Murat Yıldırım: Imane’ı dünyanın neresinde olursa olsun bulurdum

Murat Yıldırım: Imane’ı dünyanın neresinde olursa olsun bulurdum

Türkiye’nin en önemli ve beğenilen aktörlerinden biri Murat Yıldırım. Özel hayatıyla gündemde olmayı sevmeyen, kendini sakınan biri. Ama bir gün âşık oldu, üstelik âşık olduğu kadın Fas eski güzeli Imane Elbani’ydi... Düğünlerini bütün Türkiye izledi ama sevdalarının öyküsünü ilk kez sizler okuyacaksınız

Sultanahmet'teyiz... Bahar yüzünü göstermiş, güneş içimizi ısıtıyor. Murat Yıldırım ve Faslı güzel eşi Imane Elbani ile Four Seasons Hotel'in rengarenk çiçeklerle süslü bahçesinde kahvelerimizi yudumluyoruz. Onlar el ele, göz göze... Birbirlerine şakalar yapıyorlar, küçük dokunuşlarla taze aşklarını yaşıyorlar. Karşımda mutluluğu hallerine yansımış bir çift var. Toplum olarak bu aşka şahit olduğumuz anı dün gibi hatırlıyorum; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'la birlikte Imane Elbani'yi babasından Facetime yoluyla istemişti. Yıldırım'ın heyecanlı hali, Elbani'nin ürkekliği gözümün önünden gitmiyor. Fas ve Türk kültürünün ortak noktalarından birinin yaşandığı isteme esnasında, ikisi de ünlü kimliklerinden sıyrılmış, birer âşık olarak oradaydı... Ardından son derece renkli iki ayrı düğünle bu aşkı taçlandırdılar... Ülkemizin en önemli oyuncularından Yıldırım ve bir dönem Fas güzeli seçilen Imane Elbani'nin aşkı ve evliliği geçen yılın en özel olaylarındandı... Ve bu özel olayın kahramanları aşklarını, yaşananları ilk kez anlattı.

- Aranızdaki sevgi dışardan bakınca bile hissediliyor... Murat Bey'e nasıl hitap ediyorsunuz?
- Imane Elbani: Türkiye'de çoğu kişi sevdiği insanlara "Canım, bir tanem" diyordu. Ben farklı bir şekilde hitap etmek istedim, "Bebeğim" demek istedim.

- Evlendiniz ve bir süredir İstanbul'da yaşıyorsunuz. Nasıl tarif edersiniz bu ülkenin size hissettirdiklerini?
- Dört aydır İstanbul'da yaşıyorum. Müthiş bir dört aydı, Türkiye çok güzel, harika bir ülke. Yeşili, mavisi ayrı güzel, fantastik bir yer. Buraya daha önce üç kez gelmiştim, her geldiğimde etkilendiğim bir yerdi. İstanbul'da yaşamalıyım diye hep içimden geçiriyordum. Şu an Sultanahmet'teyiz, burası da büyüleyici bir yer.

- Murat Bey'den biraz söz eder misiniz bize?
- Son derece kibar, hassas, tabii ki yakışıklı, saygılı, harika biri.

- En çok hangi özelliği sizi etkiledi?
- Özen gösteren biri. Bana bebeği gibi davranıyor. Bu çok hoşuma gidiyor.

- Tanıştığınız ilk günü merak ediyorum. İlk anda etkilenmiş miydiniz ondan?
- İlk tanıştığımızda, farklı biri olduğunu hissettim. Çok centilmendi. Londra'da tanıştık.

- Murat Yıldırım: İşlerim için Los Angeles mı, Londra mı diye düşünürken, çok yakın bir dostum, "Londra daha iyi olur" dedi. Londra'ya gittim. İki hafta sonra, ortak bir arkadaşımız sayesinde bir kafede tanıştık. Bir arkadaş ortamıydı. İlk başlarda sevgili olmadık. Birbirimizi tanıdıkça âşık olduk. Elbette birbirimizi ilk gördüğümüz anda etkilendik ama derinlemesine olan aşk, tanıdıkça ortaya çıktı.

