Sabah feribotta akşam restoranda

Sabah feribotta akşam restoranda

Leros adasına her yıl gelen turistin yarısı Türkiye’den. Adayı ziyaret eden Türkiyeli turistlerin gittikleri mekanlar bile aynı. “Leros, 1980’li yılların Bodrum’u gibi samimi, sıcakkanlı” diyen turizm yazarı Eda Özsoy, adayla ilgili izlenimlerini Tatil SABAH için kaleme aldı

  • Turizm
  • Cumartesi 17.09.2017
Yaz tatillerinde Yunan adaları, Türk seyahatseverlerin akınına uğruyor. Ege'nin masmavi sularındaki Santorini, Mikonos, Girit ya da Rodos gibi popüler adalar çok fazla rağbet görüyor. Ancak içlerinden bazılarının şöhreti diğerlerinden az olsa da mutlaka gezginlerin rotasında yer alıyor. Bunlardan biri de Bodrum'un komşusu Kos'un hemen yanıbaşındaki Leros adası... Uzun yıllar Yunanistan'daki akıl hastalarının rehabilitasyon merkezi olarak kullanılan Leros, bugün turizmle geçimini sağlıyor. Kalimnos'un kuzeyinde, Bodrum Turgutreis'in karşısında yer alan ada, Türkiye'ye feribotla sadece 1.5 saat uzaklıkta bulunuyor. Adını çok fazla duymasak da Leros'u bilen çok iyi biliyor ve diğer Yunan adaları kadar popüler olmaması bu adayı daha da cazip hale getiriyor.

TURİSTİN YARISI TÜRKİYE'DEN
Aslında Leros Adası'na Türkiye'den çok sayıda turist geliyormuş. Hatta adada konuşma fırsatı bulduğum Leros Belediye Başkanı Kolias Michalies, Leros'un Türkler sayesinde ayakta kaldığını söylüyor. Her yıl yaklaşık 50 bin turistin geldiğini ve yarısından fazlasını Türk gezginlerin oluşturduğunu anlatıyor. Michalies, adanın çok güzel bir tatil rotası olduğunu belirterek, "Leros, küçük bir ada olmasına rağmen çok geniş ve derin bir tarihi var. İkinci Dünya Savaşı'ndan izler taşıyor. Özellikle buraya dalış için çok sayıda turist geldiğini söyleyebilirim. Suyun altında savaş yıllarından kalma sekiz tane gemi var. Bunları görebilirsiniz" diyor.

ŞEZLONGA ÜCRET YOK
Leros, gerçekten Michalies'in de dediği gibi çok güzel bir yer. Uzunca bir tatil sezonu var. Nisan ayından ekime kadar burayı ziyaret edebilirsiniz. Bu yıl neredeyse bütün tesisleri doluymuş. Otel ve restoran fiyatları da gayet uygun. Çok güzel plajları bulunuyor. Rengarenk ama geleneksel mimarideki binaları ve küçük koylarıyla aynı zamanda sakin, sessiz ve sade bir ada. Küçük bir ada olan Leros'ta sahil şeridinin uzunluğu 71 kilometre. Girintili çıkıntı coğrafyasıyla dikkat çeken Leros'ta nereye dönerseniz dönün mutlaka bir koy ve plaja rastlıyorsunuz. Adanın her yerinden denize girilmesi ve şezlongların ücretsiz olması da çok büyük bir avantaj. Ancak illa bir kumsal olsun isterseniz Panteli ya da Alinda sahiline uğrayabilirsiniz.

OSMANLI VE İTALYAN İZLERİ
Leros çok derin bir tarihe sahip. Hatta tarihi antik çağlara dayanıyor. Leros'a adımınızı attığınızda hemen her yerden görebileceğiniz 10. yüzyılda inşa edilen tarihi Leros Kalesi sizi karşılıyor. Ada, 1500'lü yıllardan itibaren 400 yıl boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Daha sonraki dönemde ise İtalyanların hakimiyetine geçmiş. Son olarak 12 adalar ile birlikte Yunanistan'a katılıyor. Bu nedenle Leros sokakları bizden izler taşıyor. Burada hem Osmanlı hem de İtalya dönemine ait izlerle sıkça karşılaşıyorsunuz.

SABAH AKŞAM BİR ARADA
Leros'un merkezi olan marinada kafeler, pastaneler ve hediyelik eşya satan küçük dükkanlarda vakit geçirebilirsiniz. Leros halkı Türkleri çok seviyor. Çünkü adanın geçim kaynağı turizm. Bu nedenle Türklere özel ilgi gösteriyorlar. Adayı ziyaret eden Türklerin gittikleri mekanlar ise neredeyse hemen hemen aynı. Hatta feribotta yolculuk ederken gördüğünüz insanların çoğuyla ya öğlen ya da akşam yemeklerinde mutlaka karşılaşıyorsunuz. Çünkü herkes aynı restoranlarda yemek yemek istiyor. Bunlar Mylos Fish Restaurant ile Taverna Dimitris O Karaflas. Burada yemek yemeyenleri ayıplıyorlar edasıyla bu iki restoranı hınca hınç dolduran Türkiyeli turistler, ön masalarda rezervasyon yaptırmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar desek abartmış olmayız. Tahmin edebileceğiniz üzere balık ve deniz mahsulleri konusunda şahane olduklarını söyleyebilirim.