Nasıl başardım?

Nasıl başardım?

Bugüne kadar yabancı girişimcilerin, ünlü figürlerin başarı öyküleri anlatılıp durdu. Artık bu topraktan çıkan, bu memleketin evlatlarının başarı öykülerini dinleme zamanı. Oyuncusundan modacısına, şarkıcısından bilim insanına, hayatın her alanından başarılı olmuş bu insanlarımıza kulak verelim. Onların tavsiyeleri belki yeni yeteneklerin önünü açacak

  • Yaşam
  • Cumartesi 30.04.2017
Engin Altan Düzyatan (Oyuncu)

Hayallerinizin peşinden koşun

15 yaşında yolumu belirlemiş ve oyuncu olmaya karar vermiştim. Üstüne Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi'nde oyunculuk okudum ve kariyerim başladı. İstanbul'a gelince doğru iş tercihleri ve sevdiğim işi yapmanın olumlu yanlarını hep hissettim. Birçok güzel projede çalışma şansı elde ettim ve yaptığım her projede yeni şeyler öğrendim. Kendimi geliştirmek için izlemeyi, okumayı ve insanları dinlemeyi hiç bırakmadım... Öğrenme ve kendini geliştirme özelliğini kaybetmeyen gençler de hayallerinin peşinden koşarlarsa başarıya ulaşırlar diye düşünüyorum.



Ece Hakim (Oyuncu, Harvard'a yüzde 100 burslu kabul edildi)

Mutlu olmak da gerekiyor

Anaokulundan beri hem okuyorum, hem çalışıyorum. Okulla birlikte oyunculuğu yürütmek elbette zorlayıcı. Yıllardır farklı dizilerde, yapımlarda rol aldım. Setin şartları ve koşullarının ağır olduğu, okula uyduramadıkları zamanlar oluyordu. Hiç uyumadan okula gittiğim zamanlar da oldu. Ama ben bu anlamda hep şanslıydım. Beni tanıyan yapımcılar, okuluma ne kadar önem verdiğimi görünce, buna hep özen gösterdi. Zorlayıcı koşullara rağmen başarıyı elde ettikten sonraki his çok tatmin edici. Mutluluktan ziyade içimde bir tatmin duygusu var. Çünkü Üsküdar Amerikan Lisesi'ne girdiğimden beri Harvard hayali kuruyordum. Mesele sadece başarılı olmak değil, mutlu olmak da gerekiyor. Okul başarısı insanı keyiflendiriyor ama kendini bir sahnede izlemek, sanatsal bir faaliyette bulunmak, ders dışında bir şeyi başarmak insanı çok farklı şekilde mutlu ediyor. Bir öğrencinin de başarılı olmak için mutlu olmaya ihtiyacı var. Yaşıtım olan öğrenciler haftada 20 saati ders çalışmaya ayırabilirken, ben bunun yarısı kadar zamanı ayırabiliyordum. Hem seti hem okulu idare edebilen biri olarak herkes sevdiği bir şeye vakit ayırabilir diye düşünüyorum.



Bünyamin Aydın (Les Benjamins'in kurucusu)

Küçük adımlarla ilerliyorum

Almanya'da doğdum, İsviçre'de eğitim aldım ve şimdi İstanbul'da yaşıyorum. Birçok farklı kültüre tanık olmuş biri olarak 2011'de sokak giyim moda markası Les Benjamins'i kurdum. Markamın DNA'sını da bu kültür zenginliğinin üzerine oluşturdum. Bu da başarımızda büyük etkiye sahip. Markayı kurduğum günden beri kafamda büyük hedefler olmasına rağmen, küçük adımlarla ilerliyorum. Geçen beş seneye bakacak olursam, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, attığımız sağlam adımlar beni hedefime çok yaklaştırdı. Yola sadece tişört ve sweatshirt tasarlayarak çıkmama rağmen ilk andan itibaren aklımda Les Benjamins'i bir dünya markası olarak şekillendirmek vardı. 2016'da Milano Moda Haftası'nın resmi takvimine girerek bu yönde ilk adımımızı atmış olduk. Nike'ın geçen mart ayında 'Revolutionair' olarak adlandırdığı tüm dünyadan seçilmiş 12 tasarımcıdan birisi olarak, Nike'a ayakkabı tasarlamak da gerçekten çok gurur vericiydi.



