisayarlar yardımıyla yönetiliyor. Bugün ikinci durağımız ise akşam saatlerinde vardığımız Siros adası oldu. Tertemiz, şık bir ada. İki farklı tepeye inşa edilen Siros iki farklı kimliğe sahip. Neoklasik dönemde kalma zarif ve yüksek tavanlı binalar geçmişin zenginliğini günümüze taşımış. Kafeleri, barları, butikleri, tavernaları ile sıcacık bir atmosfere sahip. Akşam yemeğini Kimi Plajı'ndaki Allou Yialou adlı restoranda yedik. Restoranın kadın şefi balığımızı elleriyle hazırlayıp kılçıklarını tek tek ayıkladıktan sonra servis etti. Her şey çok taze ve lezzetliydi. Yemekten sonra gemimize döndük. Güvertede kahvemi içtikten sonra uyumak üzere yine kamarama çekildim.

ÜÇÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Yine güneş ışıklarının üzerinde pırıl pırıl parladığı sularda yol alırken yeni güne başladım. Bir gün önce gemideki suların biraz klorlu olduğunu yetkililere iletmiştim. Kahvaltıya indiğimde suların değiştiğini gördüm. Bu kadar hızlı geri dönüş almayı beklemiyordum. Çok mutlu oldum. Gemide Türk personelin de görev yapıyor olması dil problemi yaşanmasını ortadan kaldırmış. Türkiye'den gelen turistler taleplerini rahatlıkla dile getiriyordu. Bugünkü durağımız Nafplion. İlk Yunanistan Cumhuriyeti'nin başkenti geleneksel mimariyle şekillenen rengarenk evleriyle ünlü. Bugün denize girmeye kararlı olduğum için şehir turuna katılmaktan vazgeçip arkadaşlarımla birlikte adanın ünlü plajlarından Karathona'ya gittim. Plaja gidip dönmek için anlaştığımız taksiciye 30 euro verdik. Tüm günü plajda geçirdik. Deniz tertemizdi, insanın girdiği zaman çıkmak istemediği türden... Plajın hemen arkasındaki kafeden de yiyecek ve içecek ihtiyaçlarımızı karşıladık. Keyifli saatler geçirdikten sonra gemimize geri döndüğümüzde soluğu spa merkezinde aldım. Deniz keyfinin üzerinde yaptırdığım masaj sonrası sanki yeni bir ben olmuştum. Bu sırada güverte güneşlenenler ve düzenlenen yarışmalara katılanlarla doluydu. Hatta dans dersi alanlar da vardı.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Bugün Yunanistan'ın en büyük, Akdeniz'in ise en büyük beşinci adası Girit'i gördük. Rehberimiz en fazla zeyinyağı tüketen milletin Giritliler olduğunu anlattı. Zeytinyağı ve çeşit çeşit otlar Girit mutfağının vazgeçilmezleri. Girit'te Hanya limanında vakit geçirdik. Hanya'nın dar sokaklarındaki hediyelik eşya dükkanlarının birinden çıkıp diğerine girdik. Venedik döneminden kalan şehrin limanı restoranlarla çevrili. Yemeğimizi burada yedikten sonra gemimize geri döndük. Gemideki son gecemiz yine eğlenceyle geçti. Gecenin sonunda kamarama döndüm ve bavulumu hazırlayıp kapının önüne bıraktım....

BEŞİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Sabah kamaramdan ayrılmak oldukça zordu. Her sabah sonsuz maviye uyanmaya çoktan alışmıştım. Ayaklarımı geri geri gitse de gemiden inme vakti gelmişti. Kapıya geldim, kartımı verip pasaportumu aldım. Bavulum dışarıda beni bekliyordu. İşte bir rüyadan daha uyanma vakti gelmişti...