THIS IS KADER

- İki ayrı kültürden geliyorsunuz, farklı dilleri konuşuyorsunuz. Kimi zaman aynı dili konuştuğumuz insanlarla iletişim kuramaz haldeyken, sevgili, eş olarak ilişkiyi yürütmek zor olmuyor mu?
- M.Y: Çok yakın bir dostum var Gürcü'dür. Onunla da İngilizce anlaşıyoruz. Bu bir enerji meselesi, kalben anlaştıktan sonra farklı kültür, farklı dilin bir önemi kalmıyor. Ortak birçok nokta bulabiliyorsun. Aynı kültürden dediğin kişi yan komşundur, birlikte büyümüşsündür ama seninle alakası yoktur. Dünyanın öbür ucundaki biriyle kalp atışlarınız aynıdır, aynı şeyi hissedersiniz, aynı şeyi sever, aynı şeye üzülürsünüz. Dolasıyla onunla anlaşmanız daha olasıdır. Benim de Imane ile öyle oldu. Bazen hiçbir şey konuşmadan anlaşırsın ya, öyle bir durum aramızdaki. O dünyanın neresinde olursa olsun, bulurdum.
- I.E: Farklı kültürden gelmemizin bir önemi yok. Biz birbirimize duygusal olarak bağlıyız.
- M.Y: This is kader!

- Birbirinizin zenginliği olmuşsunuz anladığım kadarıyla. Yanılıyor muyum?
- M.Y: Kesinlikle. O bana bir şey katıyor, ben ona.

Aşkı aramadım, kendiliğinden geldi

- Aile ne anlam ifade ediyor sizin için?
- M.Y:
Aile sizin kurduğunuz bir şey. Dünyaya gelmek kaderiniz, sizin kurduğunuz aile ise sizin kurduğunuz kaderiniz. Bir anne babanın çocuğu olarak bir aileye gelmekle, bir eş edinip aile kurmak arasında çok fark var. Kul kendisi ister, Allah da onu verir. Siz ne isterseniz onu verir. Bir yola çıkmak isteyin, size o yol açılır. Kader böyle bir şeydir. Aile de kişinin oluşturduğu hayattaki en önemli kaderlerinden biridir. O yüzden hayatının da neredeyse tamamını kapsayacak, hem bu hayatını, hem de inanıyorsanız öteki hayatını etkileyecek çok önemli bir oluşum. Ama kendi adıma söylemem gerekirse, ben aramadım. Çünkü o gözle bakmadım. Karşıma bir gün çıkacak diyordum. Hayatıma girecek kişiyi Allah'a bırakmak istedim. Ne zaman kısmetimde varsa, karşıma çıkacak dedim. Öteki gözle arasaydım çok çabuk birine âşık olabilirdim, evliliğe giderdim ama doğru bir yol olmazdı. Ama ben kendiliğinden olacağına inanıyordum, öyle de oldu.

- Düğününüzde Fas geleneklerine göre ritüeller oldu. Tefur üzerinde salona gelişinizle, leğen üstünde diyerek dalga geçenler oldu. Bunlara çok üzüldünüz mü?
- M.Y:
Eşimin canını acıttığı için üzüldüm. Ona, onun ailesine ve o kültüre yapılan bir hakaretti. Diğer kültürlere yapılan haksızlıkları düşündüm ve üzüldüm. O dönem verdiğim cevap da, nefsime yapılmış bir şeye karşı tepki değildi. Başka kültürlere gösterilen önyargıya verdiğim cevaptı. Hakaret edenler de üzerine alındı. Hakaret edene bazen anlayacağı dilden konuşmak gerekir. Bir filmde görsen, başrol oyuncusu erkek bir tefurun içinde olsa, çok hoşuna giderek izlersin. Gerçek hayatta niye böyle bir tepki veriliyor. Bir eleştiriyi ya sevdiğiniz insan düzelsin diye yaparsınız ya da sevmediğinizden, kendinizi tatmin etmek için yaparsınız. Başka kültürlere karşı açık olmamak çok kötü bir şey. Şöyle de denebilirdi oysa, "Adama bak! Sevdiği için o kültürle nasıl iç içe geçmiş ve barışık. Onların kültürünü bize, bizim kültürümüzü onlara tanıtıyor. Teşekkürler Murat Yıldırım!" Bunun gerisini konuşmak bana çok saçma geliyor. Kulaklarını tıkayacaksın böyle şeylere... İlk zamanlar baktım yazılanlara, çizilenlere, sonrasında bir karar aldım ve bakmıyorum. Kendimi bloklamanın bir anlamı yok. Bu konuşulanları ciddiye alsam, kendimi bloklamaya başlarım. Şöyle bir örnek vereyim; insan kötüye daha meyilli, kötü daha çok dikkatini çekiyor.

- Nasıl, biraz açar mısınız?
- M.Y:
Bir site düşünün, bin kişi yaşıyor orada. O bin kişi sizin hakkınızda kötü düşünüyor. O sitede yaşayıp, dünyaya çıkmamak var, arada bir çıkıp o siteye dönmek var. Bir de o siteden çıkıp, o sitenin dışında ne kadar güzel bakan milyonlarca insan varmış diye keşfetmek var. Kendimiz içinde kötüye değil de, iyiye yönelmeyi seçmeliyiz. Bu meziyetimizi geliştirmeliyiz. O siteye bir daha hiç girmiyorum. O eskide kalanlar, kendi dünyaları içinde yaşayıp dursunlar ve kavga etsinler.

- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan istedi Imane'ı babasından. Neden?
- M.Y:
Babası general, beni az çok tanıyordu... Vermek istemedi baştan. Çok samimi söylüyorum. Biz yine de evlenirdik, ben bir şekilde babasını ikna ederdim ama çok sıkıntılı bir süreçti. Babası, "Tanımadığım bir kültür, adam oyuncu, istemem veremem" dedi. Sıkıntı oluşacaktı. Çok stresli bir dönem geçirdim. Ne yapacağımı bilemedim. Türkiye'de olsa, araya birini koyarsın, gider anlatır nasıl biri olduğumu, "Bu çocuğu tanıyoruz" der... Nasıl anlatacağım kendimi? Sıkıntıdan uykularım kaçtı. Bir gece rüyamda Cumhurbaşkanımızı gördüm, Imane'ı istiyordu. Bir yerde oturuyoruz, kahve içiyoruz, kendisi Imane'ı istiyor. Allah'ım bu bana işaret dedim (gülümsüyor). 'Ne yapabilirim?' diye düşündüm ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan rica ettim, o da sağolsun beni kırmadı.

- Ne dediniz Cumhurbaşkanımıza?
- M.Y:
"Sizin istemenizi istiyorum" dedim. Kırmadı. Sanırım onun için de ilk olmuş Facetime'dan isteme... O sırada birileri video çekti. Cumhurbaşkanımızın izniyle yayınlanmış. Bir saat sonra isteme fotoğraflarımızı gördüm.

- Imane'ın babası nasıl tepki verdi?
- M.Y:
İlk isteme Cumhurbaşkanımız tarafından olursa, Arap dünyasında çok sevilen biri olduğu için reddetmez dedik. Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığı da büyük riskti. Düşünsenize karşınızdaki kızımı veremem diyebilirdi. Sonuçta kızı insanın. Babası Cumhurbaşkanımızı sevdiği için kabul etti sanırım.
- I.E: İsteme öncesinde Kız kardeşime ve anneme yalvardım telefonda, "Ne olur, babamın hayır demesine izin vermeyin" diye...

EKRANDA GÖRDÜĞÜM ADAM BİR MELEĞE BENZİYORDU

- Biraz ailenizden söz eder misiniz?
- I.E:
Ailem Fas, Londra, Kahire üçgeninde yaşıyor. Babam Fas Kralı'nın himayesinde general. Üç erkek, bir kız kardeşim var. Kahire'de büyüdüm, daha sonra Londra'da yaşamaya başladım. Miss Morocco ve Miss Arap Dünyası seçildikten sonra oyunculuk ve modellik yapmaya başladım.

- Tanışmadan önce Murat Yıldırım'ı oyuncu olarak tanıyor muydunuz?
- I.E:
Tabii. Onu dizilerde gördüğümde, çok tatlı ve kibar biri olduğunu hissedebiliyordum. Yemin ederim. Oyunculuğuna da bayılmıştım. Çok dizi seyrettim ama onu ekranda gördüğümde farklı bir şeyler hissediyordum. Ama bir gün kocam olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Kader! Ekrandan gördüğüm adam bir meleğe benziyordu. Çok samimi biri gibi geliyordu.

- Size evlenme teklif ettiği anı merak ediyorum. Çok özel değilse anlatır mısınız?
- I.E:
Los Angeles'ta havaalanındaydım. O ise İstanbul'da. Telefonda sık konuşuyorduk o zamanlar ve şakacı biridir. "Benimle evlenir misin?" dedi. "Tabii tabii, neden olmasın?" dedim. "Ciddiyim" dedi...

- Murat Bey bu noktada size sormak istiyorum, aşk konusunda bu kadar çabuk karar veren biri misiniz? Evlilik teklifi ani olmuş gibi...
- M.Y:
Bir insanla 10 yıl arkadaşlık yaparsınız ama öyle biri çıkar ki iki ayda 10 yıllık arkadaşlıktan çok şey paylaşırsınız. Ne kadar derin hissiyatlar beslediğinize bağlı. Bir anda oluşur o durum. Samimiyet de kendini belli eder. İnsan çok zor bir varlık değil. Birbirinin aynası. Kişi kendine göre birilerini tanır, bilir, bulur. Bu da bir anda olabilir. Bizim de Imane ile öyle oldu. Her geçen gün onun yeni bir özelliğini keşfediyorum. Böyle biri olacağını anladığım için âşık oldum. Çok gizli kalmış tarafları var, her gün yeni bir tarafını keşfetmek, kalbinin bu kadar temiz olduğunu anlamak beni ona daha çok yaklaştırıyor. Bu haline âşık olmuştum, o bir yolculuktu ve o yolda devam ediyorum. Her geçen gün onu daha çok seviyor ve âşık oluyorum.