Ayşe Hatun Önal (Şarkıcı)

Püf noktam işimdeki titizliğim

Başarının ilk adımı kendinize inanmaktır. İkinci adımı ise a'dan z'ye işinizin başında olmaktır. Kendi adıma söyleyeceğim püf noktası ise işimdeki titizliğim. Aceleye getirmeden, tüm şarkıların üzerinde titizce çalıştığım bir dönemdeyim. En son noktada iç sesimin "Tamam, oldu" demesi gerekiyor. Bu içimdeki sesi duyana kadar defalarca yeniden başlıyorum. Bunun için ne kadar enerji veya zaman sarf ettiğimin hiçbir önemi olmuyor. İstediğim şeyi başarmış olmanın verdiği hazzı hiçbir şeye değişmem. Başarı ne ifade ediyor derseniz de, benim için verdiğiniz emeğin karşılığını görmeyi ifade ediyor diyebilirim. Herkes yapamayacağını söylese de senin asla kendine olan inancını kaybetmemen gerekir.



Prof. Dr. Ömer Özkan

İyi anılmak kadar değerli bir şey yok

Türkiye'de bir işin ilkini yapmak diye bir hedefiniz olur ama hayatınız boyunca tüm vizyonunuz bu olamaz. Biz Türkiye'de ilk kol naklini 2010 yılında yaptığımızda, Antalya'yı herkes turizm merkezi olarak tanırken, Akdeniz Üniversitesi zaten Avrupa'nın en iyi organ nakli merkezlerinden biriydi. Yoksa biz tesadüfen böyle bir başarı elde etmedik. Ondan önce de kendi mesleğimizle ilgili çok çabamız oldu. Sadece nakillerle bu noktaya geldiğimi düşünmüyorum. O çok önemliydi, hedeflerimden biriydi ama yolculuk bitmez. Bu benim gönül işim, çok severek yapıyorum. Bir şeyler başarmak çok keyifli bir his. Ameliyata girdim, bir çocuğun parmağını yerine diktim, o ailenin mutluluğunu düşünün. Bir süre sonra size "Allah razı olsun" diye gelmiş insanları düşünün. Bunların hazzı çok farklı. Bizim işimizde bize küfür edenden çok minnet duyan insanlar var. İyi anılmak kadar değerli bir şey yok. Herkes iyilik yapmak ister. İşiniz yoluyla iyilik yapabilmek çok harika bir his.



Hakan Baş (İş adamı-girişimci)

Fırsat gördüğüm alana girmeden duramıyorum

Bana göre, sizi mutlu eden hayata ne kadar yakınsanız o kadar başarılısınızdır. Beni, yeni fikirler üretip hayata geçirmek ve mevcut pazarlarda farklılık yaratan projeler çıkarmak mutlu ediyor. Fırsat gördüğüm alana girmeden duramıyorum; sanırım bu yüzden beş senede 16 şirket kurduk. Ne iş yapıyorsak her zaman en iyisini yapmak için yola çıkıyoruz ve bu yolda her anlamda çok çalışıyoruz. Her iş kararımda hakkaniyet ve mantık ana kriterlerimdir. Profesyonel sporculuk geçmişimden gelen takım oyunculuğu ve liderlik özelliklerimin iş hayatımda da bana büyük avantaj sağladığını düşünüyorum. Doğru ve dürüst iş yapmanın uzun vadede en önemli başarı sırrı olduğunu düşünüyorum.



