Şehrin göbeğinde yağma yapılıyor

Kimsenin aklına gelmeyen yöntemler deneyerek şehrin göbeğinde kaçak kazı yapan yağmacılar Unkapanı'nda 400 yıllık çeşmeyi çalarken surlardan Bizanslıların sembolü kartal kabartmasını söktü

Türkiye'de Zeugma'dan Sart'a, Aspendos'tan Magnesia'ya, Alacahöyük'ten Efes'e kadar 78 ayrı noktada, 309 kazı çalışması yürütülüyor. Bir lahitin, bir sütun başlığının, bir tapınağın ortaya çıkarılması aylar alıyor. Antik kazı alanları sıkı korunsa da yağmacılar kazmayı tarihin kalbine saplıyor. Parion Antik Kenti kazı çalışmalarının başkanı olan Profesör Doktor Cevat Başaran, "Biz gündüz, defineciler gece çalışıyor. Definecilik hastalık. O heyecanı yaşaması gerek. Köşeyi nasıl döneriz diye düşünüyorlar" diyor. Yağmacılar sadece dağ başını kazmıyor, ormanı talan etmiyor. Onlar, kimsenin aklına gelmeyen yöntemlerle şehrin göbeğinde de kaçak kazı yapıyor. Unkapanı'nda 400 yıllık koca bir çeşmeyi çalan, Topkapı surlarından Bizanslıların sembolü kartal kabartmasını söken yağmacılar, şehirlerde örgütlü çalışıyor.

HER SOKAKTA TALAN

Vefa semtindeki tarihi çeşme de, bu talana kurban giden eserlerden biriymiş... Bunu öğrenince, Bozdoğan Kemeri'nin hemen altındaki Vefa semtine gittim. Aradığım yer, 'Ekmekçizade Ahmet Paşa Medresesi'ydi. Medresenin kapısı kilitliydi. Anahtarının kimde olduğu belli değildi. Tam 400 yıl önce yaşayan Ekmekçizade Ahmed Paşa Medresesi'nin kapısında, "16. yüzyıl sonu ile 17. yüzyılın başlarında yaşamış, yıllarca Osmanlı İmparatorluğu'na 'Baş Defterdarlık' yapmış sayılı maliyecilerden birisi" yazılıydı. Mevlana'nın dervişlerinden birisinin de yattığı söylenen medresenin arkasında çok sayıda tarihi mezar bulunuyordu. Birkaç kişiye medreseye ait çeşmeyi sordum. 40 yıldır Vefa'da oturan Kemal Sukayar, "çalınan" çeşmenin yerini gösterdi. Kemal Amca daha küçükken çeşmeyi kırmışlar. Ardından birkaç kez yağmacıların talanına uğramış. Çeşmenin Osmanlı döneminde yaptırılan orijinal demirlerinden biri de çalınmış. Dışarıdan bakıldığında çeşme olduğu pek anlaşılmıyor. Parçalanan mermer blokların içinde define aranmış. Bu sırada esnaf Sait Üzümcü yanımıza geldi. O da aynı sokağın Beyazıt'a dönen tarafında bir çeşmenin daha talan edildiğini söyledi. Yedikule'de de surların üstündeki Bizans dönemine ait kartal kabartması ilginç bir yöntemle çalınmış. 11 yıldır burada araçların geçişi için bekçilik yapan Rıza Koçer'le konuştum. Surun Zeytinburnu'na geçiş kapısının üstünde, izleri belli olan yeri gösteriyor. Kabartmayı iki yıl önce çalmışlar. Vızır vızır arabaların geçtiği kapının üstünden nasıl çalındığını sordum. İlginç bir hikâye anlattı Koçer. Yardım kampanyası için kapıdan surun üst noktasına kadar kocaman siyah afiş asılmış. Asanları gören olmamış. Koçer o günü şöyle anlattı: "Afişi astılar. Aynı gece koca bez afişin arkasında çalışmışlar ve mermer bloğu çalmışlar. Hatırladığım kadarıyla kartal kabartması vardı. Orası oyulmuştu. Kabartmayı çalıp, arkasında define mi aradılar bilemiyorum."

ÖZEL BİR DEVRİYE KURULMALI
Yağmacılar, ellerindeki eserleri yurtdışı bağlantılı kaçakçılar üzerinden satıyor. 100 bine yakın tarihi eser yurtdışında. Boğazköy Sfenksi, Zeus Sunağı, Aphrodisias-Balıkçı Heykeli, meşhur Troya (Truva) Hazineleri, Kumluca Eserleri yurtdışından istendi. Ülkemize iade edilmeyen eserlerin başında şüphesiz, 'Tarihin En Büyük Hazinesi' olarak adlandırılan 'Truva Hazineleri' yer alıyor. Eşsiz hazine Rusya'nın 'Puşkin Müzesi'nde sergileniyor. Araştırmacı Özgen Acar; kaçak kazı alanlarına anında yönelecek, arkeolog ve emniyetçilerden oluşan özel bir örgüt kurulmasının şart olduğunu belirtiyor.