Korunamayan kadınlar

22 yıllık eşi ve 3 çocuğunun babası tarafından öldürülen Asuman Köksal, 6 ayda 7 kez savcılığa gitmiş. Annesi katilin çelik yelekle tatbikata getirilmesine tepkili: "Onu korudular ama kızıma sahip çıkamadılar"

Ya geride kalanların dramı
Onlar Türkiye'nin kurbanları; korunamayanlar. Eşleri, sevgilileri, saplantılı aşıkları tarafından öldüresiye dövüldüler, tehdit edildiler. Kaçtılar, saklandılar, devlete sığındılar ama öldürüldüler. Her biri onlarca 'kurtarın bizi' dilekçesi veren, savcıya polise koşan kadınlar ya koruma altında ya da koruma altına alınmadıkları için hayatlarını kaybettiler. Sayıları her geçen gün artan 'korunamayanlar'ın aileleri, yetkililere isyan ediyor: "Bizim yavrularımızı korumadılar ama koltuklarını koruyorlar." Görevini yapmayan devlet görevlileri hakkında ilk soruşturma Kayseri'de başlatıldı ancak bu; kayıpları geri getirmeyecek. Cinayetleri işleyen babalar cezaevine, öldürülen anneler mezara gitti. Geride kalan çocukların hayatları yaşadıkları travmalarla alt üst oldu. O çocukların içinde intihara kalkışan, evden kaçan ya da koruma altına alınanlar da var. Anne babalar da perişan, çocuklarını kaybeden ailelerin yaşadığı dram yürek burkuyor.
***

Samsun'un Canik ilçesine bağlı Yeşilova mahallesindeki TOKİ konutlarında geçen yıl meydana gelen olayda, 4 çocuk annesi 42 yaşındaki Asuman Köksal, boşanmak üzere olduğu eşi Hüseyin Köksal tarafından boğazı kesilerek ve 28 bıçak darbesiyle öldürüldü. Teslim olan 22 yıllık eşi Hüseyin Köksal, "İlişkiye girdik. Bana 'benim başkasıyla yattığımı biliyorsun hem de benimle birlikte oluyorsun. Sen ne şerefsiz adamsın' deyince kendimi kaybettim" dedi. Asuman Köksal'ın ise eşinin kendisini öldüreceği yönünde 6 ayda savcılığa 7 kez şikâyet dilekçesi verdiği, polise de defalarca başvurduğu ortaya çıktı. Anne Semra Çetin (58), kızının evlendiği günden bu yana şiddet gördüğünü söyleyerek, "Ancak son yıllarda şiddetin dozu giderek artmaya başlamıştı. Bazen evine gitmeyip aylarca bende kalıyordu. Fakat her defasında kocası onu kandırıp geri götürüyordu. Kocasını defalarca karşımıza alıp konuştuk. 'Tamam ben akıllandım. Bir daha kötü davranmayacağım' diyordu. Biz de ona inanıyorduk. Hatta 'karım eve dönsün kurban keseğim' bile dedi. Ama yine yapacağını yaptı" dedi.

BOŞANMA DAVASI AÇMIŞTI

Kızının yaşadığı şiddetin canına tak ettiğini ve öldürülmeden 4 ay önce boşanma davası açtığını söyleyen anne Semra Çetin, "Kocası bu süreçte sürekli olarak bizleri öldürmekle tehdit etti. Kızım savcılığa tam 7 kez eşinin kendisini tehdit ederek öldüreceği yönünde dilekçe verdi. Yediği her dayaktan sonra karakola gitti. Fakat hiçbir işlem yapılmadı. Evden uzaklaştırma cezası dahi verilmedi" diye konuştu. Acılı anne, kızının göz göre göre ölüme gittiğini ve yetkililerin arkasından sadece baktığını öne sürerek, "Kızımın üzerinde öldürüldüğü halıyı girdiğim şoktan yıkayarak balkona asmışım. Komşular gelip halıyı kaldırmamı istediler. Ne yaptığımı dahi bilmiyordum. Cinayetten sonra bir gece yarısı tatbikat için o caniyi kızımı öldürdüğü eve getirdiler. Her tarafını polisler sarmış ve üzerine kimse bir şey yapmasın diye çelik yelek giydirmişler. Katile sahip çıkan devlet, yıllarca şiddet gören ve kocam beni öldürecek diye kızıma sahip çıkamadı" dedi.