Ümmiye Koçak (yönetmen)

Hayat zor ama lezzetli be yavrum

Bugünlere gelebilmek için çok çalıştım. Bugün şalvarımla lastik ayakkabımla dünyayı gezmiş köylü bir kadınım. Özellikle reklam filminden sonra daha çok insana sesimi duyurdum. Tiyatro oyunlarımı, filmimi daha fazla kitleye ulaştırmak için çağrı yaptım. Çok güzel tepkiler aldım bu çağrıma. Bir sürü belediyeden talepler geldi. Birçok festivale davet edildim, filmimi daha fazla insan izliyor. Hâlâ da desteğe ihtiyacım var. Filmim daha çok izlensin daha büyük kitleye ulaşayım istiyorum. Özellikle gençlerin beni dinlemek istemesi ve üniversitelere çağırması çok hoşuma gidiyor. Gençlere tavsiyem, kendilerini boş vermesinler, bıkmasınlar, vazgeçmesinler, yılmadan çalışıp mücadele etsinler. Azimden hiçbir şey kaçamaz. Hayat zor ama zor olan şey de lezzetli be yavrum. Hayal etsin ve peşinden gitsinler.



Ayşe Begüm Onbaşı (Milli jimnastikçi, dünya şampiyonu)

Doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde çalışmak

Sporu hayatınızın içinde yaşam felsefesi olarak benimsemeniz ve çalışmalarınızı taviz vermeden devam ettirmeniz gerekiyor. En küçük aksama başarınıza olumsuz yönde yansıyor ve telafisi mümkün olmuyor. Spor ve özel yaşamın birlikte uyum içinde devam etmesi gerekiyor. Antrenmanlar, beslenme, okul ve ders başarısı, aile yaşantısı, arkadaşlar ve arkadaşlıklar, şımarmadan birlikte yürümeli. Bütün bunların dengesini sağlayabildikten sonra, spor da sizde olanı size daha da büyüterek fazlasıyla geri veriyor. Spor sizden disiplin isterken size de disiplin katıyor. Çalışmadan ne kadar yetenekli olursanız olun, bir yere kadar gelebiliyorsunuz. Benim sporla en fazla büyüttüğüm ve kendimi geliştirdiğini düşündüğüm faktörler ise disiplin ve özverili çalışmaktan oluşuyor. Hayatımın bir parçası olan spor vizyonumu ve misyonlarını değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor. Başarının sırrı ise özveri-azim-hırs, doğru yerde doğru zamanda doğru şekilde çalışmaktan oluşuyor... Yani bütün mesele çalışmak, çalışmak daha da çok çalışmak...



Bubi (Ressam/Heykeltıraş)

Sürüye katılmamaya çalıştım

Resim çizmek, heykel yapmak benim için her zaman farklı bir şeydi. İlaç kutularından roket yapıp uçurduğunu hayal eden bir çocuk gibi, ben de kendimce resimler yapıp durdum. Oyun oynamanın yanı sıra biraz da terapiydi benim için... Resim yaparken dış dünyadaki davranışlarımın aksine, olması gerektiği gibi davranmıyordum. Bir yerde, kendimle baş başa kalabildiğim, düşünüp taşınmadan, istediklerimi yaparak yaşayabildiğim tek yer burasıydı. Kısaca özetlemem gerekirse bu alan benim için kurtarılmış bir bölgeydi. Evet, zaman içinde bu kurtarılmış bölgeyi özellikle evcilleşerek-ehlileşerek kirletmemeye çalıştım, yani olması gerektiği gibi olmamaya çalıştım durdum. Her şeyin üniform olmaya yönetildiği bir dünyada, mümkün mertebe sürüye katılmamaya çalıştım.



Simge Sağın (Şarkıcı)

Hep daha iyi olmak

Başarının sırrını üç ana başlık altında toplayabilirim: Çok çalışmak, inanmak ve doğru ekip. Bu zamana kadar 'iyi olmaya değil, her zaman daha iyi olmaya' odaklandım. Kendime inanmaktan ve iç sesimi dinlemekten bir an olsun vazgeçmedim. Çalışmaya ve içimden geleni yapmaya devam edeceğim.



