Öldüren soru: Nasılsın Atalay?

Öldüren soru: Nasılsın Atalay?

Seri katilden kan donduran ifadeler: “Elena ile Göktuğ’u kız arkadaşımın kaybolmasından beni sorumlu tuttukları için öldürdüm. Kayıkçı şüpheleniyordu. Bana gerçek ismimle hitap edip ‘N’aber Atalay?’ deyince bıçakladım, cesedi attım”

Seri katil Atalay Filiz (30) işlediği üç cinayeti itiraf etti. Kayıp kız arkadaşı Olga Seregina'nın (29) durumu ise halen belirsiz. Filiz, çocukluk arkadaşı Göktuğ Demirarslan (24) ile onun kız arkadaşı Elena Radchikova'yı (26) "Olga'yı öldürdün mü?" dedikleri, tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı'yı (40) da gerçek kimliğini öğrendiği için öldürdüğünü söyledi. Kayıkçı'nın parasını almadığını belirten Filiz, "Paraya ihtiyacım yoktu ki niye alayım" dedi. Filiz, Olga'nın kayboluşunda ise sorumluluğu ve bilgisinin olmadığını ileri sürdü. İzmir'de önceki gün yakalanan Filiz, getirildiği İstanbul Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü'ndeki 5 saat süren ifadesinin ardından dün çelik yelek ve zırhlı araçla Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edildi. Anadolu Nöbetçi 8. Sulh Ceza Hakimliği'nce de yaklaşık 1.5 saat sorgulanan Filiz, Kayıkçı'yı "tasarlayarak öldürme" suçundan tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. Savcılık odasında Filiz'den kan örneğinin alındığı, Kayıkçı'nın cesedinin bulunduğu yerdeki kan izleriyle karşılaştırılacağı öğrenildi. Atalay Filiz'in ifadesi ise tüyler ürpertti. İşte o cinayet itirafları:

LİSE MEZUNU:
Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Fransa'ya gittim. Biyoloji okudum fakat üniversiteyi bitiremedim. Aileme "Okulu bitirdim" dedim.

OLGA'YA NE OLDU?:
Olga'nın kayboluşunda sorumluluğum ve bilgim yok. En son 2011 Ağustos'ta görüştük. Fransa'daki son yılımda aynı evi paylaştığım Olga'nın arkadaşı Elena'yı çocukluk arkadaşım olan ve eğitimi için Fransa'ya gelen Göktuğ'la tanıştırdım. Bir süre sonra araları bozuldu. Bizi sorumlu tuttular. Aramız açıldı fakat görüşmeye devam ettik. Ankara Eryaman'da ev tuttum. 43 plakası olan tüplü bir araba satın aldım. O dönem Göktuğ'la kız arkadaşı da Ankara'daydı. Arada buluşuyorduk. Olga ise Fransa'da kaybolmuştu.

ÇİFTE CİNAYET:
Olga'nın 2011'de kaybolmasından beni sorumlu tutuyorlardı. Sürekli olarak "Olga'ya ne yaptın? Öldürdün mü bu kızı?" gibi sorularla beni daralttılar. Bunlara karşı bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. İki adet akıllı cep telefonu aldım. Birini takip etmek için Göktuğ'un arabasına mıknatısla tutturdum. Amacım onlara karşı kullanmak için bir açıklarını yakalamaktı. Hatta Antalya'ya tatile gideceklerdi. Otelde onları gizli kamerayla görüntülemek istedim. Planım tutmadı. Sonra av tezkeresi ve tüfek satın aldım. Bir gün yine çok fazla üzerime geldiler. Sürekli beni sıkıştırdılar. Bagajdan silahı aldım ve ateş ettim.

ÖĞRETMEN CİNAYETİ:
Kütahya'da iki gün ormanlık alanda arabamda kaldım. İstanbul'a döndüm. İş ilanlarına bakarken Tuzla'daki çay bahçesini gördüm. Öğretmenin kardeşi Bekir Kayıkçı ve eşi Gani ağabeyle görüştüm. İşe başladım. Ev arkadaşımla iki sene oraya gittik geldik. Çay bahçesi kapanınca boşta kaldık. Bana "Ailenle neden görüşmüyorsun?" diyorlardı. Rahatsız olmaya başlamıştım. Kayıkçı çiftinin oturduğu apartmanın girişindeki eve yerleştim. Mülk sahibi oldukları için Fatma Kayıkçı'da da evin anahtarı vardı. Zaman zaman eve girer ve bazı eşyalarını alırdı.

