Sezaryeni düşürmek için doğumu anlamak şart

Sezaryeni düşürmek için doğumu anlamak şart

Doğal doğum çalışmalarıyla ünlenen Dr. Odent’e göre; kadınların doğum sürecindeki kaygıları, doğumhanedeki konuşmalar, yoğun ışık ve anneye sorular yöneltilmesi sezaryeni artırıyor. Loş ışık ve sessizlik çok önemli

Dünyada ilk suda doğumu gerçekleştiren 87 yaşındaki Fransız Dr. Michel Odent, sezaryen oranlarını düşürmek için doğum sürecini anlamanın şart olduğunu söyledi. İngiltere'nin başkenti Londra'daki Primer Sağlık Araştırma Merkezi'nin kurucusu olan ve 12 kitabı 22 dile çevrilen Odent dün İstanbul'daydı. Daha önce Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Etlik Zübeyde Hanım Sağlık Uygulama Araştırma Merkezi'nde "Suda Doğum Kliniği" açılışına katılan Odent, dün Medipol Üniversitesi'nde bir konferans verdi. Odent, "Eğer doğum yapan kadının temel ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaksızın sezaryen oranlarını düşürmeye çalışırsak bunun sonucunda göreceğimiz şeyler daha fazla kaza olacaktır" diyor. İşte Odent'ten satırbaşları:

BEBEĞİN BAĞIŞIKLIĞI İÇİN ÖNEMLİ
Gebe kadınların doğum sürecindeki kaygıları sezaryen oranlarını artırıyor. Doğumhanedeki konuşmalar, yoğun ışık ve anneye sorular yöneltilmesi gebelerde kaygıya neden oluyor. Sessizlik ve loş ışık önemli.
Doğar doğmaz bir bebeğin annenin tanıdık mikroplarıyla mı yoksa başkalarının tanıdık olmayan mikroplarıyla mı tanıştığı çok önemli. Çünkü bunlar bebeğin bağışıklık sistemini oluşturacak. Doğmak mikroorganizmalarla tanışmak demek. Bir bebeğin bunlar ile ne şekilde tanıştığı gelecekteki sağlığı açısından belirleyici bir etkendir.
Eğer doğuran anneyi rahatsız ederseniz anne yavrusuna bakmaz. Bir memeli sezaryen ile doğum yaparsa yavrusuna bakmaz. Çok basit. İnsanlarda durum sadece içgüdülerle yönetilmediği için daha karmaşık.
Dünyada birçok kadın bebeklerini doğururken salgılayacakları aşk hormonunun ilaçlar tarafından bastırıldığının farkında değil. İlaç kullandığınız zaman doğal hormonların salgılanmasını engellersiniz. Bugün dünyada bebeklerini doğururken aşk hormonu salgılayan kadınların sayısı giderek sıfıra yaklaşıyor.
Yeniden keşfetmemiz gereken şey doğum ortamının sessiz olmasını ve mümkün olduğu kadar konuşulmamasını, özellikle de soru sorulmamasını sağlamaktır.
İnsan olmanın gereği tabii ki normal olarak doğmamız lazım. Kadının hormonal akışının da normal olduğunu kabul ediyoruz. Anneden gelen mikroplara sarılmış olarak bebeğin dünyaya gelmesi daha iyi. Ama dikkatli olmak lazım, yegâne amacımız sezaryen oranını düşürmekse iş değişir. İlla ki normal yol ile gerçekleşmesi güçlük olan doğumlar olacaktır. Öncelik doğum sürecini baştan sona anlamak.
Doğum sürecinde kadını nasıl rahatsız etmeyeceğimizi öğrenmeliyiz. Eğer doğum yapan kadının temel ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaksızın sezaryen oranlarını düşürmeye çalışırsak bunun sonucunda göreceğimiz şeyler daha fazla kaza olacaktır.
Doğum esnasında kadınla konuşulan dil, ortamdaki ışık, birilerinin kendisine baktığı his, etrafında bir tehlike olduğu his gibi etkenler doğumu olumsuz etkiler.