Cüneyt Asan (Günaydın restoranlarının kurucusu)

İnandım, sevdim, çalıştım

İnanmak, sevmek ve çalışmak. Bu üçü bir araya gelirse başarıyı elde edememek imkânsız. 1960'lı yıllarda Erzincan'ın küçük bir köyünden İstanbul'a göç eden ve maddi imkanları çok az olan bir ailenin çocuğuyum. Ailem İstanbul'a geldiğinde Bostancı'daki bugünkü lunaparkın olduğu mahalledeki bir gecekonduya yerleşti. İlkokul dönemimde maddi yönden zor bir dönem yaşıyorduk. Bu durum beni rahatsız etmekteydi çünkü okulda yardıma ihtiyacı olan biri olarak görülüyordum. Ben de okulu bırakıp aileme destek olabilmek için çalışmam gerektiğine inandım. Ertesi gün Bostancı'daki kasaplar çarşısına gittim. Orada gezinirken küçük bir kasap dükkânının önünde oturan bir amca bana "Ne geziyorsun burada?" diye sordu. Ben de iş arıyorum deyince kolumdan tutup dükkânın içine soktu ve 'hadi çalış' deyip paspası verdi elime. Tam olarak istediğim işin ne olduğunu bile bilmeden uzun bir süre dükkânın temizliği ve et almaya gelen müşterilerin poşetlerini arabalarına taşıma işini yaptım. Bir dönem dükkandaki ayak işleri, getir götürü yaptıktan sonra benim için dönüm noktası olacak yere kasap reyonun arkasına geçtim ve etle ilk defa orada tanıştım. 15 yaşıma geldiğimde de fark ettim ki, bu iş benim için bambaşka ifadeler içeriyordu. İşimi çok seviyordum ve sanki dünyaya bu iş için gönderilmiştim. Eti herkesten farklı tutuyor ve başka türlü kesiyordum. İşimi herkesten farklı yaptığım için ve ete gereken ilgiyi gösterdiğim için müşterilerimiz çok memnun kalmaya başladı. Çevremizdeki diğer kasaplara göre işlerimiz çok daha iyiye gitmeye başladı. Ben herkesten önce dükkânı açıyordum ve akşam herkesten sonra dükkânı kapatıyordum. Ustam işe olan aşkımın farkındaydı ve bana çok güveniyordu. Bir çalışan olarak ustama dükkânın ismini değiştirmeyi diğer kasaplardan ayrışacak farklı bir isim koymayı önerdim. O günkü Günaydın gazetesinden esinlenerek dükkânın isminin Günaydın Kasap olması gerektiğini söyledim. Ustamda önerimi kabul ederek dükkânın ismini Günaydın Kasap olarak değiştirdik. Bugün çalıştığı işyerinin ismini değiştirebilen kaç kişi vardır merak ediyorum.



Cedi Osman (Basketbolcu)

İlk kural hayal kurabilmek

Bu dünyada hayal kurabildiğiniz oranda başarılı olursunuz. Ben insanın gözünü kapatınca göremediği hiçbir başarıyı elde edemeyeceğini düşünürüm. Başarılı olmanın ikinci ama bence en önemli kuralı da hayallerin peşinde koşabilecek kararlılığa sahip olmaktır. Çünkü peşinden koşmadığınız hiçbir hayalin değeri yoktur. O yolda karşınıza çıkan zorluklar, çabalarınız, üzüntüleriniz, sevinçlerinizdir zaten başarıyı değerli kılan. Ben hayatım boyunca, ailemin de desteğiyle hep hayallerimin peşinden koştum. Onlar da hep yanımda oldular. Benim kariyerim için ülke değiştirdiler, yeni bir hayat kurdular. Başarı mutlu ortamlarda büyür; Anadolu Efes Spor Kulübü'nde ve sosyal çevremde de hep mutlu, hep bana inanan insanlar oldu. Kariyerimin bu noktasına kadar olan süreci bu şekilde özetleyebilirim. Şunu da eklemek gerekiyor; bugüne kadar hem Anadolu Efes Spor Kulübü'nde hem de Milli Takım'da yaptıklarım benim için çok değerli. Ama ben inanmaya, hayal kurmaya ve hayallerimin peşinde koşmaya devam ederek, çok daha büyük başarılara imza atmak istiyorum.