- Düşünerek edilmiş bir teklif miydi, yoksa o an içinizden öyle mi geldi?
- M.Y: Aslında resmi teklif Adana'daydı. Sosyal medyada paylaştım o anları. Imane'ın anlattığı teklif oldu elbette. Asıl teklif Adana'dakiydi.

- Adana sizin için özel bir yer. Davullu zurnalı bir tanışma organizasyonuydu o... Neden böyle tercih ettiniz?
- M.Y:
Orada ailem ve ailem gibi gördüğüm dostlarım var. Bir arada sıcak bir tanışma olsun, bir yandan da nişan yüzüğümüzü takalım istedim. Türk kültüründe olan şeyler davul, zurna. Kendi kültürüme ait şeyleri yaşamayı, yaşatmayı seviyorum. Bir şeylerin daha önceden yapılıyor olması onun eski olduğu anlamına gelmez, aksine orijinal olduğu anlamına gelir. Ben de orijinalliği seviyorum. Biliyordum ki, o da bana Fas kültürünü yaşatacak. Ben de ona kendi kültürümü yaşatmak istedim. Görmesini istedim.

- Birbirinizin zenginliğisiniz sanırım...
- M.Y:
Kesinlikle. O bana bir şey katıyor, ben ona.

AŞKTAN BAŞKA HİÇBİR BEKLENTİSİ YOK

- Geleceğiniz ve kariyerinizle ilgili neler düşünüyorsunuz?
- I.E:
Murat şu an önceliğim ve kariyerim umurumda değil. Onun yanında olmayı, onun eşi olmayı önemsiyorum. Modellik ve oyunculuk şimdilik bekleyebilir. - M.Y: Eşim için şu an aile olmak birinci önceliği. Gerisi hayatında elenecek şeyler. Her şeyini benim üzerime kurdu. Bu yüzden benim de ona daha çok yardım edesim geliyor. Oyunculuk yaptığı için birlikte oynamayı ümit ediyorum. Bir insan size her şeyini verince, gönlünü açınca, sizin de ona daha çok şey veresiniz geliyor. Imane da bana her şeyini teslim etti, onun emanetine çok iyi bakmak istiyorum. Onun mutlu olacağı her şeyi ona sunmak isterim. Sevgi hayatımızda birinci planda olduğu için gerisi teferruat kalıyor.
- İ.E: Birçok teklif geliyor kendi çevremden. Ama Murat'ı bırakıp gitmek istemiyorum. Onun yanında, onun setinde olmayı tercih ediyorum.
- M.Y: Onun bu hali bana unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor. O kadar güzel bir şey ki, sevdiğinin yanında olması. Eşim, hayat arkadaşım diyorsun, hayat arkadaşınla, onun olduğu her yerde olmak istersin. Son setimde her gün yanımdaydı.

- Bazı öğretilmiş şeyler var. Modern hayatta bize sevdiğini serbest bırakmalısın tarzı fikirler aşılanıyor. Siz, durum böyle değil, diyorsunuz...
- M.Y:
Aşk bir olmayı gerektirir. Elbette ben birim, sen birsin. Ayrı bireyleriz elbette. Ama sen bir olabildin mi? Olamadıysan böyle kurallar koyarsın ilişkine. - Sizin için ülkesini, hayatını değiştirdi. Büyük sorumluluk duyuyor olmalısınız...
- M.Y: O benim bebeğim. Onu bebeğim gibi koruyup kollamalıyım. Düşünsenize sizinle şu an Türkçe konuşuyoruz, ne dediğimizi anlamıyor, bu ülkeyi tanımıyor. Hiçbir beklentisi yok, tek beklentisi aşk. Gayet varlıklı bir aileden geliyor, babası general. Öyle biri ki, ailem onu benden daha çok seviyor diyebilirim. Böyle biriyle evli olmak çok hoşuma gidiyor. Çok iyi insanı zaten herkes sever.

- Şimdi iki kişilik bir ailesiniz. Gelecek planlarınız ne?
- M.Y:
Dört çocuk istiyoruz. İnşallah!
- İ.E: Her şeyimiz aynı. İstediğimiz çocuk sayısı bile...