ÇOCUKLAR PERİŞAN OLDU
Annesinin ölümünden sonra 15 yaşındaki torunu B.K'nın iki kez intihar girişiminde bulunduğunu da vurgulayan Semra Çetin, "3 kızın en küçüğü olan B.K, annesinin ölümünden sonra iki kez intihara kalkıştı. Bu nedenle devlet koruması altına alındı. Çocukların hayatları adeta alt üst oldu. Ölen annelerine mi yansınlar. Yoksa, babaları tarafından hunharca öldürülen annelerine mi? Kızlardan ikisini de ortada kalmasınlar diye küçük yaşta evlendirdik" diye konuştu.
***

RENGİYE'NİN CANINI AİLESİNİN HAYATINI ALDI
Bartınlı 4 çocuk annesi Rengiye Mersinli, kendisini zorla kaçırdığı için evlenmek zorunda kaldığı eşinden yıllarca şiddet gördü. Kocasının içkili kıskanç ve asi yaşamına çocukları için katlanan Rengiye'nin hayatı, geçen yıl 21 Haziran sabahı eşinin şiddetiyle son buldu. 21 Haziran günü Zonguldak'ın Çatalağzı beldesinden otomobiliyle Bartın'daki evin önüne gelen Hasan Mersinli, kendi şiddetinden baba evine sığınan eşiyle tartışmaya başladı. Ardından da ruhsatsız silahını çıkarıp kayınpederi İbrahim Dikyurt, aynı zamanda ağabeyinin eşi olan baldızı Hatice Mersinli, diğer baldızı Nuray Bingöl ve 15 aylık oğlu Orkun ile Nuray Bingöl'ün kayınpederi Dursun Bingöl'ün gözleri önünde eşine 5 el ateş ederek öldürdü. Tabancanın tutukluk yapmasıyla kurtulan kayınpederi ise damadının üzerine atlayarak daha büyük bir katliamın önüne geçmeyi başardı ama kızını tekrar hayata döndüremedi.

MÜEBBETLE CEZALANDIRILDI

2 gün firari gezen ve güvenlik güçleri tarafından evinin önünde kıskıvrak yakalanan çılgın koca, cezaevine kondu. 2 ay önce tamaman davada mahkeme heyeti Mersinli'yi, "Tasarlayarak adam öldürmek" suçundan önce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Ardından bu cezayı mahkemedeki iyi hali nedeniyle hafifleterek ömür boyu hapse indirdi. Mahkeme ayrıca sanığa ruhsatsız tabanca bulundurduğu gerekçesiyle 1 yıl 8 ay daha ceza verdi.

"SESİNİ DUYUYORUM"
SABAH'ın sorularını yanıtlayan baba İbrahim ve anne Fatma Dikyurt, acılarının hangi karar verilirse verilsin dinmediğini söyledi. Kızının kolları arasında can verdiği günü unutmadığını söyleyen baba, "Kızım yerde gördüğü bir böceği bile can taşıyor diye öldürmeye kıyamazdı. Hayat doluydu. O gün, her gece gözümün önüne geliyor, uyuyamıyorum. Sabahları onun sesini duyduğumu zannederek kapıya koşuyorum. Hâlâ kızımı nasıl kurtarabilirdim diye düşünüyorum" dedi. Acılı baba, olay anında damadının kendisini de öldürmek için tetiğe bastığını ve bu konuda da suç duyurusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi.

ANNE FELÇ GEÇİRDİ

Kızının öldüğü akşam mide kanaması geçirdiği için hastanede olan anne Fatma Dikyurt ise evlat acısıyla felç geçirerek yatağa mahkûm oldu. Kızının adı geçince gözyaşlarına boğulan anne, "Kızımla birlikte ben de öldüm. Her gün onun hatıralarıyla yaşama tutunmaya çalışıyorum" dedi. Rengiye'nin kız kardeşi Nuray Bingöl'de hayatlarının altüst olduğunu ifade etti. Bingöl, "Oğlumun psikolojisini 1 yıldır düzeltmeye çalışıyoruz. Kayınpederim yaşadığı şokla önce felç geçirdi sonra yaşamını yitirdi. Babamın evine gitmeye korkuyorum. Araba sesi duyunca hepimiz korkuyoruz. Sadece ablamın canına mal olmadı, bütün ailemizin hayatını altüst etti" dedi.