Azra Kohen (Yazar)

Yılmamak ve vazgeçmemek

Kendimize "Başarı nedir?" diye sormamız lazım. Kendimi hiçbir zaman başarılı hissetmedim çünkü benim başarı ölçüm yaşama sahip çıkmakla ilgili. Sahip çıkabildiğin yaşamın çokluğu kadar başarılısın, o yaşam nerede ve kimde bedenlenmiş olursa olsun seçimlerin yaşamın yanında olmalı, karşısında değil. Fi, Çi, Pi'yi okumayıp bir aşk hikayesi sananlar ne demek istediğimi anlayamazlar ama okuyanlar bilir. Aslında parazitik yaklaşımdan sıyrılmış, 'tükettiğini üreten' insanın, yaşama sahip çıkma yolculuğunu anlatmaktayım. Hayatımdaki tek başarı ölçüsü kendimi okutabiliyor olmam olabilir. Kitaplarımın bir sürü kişiye ulaşmasınınsa ana iki nedeni var. İlki yılmamak, ikincisi ise vazgeçmemek. Anlatmak istediğimi anlatmak, fark ettirmek istediğimi fark ettirebilmek için vazgeçmiyorum. Anlatmak zorunda hissettiğim şeylerin yuvasıdır hikayelerim. Hayatı iyileştirmek zorundayız. Ve bu öyle bir zorunluluk ki, insanlığımız bu değişimleri yapabiliyor olmamıza bağlı.



Ekrem Yalçındağ (Ressam)

İlgimi çeken şeyin peşinden gittim

Galiba 'başarı' kavramların en göreceli olanı. Alman sanatçı Martin Kippenberger'in (1953-1957) bir röportajında "Başardım" dediği anda başarı kavramını sorgulamaya başladığını söylediğini hatırlıyorum. Ben kendi adıma ilgimi çeken şeyin peşinden gittim. Yaptığım şeyleri anlamadığım zamanlarda bırakıp-terk etmek yerine "Neden anlamıyorum?" diye peşine düştüm. Tekrarlarla bir dil oluşturup bu dille anlam zenginliği yaratmaya çalıştım. Konuşacak bir diliniz varsa resim bazen yıllarca kafada kurmanın sonucunda bazen de bir anda ortaya çıkıyor. Galiba işin sırrı konuşacak bir dile sahip olmakta yatıyor.



Doğuş Çabakçor (dj)

İyi bir aile yaşantısı önemli

Eğer başarılıysam bunun en büyük sebebi eşim Begüm, oğullarım Aslan ve Kaplan'dır. Başarının peşinden koşarken iyi bir aile yaşantısı insanın hedeflerine odaklanmasında çok büyük etken oluyor. Daha sonrasında işim konusunda hırsım ve mevcutla hiçbir zaman yetinmemem diyebilirim sanırım. Hırsımdan çok gece uykusuz kaldım... Ve unutmadan; 'hayır' demeyi de çok öncelerde öğrenmemin büyük faydalarını gördüm. İşimle ilgili kendimden emin olduğum konular için asla ikileme düşmedim ve 'hayır' demeyi başarabildim.



Seçkin Pirim (Heykeltıraş)

Aşk, disiplin ve inanmak

Başarmak, hedeflerinin sonucuna ulaştığında kullandığın bir sözcük. Hedeflerim her geçen gün çoğaldığı için tam anlamıyla bu kelimeyi kullanmam doğru olmaz. Sanatçıya sormuşlar şu ana kadarki yaptığınız en muhteşem yapıt nedir diye. Cevap: Henüz yapmadım. Ama şu ana kadar koyduğum hedefleri başarmış sayıyorum kendim için. Büyük ya da küçük. "Nasıl?" diye sorarsanız ne yazık ki matematiksel bir formülü yok. Ama benim için başarıya giden yol disiplinden, aşktan ve inanmaktan geçer. Şu ana kadarki hedeflerimde yola çıktığım ve cebime koyduğum üç sözcük bu. Disiplin: Bunu en iyi kendi ruhun bilir, kendine sor ve uygula. Aşk: Yaptığın işe aşık ol. Değilsen yapma. Kimin ne düşündüğü için değil aşık olduğun için yap. İnanmak: Sonuçlarına ve olacağına değil kendine ve yürüdüğün yola inan, samimi ol. Bunlar size söylediklerim değil, kendime söylediklerim...