Baharat dükkânı değil hastane kompleksi

Son derece modern, dev bir kompleks içine kurulmuş olan Urumçi Devlet Hastanesi'nde, onlarca uzman geleneksel Çin tıbbında olduğu gibi baharat ve kurutulmuş otlarla reçeteler hazırlıyor

Urumçi programına son anda eklenen Urumçi Devlet Hastanesi, belki de gezinin en güzel sürpriziydi. Hayatımda böyle bir hastane görmedim. İnanın görmedim. Dev bir hastane kompleksinden girdiğimizde sıradan bir hastane bekliyordum. Oldukça modern bir hasta kabul salonunu geçerek bizi yönlendiren personelin arkasından gittiğimiz mekân işte ancak bu kadar şaşırtıcı olabilirdi. Daha girişte kendini hissettiren ağır kokunun kaynağı dev depo laboratuar görünümündeydi.

HİJYEN DİKKAT ÇEKİCİYDİ

Yüzlerinde maskeler ellerinde eldivenleriyle onlarca uzman, dolaplardan aldıkları baharat ve kurutulmuş otları gram gram tartarak, doktorlar tarafından verildiği anlaşılan reçeteleri hazırlıyorlardı. Uzun yaşamın sırrını yakaladıkları tüm dünyaca kabul edilmiş Çinlilerin hastalıkları tedavi yöntemleri de yine geleneksel Çin tıbbıyla çözülüyordu. Dağlardan toplanmış ve aralarında akreplerden diğer böceklere, kabuklara, kaynatılıp suyu içilmesi sağlıklı olan taşlara binlerce maddenin yer aldığı laboratuarda hijyen de dikkat çekiciydi. Geleneksel Çin Tıbbı'nın vazgeçilmezlerinden olan akupunktur, sırta bardak vurma, refleksoloji birimlerinin bulunduğu hastanede modern tıp bölümleri de tedavi hizmeti veriyor.

SİNCAN'DA 23 BİN CAMİ

Urumçi'de Uygurların dini eğitimlerini almaları için kurulmuş olan Sincan İslam İlahiyat Enstitüsü, Sincan'da yaşayan Müslümanlar için büyük önem taşıyor. Yaklaşık 23 bin cami ve ibadethanenin bulunduğu Sincan'a din adamı yetiştiren enstitüde her yıl 250 öğrenci İslam dinini öğreniyor. Enstitü hocası Tahir Abdulkadir, İslam ilimlerine yönelik 16 olmak ü z e r e 8 Uygurca bölümünün olduğunu Arapça, drama, hadis, tefsir, siret, usul tefsir, usul hadis, İslam tarihi, İslam kültürü gibi derslerin öğretildiğini anlatıyor. Kız öğrencinin bulunmadığı enstitüde erkek öğrencilerin mezun olduktan sonra Sincan'da camilerde görevlendirildiğini vurgulayan Abdulkadir, "23 bin kadar mescit ve cami var. Çoğunda Cuma namazı kılınıyor. Burada yetiştirdiğimiz talebeler buralara giderek görev yapıyorlar" diyor. İlim yuvasının kütüphanesi ise bizdekilerle kıyaslanmayacak kadar küçük. Ancak kütüphaneye bakan Abid Kazbay adlı hoca çoğunluğunu İslam fıkhı, lügat, tefsir olmak üzere 14 bin kitabın bulunduğunu belirterek, "Kaynaklarımız Uygurca ve Çince. Türkçe bilmediğimiz için aralarında Türkçe eser bulunmuyor" diye konuşuyor.

AVRUPALI İSKELET

Ying-Yang şehri Tekes, müzesiyle de geçmişten izleri bugünlere taşıyor. Müzede yer alan tarihi mezar taşları, pirinç kapları izlerken karşımıza çıkan bir iskelet dikkatimizi çekiyor. Müze hakkında bilgi veren rehberin anlattığına göre bu iskelet, bölgede geçmişte yaşayan insanlar hakkında bilgi veriyor. Boyu 1.85-1.90 cm civarında olan iskeletin kafatasında dişlerinin sapasağlam olmasına da vurgu yaparak, "Tekes'in 40 kilometre doğusunda bulunan bu iskelet Uysun kabilesine ait. Biz düşündük genellikle bu kadar uzun olmuyoruz. DNA testi yaptırdık ve Avrupa kökenli bir iskelet olduğu ortaya çıktı. Eski zamanlarda sağlık koşullarının iyi olmamasına rağmen dişleri çok sağlam." bilgisini veriyor.