‘Bir dolu yağdı diye iklimler değişmez’

‘Bir dolu yağdı diye iklimler değişmez’

Prof. Mikdat Kadıoğlu dolu felaketini yorumladı: Bir günlük doluya bakarak ‘İklim değişti’ denmez. 100 yıllık ortalamaya bakılır. Dolu doğanın bahçıvanıdır. Tabiatın bir dengesi var

Türkiye perşembe akşamı bir doğal afetle yüzleşti. Edirne'de başlayan dolu, İstanbul'da afet boyutuna ulaştı. Fırtına, şiddetli yağış ve İstanbulluların daha önce hiç karşılaşmadığı büyüklükte dolu taneleri, İstanbul'da kabus gibi dakikalar yaşanmasına yol açtı. Arabaların ve evlerin camları kırıldı, vinçler devrildi, bir mezarlığın duvarı yıkıldı, binaların dış cepheleri hasar gördü ve insanlar yaralandı. Yaşanan "İklimler değişiyor" yorumlarını ve böylesi bir hava olayının neden yaşandığını, Türkiye'de konunun uzmanı birkaç isimden biri olan Prof. Mikdat Kadıoğlu'na sorduk. İşte anlattıkları:

HAVANIN 4 MEVSİMDEN HABERİ YOK

4 DEĞİL 2 MEVSİM VAR: İlkbahar, yaz, sonbahar, kış mevsim tanımı meteorolojik bir tanım değil. Biz bunları tanımlamışız ama havanın bundan haberi yok. 4 tane mevsim belirlemişiz ve havanın buna uymasını bekliyoruz. Uymayınca da 'Mevsimler gecikti' diye feryat ediyoruz. 2 tane mevsim vardır. Bir yaz ve bir kış. Bir de bunların geçiş dönemleri vardır. Bu da 3 ay değil değişkendir. İnsanların beklediği ile gerçekleşen her zaman aynı değildir. 21 Haziran'da güneş çıkacak diye bir garanti yoktur.

İKLİM KAOTİKTİR: Günlük hava olayları ile iklim değişikliği çok farklı. İklimin çalışma tarzı kaotiktir. Bir günlük doluya bakarak iklim hakkında konuşulamaz. İklim değişikliğinden bahsetmek için 100 yıllık ortalamaya bakmak lazım.

KİMSE TEDBİR ALMADI: Bu dolu öngörülmüştü. Bu fırtınanın Edirne'den girdiğini herkes duymuştu. Balkanlar'dan İstanbul'a doğru geldiği biliniyordu. Meteoroloji radarında görülüyor. Ama kimsede davranış değişikliği olmadı. Herkes işinden evine gitti. Kimse bir saat bekleyeyim demedi. Ben Twitter'dan "Olduğunuz yerde kalın" diye yazdım. Tatbikat ve eğitim lazım. Bu tür afetlere başka türlü hazırlanılamaz.


Kadıoğlu: Aralık ayına kadar devamı gelebilir. Dolunun mevsimi bunlar...

DOLU ORMANIN BAHÇIVANIDIR

TEKRAR EDEBİLİR: Bu bulutun tabanı 300 metreden başlar 10 kilometreye kadar çıkar. Bunun içinde o kadar kuvvetli bir hava hareketi var ki... Dolular birkaç kez bu bulut kütlesinin içinde dolaşır. O yüzden dolu taneleri kat kattır. Bu dev kütle doluyu taşıyamadığı zaman aşağı düşer. Aralık ayına kadar devamı gelebilir. Dolunun mevsimi bunlar.

AĞAÇLARI BUDAR: Dolu doğanın bahçıvanıdır. Bahçıvanlar ağaçların kırık, kuru, çürümüş, aşırı uzamış dallarını budar. Dolu da ormanlardaki ağaçları budar. Böyle bir görevi de vardır. Doğanın kendi içinde bir dengesi var. Bunlar olacak, hatta daha da fazla olacak.

'ALTYAPI 100 YILIN EN BÜYÜK YAĞIŞINA GÖRE OLMALI'
Şehir selleri bütün dünyada artıyor. Altyapıyı 100 yılın en büyük yağışına göre yapmamız gerekir. Çevre yollarını da en şiddetli yağışa göre yapmamız gerekir. Almanlar her mazgalın altına yeni bir mazgal inşa ediyor. Japonya'daki tünellerin altından metro geçer. Dünya bu konuda hızla tedbir alıyor. Biz de şehirlerimizin altyapısını buna göre yapmalıyız. İstanbul'da bir tane Kandilli'de metoroloji istasyonu var. Bu konuya daha çok eğilmeliyiz."