Yanı başımızdaki Karadeniz

Yanı başımızdaki Karadeniz

Şile’de günübirlik tarih, doğa ve deniz üçlüsünün keyfini çıkarırken İstanbul’dan çıkmadan antik Karadeniz’i keşfedebiliyorsunuz

  • Turizm
  • Cumartesi 19.06.2016
Hafta sonunda farklılık arayanlar için İstanbul'un Karadeniz kıyısındaki ilçesi Şile, isabetli bir tercih. Çünkü, yollarda zaman kaybetmeden, tarih, orman ve deniz üçlüsünün tadını çıkaracağınız bir güne erkenden başlayabiliyorsunuz. Özel aracımızla Kartal'dan yola koyulduk. Her ne kadar şehrin dışında gibi algılansa da 45 dakika gibi kısa bir sürede Şile'deydik. Hafif serin, mis gibi bir hava bizi karşıladı. Tamamına yakını orman olan ilçede, temiz havayı bulmuşken, uzun uzun ciğerlerimize çekmeyi ihmal etmedik. Bu kısa keyiften sonra başladık bu şirin ilçeyi keşfe.

UYGARLIKLAR BEŞİĞİ
İlçedeki yerleşim çok eskilere dayanıyor. Buradaki ilk yerleşik kavim Grekler. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Bitinya, Roma ve Bizans egemenliğine giren ilçe, Kurtuluş Savaşı'nın ardından Türk topraklarına dahil oluyor. Burada, Bitinya'nın bir Trakya kavmi olduğunu da belirtelim. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ilçe, bu nedenle tarihi kalıntı, mezar ve eski yapılar bakımından oldukça zengin. Bir nevi, İstanbul'dan çıkmadan, tarihi, antik Karadeniz'i keşfetmiş de oluyorsunuz. Bu nedenle nadir rastlanılacak durumun keyfini sürüyoruz. Yemyeşil ormanlarla kaplı ilçe, sahil şeridiyle de ayrıcalıklı. Sahil şeridi 60 kilometreye varıyor. İlçenin merkezindeki sahil uzunluğu bile 10 kilometre. Bu uçsuz bucaksız sahil şeridinde, isterseniz güzel bir yürüyüş yapabilir isterseniz denizin keyfini sürebilirsiniz. Denizinin her mevsim değişen, coşkulu bir deniz olduğunu hatırlattıktan sonra sahil şeridinin doğal plajlara ev sahipliği yaptığını da belirtelim: Halk Plajı, Uzunkum, Ayazma Plajı, Kumbaba Plajı ile Ağlayan Kaya Plajı.

KUMAŞIYLA ÜNLÜ
Şile'yi, öne çıkaran bir yönü de, organik kumaşı. Bu kumaşı Şile Bezi diye tanınıyor. Hatta festivali de bulunuyor. Her yıl temmuz ayının son haftası Şile Bezi Kültür ve Sanat Festivali olarak kutlanıyor. Bazı sanatçı ve modacıların da katıldığı festivalde Türkiye ile çeşitli ülke katılımcılarının ürünleri sergileniyor.

GEZİLECEK NOKTALAR
Gelelim, ilçenin tarihi ve doğa duraklarına. İlk durağımız Şile Limanı ve Kalesi...

ŞİLE LİMANI ve KALESİ:
Cenevizliler döneminden kalan kale Ocaklı Kale olarak da biliniyor. Yaklaşık 2000 yıllık tarihi ile denizin ortasındaki kayalıkların tepesinde ziyaretçilerini selamlıyor.

ŞİLE FENERİ: İstanbul Boğazı ile Karadeniz'e hizmet veren fener, Osmanlılar döneminden kalma. En büyük özelliği, dünyada aktif olarak görev yapan ikinci, Türkiye'de ise aktif olarak görev yapan en büyük fener olması. Mercek sistemi olan fener, bu sistemi ile orijinal haliyle kullanılan tek fener olma ayrıcalığına da sahip.

YEŞİL VADİ KÖYÜ:
Şile'ye yaklaşık 20 km uzaklıkta bulunuyor. Zengin doğal yapısı ve kamp alanlarıyla doğa yürüyüşleri, ATV ile safari, paintball gibi aktivitelere ev sahipliği yapıyor. Alacalı Barajı da bu bölgede.

HANIMSUYU ÇEŞMESİ:
Mısırlı Hatice Hanım tarafından Osmanlılar döneminde 1871'de yapılmış. 145 yıllık bir geçmişe sahip bu çeşmenin suyu tatlı su olup günümüzde de halen kullanılıyor. YENİKÖY: Kurtuluş Savaşı'na kadar bir Rum yerleşim birimiymiş. Yerleşimin izleri, kalıntılarla kendisini gösteriyor. Kilise kalıntıları, vaftiz yeri izlerden bazıları. Köyde Rum Mezarlığı da bulunuyor.

PAPAZIN ÇEŞMESİ:
Kabakoz Köyü'ndeki çeşme Bizanslılar döneminden kalma. Yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip. Çeşmenin bitişiğinde 640 yıllık geçmişi ile çınar ağacı da görülmeye değer.

AĞLAYAN KAYALAR:
Fenerin altındaki taşların arasından çıkan su kaynağı. Taşlar arasından sızan suyun ağlayan bir insana benzetilmesi ile bu adı almış.

KUMBABA TEPESİ:
İlçenin en önemli doğal ve fizyoterapi merkezi. İçinde demir ve bakır bulunan alaşımlı kumların romatizmaya iyi geldiği biliniyor. Radyoaktivite etkisi olan kumları bulan Mısırlı Kumbaba'nın mezarı da bu tepede. Denize girmeye elverişli olduğu için bölgeye birçok motel ve ev yapılmış.

AYŞE ESİN KIZAk