KATLAYIP BAVULA KOYDUM:
Son zamanlarda ondan huylandım. Evdeki eşyalarımın yeri değişiyordu. Santimetre ile eşyaları koyduğum yerleri ölçüyordum. Olay günü dairemden çıkıyordum. Ayakkabılarımı bağlarken Kayıkçı merdivenlerden iniyordu. Bana gerçek ismimle hitap edip "Günaydın. N'aber Atalay, nasılsın?" dedi. Saldırdım, daireme sokup bıçakladım. Öldürdükten sonra katlayıp bavula koydum. Zaten küçük bir insandı. Bavula kolayca sığdı. Cesedini bulunduğu yere attım.

SON GÜN...
Günü birlik ev kiralamak için Menderes'e gitmeyi düşündüm. 15 gündür duş almıyordum. Her tarafım sinek ve böcek ısırığı ile yara olmuştu. Minibüse bindim. Şoförün yanındaki kişi bana baktı. Telefonunu eline alınca beni fark ettiğini anladım. Hemen indim ve başka bir minibüse bindim. Daha sonra polis çevirdi ve beni yakaladılar. Ailemi çok özledim.

SİLİVRİ CEZAEVİ'NE GÖNDERİLDİ
Savcıya 5 saat ifade veren Atalay Filiz, sevk edildiği nöbetçi mahkemece Fatma Kayıkçı'yı "tasarlayarak öldürme" suçundan tutuklandı. Filiz, Silivri Cezaevi'ne gönderildi.

MENFEZDE SAKLANMIŞ
Filiz'in Gümüldür'deki pansiyonda ve sahilde birkaç gün geçirdikten sonra dikkat çekmeden rahatça dolaşabilmek için Gümüldür Devlet Avlağı'nda saklandığı saptandı. Burada avcı gibi davranıp dolaşan Filiz'in, bazı geceleri bu bölgedeki menfezde geçirdiği tespit edildi.

'O İFADE YALAN'
Seri katil Atalay Filiz'in gerçek kimliğini öğrendiği için öldürdüğünü söylediği Fatma Kayıkçı'nın üvey oğlu Cengiz Kayıkçı "O ifade yalan" dedi. Kayıkçı "Böyle bir şey imkansız. Bu adamın başkasının adına bir kimlik kullandığını görse sesini çıkarmadan bizi arar, babamı arar ya da komşusunu arardı. O ifade yalan. Böyle bir şeyden şüphelense ilk bize söylerdi" diye konuştu.

SELFIE TEPKİSİ
İzmir'de seri katille selfie yapan polisler, sosyal medyada tepki çekti. İlk gün bir polisin selfie'si sosyal medyada yayılmıştı. Dün de İzmir Cinayet Büro Amiri Vedat Y. ile seri katil sağlık kontrolündeyken gülerek poz veren bir kadın görevlinin selfie'leri ortaya çıktı. Vedat Y. ile bu anı görüntüleyip paylaşan üç polis hakkında soruşturma başlatıldı. Polisler soruşturma tamamlanana kadar açığa alındı.

EMNİYETTEN İKİ İHBARCIYA ÖDÜL
Seri katilin görüldüğü yeri ve bindiği son minibüsün plakasını polise bildiren Mustafa Alsu ve Taha Gürses'e emniyet ödül verecek. Vatandaşlık görevini yerine getirdiğini söyleyen Gürses, "Ödül için yapacak olsam, bugün bu fırında işim olmaz. Günlük yevmiyem 80-85 lira, ödül ümidiyle bu işi yapacak olsaydım dün orada emniyetin önünde beklerdim, işe gelmezdim" dedi. Gürses, "Bakışlarımdan rahatsız olup dolmuştan indi. Daha sonra polisi arayıp bilgi verdik" diye konuştu.